Emre İlk Erkeğimdi – 2

Emre ile yaşadığım ilk deneyimimi sizlere anlatmıştım. İlk deneyim sonrası birkaç gün boyunca arkamda ağrı ile dolaştım. Bir yandan da içimde artan bir pişmanlık hissi vardı. “Neden bunları yaşadım, ya Emre birilerine bunları anlatırsa ben ne yaparım?” şeklindeki sorular sürekli zihnimi kurcalıyordu. Belki aktif olarak bir kez de ben Emre’yle birlikte olabilseydim bu sorular kafamı bu kadar kurcalamazdı. Gerçi yaşadıklarımızı düşündükçe aktif olamamak beni üzmüyor, hayal ettikçe yaşadıklarımızı Emre’nin içimde oluşu, onun ağırlığı altında ezilmek ve o sıcaklığı içimde hissetmek geliyordu aklıma. Aradan bir hafta falan geçmesine rağmen Emre ile bu konuda hiç konuşmamış hatta birbirimize yakın olmamıştık. Bir gün etrafta kimse yokken bana geldi ve “Seninle yaşadıklarımız hiç aklımdan çıkmıyor, lütfen tekrar birlikte olalım bunun seninle aramızda kalacağını çok iyi bilmeni istiyorum” dedi. Direkt olarak “Hayır, bunu bana bir daha sakın teklif etme!” dedim. Çok şaşırdı, kızardı, ne yapacağını, ne söyleyeceğini bilemedi. Yanından ayrılmadan öylece durdum. Bir süre ne söyleyeceğini düşündü kafasındakileri toparladı ve “Şimdilik tekrar birlikte olmayı kabul etmesen de bil ki sen ne zaman istersen ben seni istiyor olacağım. Ve yine söylüyorum ki her şey sonsuza kadar aramızda kalacak.” dedi. Bu cevaptan çok hoşnut olmuş reddedilmesine rağmen bu şekilde konuşması beni çok rahatlatmıştı. “Sırrımız olarak kalacağına güvenmek istiyorum ama bunu bir daha yaşamak da istemiyorum.” dedim. Aradan haftalar geçti ama bu süre zarfında sürekli yaşadıklarımızı hatırlıyor, içten içe aynı zevki tekrar yaşamak istiyordum. Kendimi frenlemek içinse elimden geleni yapmaya çalışıyordum. Sonra yavaş yavaş direncim kırılmaya başladı. Banyoda gizliden gizliye kendime bir şeyler sokmaya başladım ilk tecrübemi hayal ederek. Bu arada Emre ile aynı ortamlarda da bulunuyorduk. Çaktırmadan bana bakışları beni kışkırtıyordu. Evde yalnız kaldığımda ilk giyinme denemelerim başlamış oldu. Siyah ince çoraplar giyinip kendime bir şeyler sokarak tatmin olmaya başladım ama hiçbiri gerçeğinin yanına bile yaklaşamıyordu. Bir gün dört beş arkadaşla birlikte Yusuf adında bir arkadaşın evine gittik. Emre de vardı bu arkadaşların arasında. Bir süre sonra Emre, ben ve ev sahibi olarak Yusuf kalmıştık ki evde, ev telefonu çaldı. Yusuf telefona bakmak üzere oturma odasına koştu. Arayanın gelen seslerden şehir dışından dayısı olduğunu anlamıştım ki, uzunca bir sohbete daldılar. Emre ile sürekli aynı ortamlarda olmamıza rağmen pek yakın olmuyorduk normalde ama bu kez yalnız kalmıştık. Hiçbir şey konuşmadan uzun uzun beni süzdü gülümseyerek. Aslında hoşuma gitse de ayağa kalktım gözlerimi kaçırmak için ve arkamı dönüp pencereye doğru yürüdüm ve perdenin arkasından sokağa bakmaya başladım. İçerden hala Yusuf’un telefonla konuştuğunun sesi duyuluyordu. Ben sokağı izlerken arkadan yılan gibi süzülerek dibime geldiğini fark etmedim. Elini kalçamda hissettiğimde havaya sıçradım ve bir adım kaçarak “Ne yapıyorsun Emre, delirdin mi? Ya içeri Yusuf girse birden ne olur? Ne anlatırız?” dedim. Gülümsedi ve “ Korkma evde Yusuf’tan başka kimse yok, o da hala telefonla konuşuyor.” Hem Yusuf olmasa demek izin verir miydin sana dokunmama? Tek problem Yusuf mu?” dedi. Aslında haklıydı. Ben de istiyordum ama günah, insanlar duyar, duyarsa ne der, ben ne yapıyorum mevhumlarıydı beni frenleyen ama içten içe de kendime engel olamıyordum. “Emre ben de çok istiyorum ama bunu yapmamız da doğru değil.” dedim. “Eğer sen de aktif olmak istiyorsan kabul ediyorum.” dedi Emre. Meselenin o olmadığını söyledim. “O halde sen de istiyorsan kabul et.” dedi. “Peki” dedim. “Kabul ediyorum ama son kez olacak fakat ayaküstü hızlı bir kaçamak olmasın, uzun uzun yaşamak istiyorum bunu.” dedim. Anlaştık Emre’yle. Fakat yer problemi vardı. Emre ailesinin bir düğün için iki hafta sonra şehir dışına çıkacağını abisiyle yalnız kalacaklarını hafta sonu gündüz abisi evde olmayacağı için evlerini kullanabileceğimizi söyledi. İki hafta sonra Emre’nin ailesi Cuma gününden şehir dışına çıktı. Cumartesi sabah erkenden buluşacaktık Emreyle. İçim içime sığmıyor, büyük bir heyecanla Cumartesi sabahının olmasını bekliyordum. Cumartesi sabahı erkenden kalkıp duşumu aldım giyinip Emrelere gittim. Eve vardığımda abisiyle kahvaltı yapıyorlardı. Beni de davet ettiler masaya. Beraber kahvaltı yapıp, sohbet ettik. Emrelerin giyim mağazaları vardı ve Ahmet abi de bu mağazaya bakıyordu. Emre’ye evden çıkmadan gün içerisinde dükkana uğrayıp uğramayacağını sordu. Emre de arkadaşlarla plan yaptığımızı uğrayamayacağını söyledi. Ahmet abi de tamam keyfine bak o zaman, ancak ben de akşam iş çıkışı kız arkadaşımla buluşacağım geç gelebilirim, hatta hiç gelmeyebilirim sorun olur mu dedi ve güldü. Biz de güldük. Emre de “Yok abi ne sorun olacak, sen de keyfine bak.” dedi. “Tamam sorun olmaz, tek kalırım evde diyorsan akşam ben yokum” dedi ve evden çıktı. Böylece gece de bize ait olmuştu. Ahmet abi çıkar çıkmaz Emre “Hadi” dedi. Birlikte hemen Emre’nin odasına geçtik. Üzerindeki pijamasının üstünü bir çırpıda çıkardı ve pijamasının altını çıkaracakken elini yakaladım. Bu kadar acele etme bütün gün zaten bizim olacak biraz sabırlı ol deyip elinden tutup yatağa oturttum. Yanına oturarak biraz konuşalım dedim. “Olur.” dedi sadece. İlk birlikteliğimizden sonra çok suçluluk duygusu yaşadığımı, ayrıca sırrımızı açığa vermesinden de çok korktuğumu fakat yaşadıklarımızdan da çok zevk aldığımı fakat sırf bu zevki son kez yaşayıp bir daha bu şekilde bir şey yaşamamam gerektiğine karar verdiğimi söyledim. Emre ise sırrımızı kesinlikle açığa vermeyeceğini bunun benim için olacağı kadar kendisi için de riskini hatırlattı ve rahat olmamı söyledi. İlk ilişkimizden sonra beni hayal ederek defalarca mastürbasyon yaptığını ve aklından çıkmadığımı söyledi ve bir şey soracağını ama kızmamamı istedi. Sormasını istedim. “O gün hiç kalkmamıştı sikin, her zaman mı öyle yoksa o günlük mü bir şeydi?” dedi. “Açıkçası ben de bilmiyorum en başta heyecandan diye düşündüm ama sonra sen içime girdikten sonra çok zevk aldım ve kalkıp kalkmamasını umursamadım” dedim. “Peki bugün sence kalkacak mı, sen de beni sikmek istiyor musun?” dedi. Aslını istersen sadece seni içimde istiyorum ama sen de hissetmek istiyorsan denerim dedim. Hayır sen istemezsen ben sadece seni sikmek erkeğin olmak istiyorum dedi. Evet sadece erkeğim ol o zaman dedim. Karım olduğuna göre sana bir de isim bulalım dedi Birkaç isimden sonra Işıl da karar kıldık. Tüm bu konuşmalar ateşimi yükseltmişti. Emre’de eliyle pijamasının içine elini soktu ve sıvazlamaya başladı. Bak nasıl da sabırsızlanıyor, daha fazla bekletme bunu dedi. Geçen sefer denememe rağmen yapamadığım şeyi bu kez gerçekleştirmek istiyordum. Elimle pijamasını sıyırdım ve aletini ortaya çıkardım. Hafifçe yan uzanarak Emre’nin aletini öpmeye başladım. Başlangıçtaki korkak öpücüklerimi hafif dil darbeleri takip etti. Elleriyle başımı tuttu ve kendine doğru bastırmaya başladı. Yala aşkım bunu ne kadar istediğini göster bana köküne kadar yala dedi. Emip yalamaya başladım. Çok güzel işte böyle ama dişlerini kaçır canımı acıtmadan yala kadınım dedi. Bir süre daha yaladıktan sonra beni doğrulttu ve üzerimdekileri çıkardı. Karnımın altına bir yastık koyarak yatağa yüzüstü uzanmamı sağladı. Arkama geçerek kalçalarımı iki yana ayırdı ve orta parmağını iyice tükürükleyerek içime sokmaya ve bir taraftan da sırtımı, kalçalarımı öpmeye başladı. Bir süre deliğimi alıştırdıktan sonra doğruldu ve arkama geçti. Aletinden akan sıvılar iyice ıslatmıştı başını. Deliğime getirip dayadı ve kendini kasma kadınım bak nasıl da hoşuna gidecek dedi ve yavaşça yüklenmeye başladı. Sanırım kendimi tatmin etmelerim faydasını göstermiş olsa gerek ilkinde yaşadığım acıdan eser yok hafifçe bir acıyla zevk duymaya hemen başlamıştım. Emre’nin gidiş gelişleri giderek hızlanmış ben de inlemeye başlamıştım. Hem böyle zevkten inliyor hem de erkeğini reddediyorsun değer miydi beni bu kadar reddedip bekletmene, bak nasıl da hoşuna gidiyor halbuki” dedi. “Hayır, haklısın erkeğim” dedim. O haldeyken, zevkin doruklarındayken başka ne denebilirdi. Bundan sonra ben ne zaman istersem bana yani kocana siktireceksin bu götü değil mi kadınım dedi. Evet, evet erkeğim bu göt senin , ne zaman istersen sikeceksin dedim. Bunları söylerken Emre iyice hızlanmış azgın bir hayvan gibi pompalamaya başlamıştı. Başlardaki nazik giriş çıkışlar yerine köküne kadar sokuyor hızla pompalıyordu. Sonunda elleriyle omuzlarımdan tutup beni kendine doğru çekerek içime boşalmaya başladı. Erkeğimin altında zangır zangır titriyor, içimde kasılıp gevşeyen sikinin tadını çıkarıyordum ki Emre doğrulmaya yeltendi. Sakın çıkma tadını çıkarmak istiyorum. Lütfen çıkma erkeğim dedim. Bütün ağırlığıyla üzerime bıraktı kendini. Hala derin derin nefes alıyor aleti içimde kasılıp gevşiyordu. Bir süre öyle dinlendikten sonra aleti ufalmış ve içimden kendiliğinden çıkmıştı. Emre de yatağa doğru kendini bıraktı sırtım ona dönük şekilde ben de yan döndüm ve arkadan bana sarıldı. Bunun harika olduğunu ve kesinlikle bir kızdan daha sıkı daha güzel olduğumu söyledi. Kalçalarımı okşadı omuzlarımı ve boynumu öptü. Uzun süre yatakta oynaştıktan sonra kalkıp banyoya girdi. Bende arkasından banyoya yöneldim ve beraber duş alıp banyodan çıktık. Üzerimi giyecektim ki Emre “Madem benim kadınımsın, bir kadın gibi giyineceksin” dedi ve dolabından bir poşet çıkararak bana uzattı. “Beni bu denli mutlu eden kadınıma bazı hediyelerim var.” dedi. Poşetin içerisinde iç içe poşetlenmiş kadın kıyafetlerini çıkarmaya başladım. Emre giyim mağazalarından bir kadının ne tür giysilere ihtiyacı olursa hepsini getirmişti. Siyah renkte dantelli bir kilot, beyaz renkte dolgulu bir sütyen, siyah ince çoraplar, kırmızılı, ekose, pileli kolej eteği ve beyaz renkte saten bir gömleğin yanı sıra mağazalarındaki mankenlerde kullandıkları peruklardan da bir tane sarı renk getirmişti. Bunları çıkarınca poşetlerden hemen şöyle dedi “Işılım, canım lütfen beni kırma, sadece dene istemezsen yine çıkar” dedi tepki verme ihtimalimi düşünerek. Oysa ben sabırsızlanıyordum elbiseleri giymek için. “Sadece seni kırmamak için deneyeceğim ama ben bunları giyene kadar yanımda olmayacaksın.” dedim ve yatak odasına yöneldim. Odaya geçince elimdekileri yatağın üzerine dizdim ve sırasıyla önce kilodu, sütyeni siyah ince çorapları gömleği ve eteği giydim sonra peruğu da taktım ve aynanın karşısına geçtim. Üzerimi ve peruğumu düzeltip aynada kendimi şöyle bir süzdüm. Bir şey eksik kalmıştı o da makyajımdı. Hemen makyaj malzemelerinin orada olacağını düşünerek aynalı konsolun en üst çekmecesini açtım. Evet tüm makyaj malzemeleri oradaydı. Acemi bir makyaj olmamasına gayret ederek biraz fondöten sürdüm gözlerime hafifçe kalem çektim, kirpiklerime rimel sürdüm gözlerime hafifçe yeşil renkte far sürdüm ve kırmızı kahve arası bulduğum ruju da sürerek tekrar ayağa kalktım ve aynada kendimi izlemeye başladım kafamı çevirdiğimde Emre’nin kapının aralığından beni izlediğini gördüm. “Ancak bu kadar olabilir, bu kadar yakışabilir, inanılmaz güzel olmuşsun Işıl, ben bunları getirirken mağazadan acaba giyer misin diye çok düşünmüştüm ama o kadar güzel oldun ki hem de böylesi zevkle giyinmen üstüne bir de makyaj yapman inan çok hoşuma gitti.” Teşekkür ettim güzel sözleri için devam edecektim ki. Kendisi başladı söze tekrar “ Bu arada demin yine kalkmadı seninki bu da gözümden kaçmadı demek ki sen benimle sadece pasif olarak birlikte oluyorsun. Bugün seni mahvedeceğim, seni bu kadar güzel bu kadar istekli yakalamışken bırakamam hem gece de biz de kalmanı istiyorum duydun abim de gelmeyecek gece kesin benimlesin. Seni bırakamam çünkü bir daha beni istememenden korkuyorum. Her ne kadar demin sevişirken ne zaman istersem tamam diyeceğini söylesen de sana belli olmaz hayır diyebilirsin sen, o nedenle seni bugün bırakmam.” dedi. Nefes almasını, rahat olmasını söyledim beni çok mutlu ettiğini, bir daha naz yapmayacağımı ne zaman isterse o zaman kabul edeceğimi, hayır dersem bu sözlerimi hatırlatmasını söyledim. Elimden tutarak beni kendine doğru çekti ve öpüşmeye başladık. Elleriyle kalçalarımı sıkıyor, dudaklarımdan boynuma iniyor tekrar dudaklarıma doğru çıkıyordu. Elleriyle eteğimi hafifçe sıyırıp bacaklarımı okşamaya ve kalçalarımı okşayıp sıkmaya başladı. Bir yandan da aynadan kendimizi izliyorduk. Tamamen bir kadın olmuş kendimi erkeğimin kollarına bırakmıştım. Gömleğimin düğmelerini açıp boynumdan göğüslerime doğru inmeye başladı. Bir yandan da dantelli kilodumun içine ellerini sokup iyice avuçlamaya başlamıştı kalçalarımı. “Bunları çıkarmadan sikeceğim seni aşkım.” dedi. Elinden kurtulup yatağa uzandım üzerindekileri çıkarıp yatağa geldi ve sikini bana uzattı. Başla bakalım yalamaya, en iyi muameleni yap ki seni yarağa doyurayım dedi. O koca alet ateşe kesmiş bense dilimle onu soğutmaya çalışıyordum. Gömleğimi çıkardı, daha fazla sabredemem dedi ve beni bir çırpıda domaltıp arkama geçti. Eteğimi yukarı sıyırdı ve kilodumu yana çekerek sikine yol buldu, kafasını deliğime dayadı ve o harika yarak için yanıp tutuşan kasılıp gevşeyen deliğime bu kez yavaşça değil bir çırpıda giriverdi. Belimden kavrayarak bir hızlı bir yavaş gidip gelmeye başladı. Bir eliyle beni kendine çekiyor bir eliyle de bacaklarımı ve popomu okşuyor, kalçalarıma hafif hafif tokatlar atıyordu. Zevkten ininm inim inliyordum Bu sırada elini alttan sikime attı ve şöyle bir yokladı. “Bak benim elimde zerre erkekliğin kalmıyor, seni inlete inlete sikiyorum.” dedi ve içimden çıkmadan ayağa kalktı ve tekrar yüklendi bu kez şimdiye dek hiç olmadığı kadar içime girmiş aklım başımdan gitmişti. Kendimi yatağa bıraktım o da benimle birlikte kendini yatağa bıraktı. “Noldu, çok mu büyük geldi, ne demişler yiyemeyeceğin yarağın altına yatmayacaksın Işılım” dedi. “Off çok büyük ama harika sikiyorsun erkeğim. İstediğin gibi vur, bu göt senin, ben de senin orospunum.” dedim. Bir süre daha bu pozisyonda gidip geldikten sonra yavaşlamaya başladı. Yorulduğunu anlayarak üzerimden attım ve yatağa sırt üstü yatmasını sağladım. Kilodumu çıkarıp üzerine geldim ve yüzüm ona dönük şekilde aletini tuttum ve girişine bakmasını söyleyerek eteğimi sıyırdım ve yavaşça yarağının üzerine oturup kalkmaya başladım. Her defasında kafası içime giriyor ve tekrar çıkıyordu sonunda dayanamadı ve kalçalarımdan tutarak beni o harika yarağın üzerine tamamen oturttu. “Al onu içine, dışarıda kalmasın hiç hep içinde kalsın, yoksa senin gibi bir orospu nasıl doyar yarağa.” dedi. Hem öne geri gidip gelmeye hem de zaman zaman kıvırmaya başladım. Kalçalarımı kıvırdıkça içimde yarağı her yere değiyor beni zevkin doruklarına taşıyordu. Bu sırada hafifçe bir sertleşme hissettim benim alette. Emre de o noktaya baktığından fark etmiş olsa gerek “Buna ne oldu da hareketlendi böyle.” dedi. Aslında tamamen sertleşmemiş sadece hafif bir dolgunluk kazanmıştı fakat ben o kadar zevk alıyordum ki nerdeyse boşalmak üzereydim. “Boşver sen onu, sen götümün tadını çıkar; o kadar zevk alıyorum ki boşalacak gibi oluyorum” dedim. “Hiç dokunmadan nasıl olur? dedi. Elimle ağzını kapattım ve üzerinde zıplamaya hızlanarak devam ettim. Bir elimle onun bacaklarını ve karnını okşuyor bir elimle de kendi karnımı ve göğüslerimi okşuyor, sıkıyordum. Bacaklarımı okşamaya ve kalçalarımı sıkmaya başladı. Bu sırada ben birden boşalmaya başladım hem de dokunmadan. Bir süre sonra devam edemez hale geldim. Emre de benim bu halimden ötürü durdu ve birkaç dakika dinlenmeme fırsat tanıdı. Biraz dinlendikten sonra hadi beni ağzınla boşalt kadınım dedi. Olur dedim ve hala ayakta olan o harika aleti ağzıma almaya başladım. Bir yandan dilimle her yerini yalıyor diğer yandan da elimle sıvazlıyordum. Fazla sürmeyeceğini kendisinin de hemen boşalacağını söyledi. İsterse sabah kadar yalayabileceğimi, erkeğimin bunu hak ettiğini söyledim. O halde döllerimin hepsini de yalayacaksın dedi. Tepki vermeden yalamaya, başını emmeye devam ettim. Ben bir yandan başını emip gövdesini elimle sıvazlarken müthiş bir hızla genzime tohumlarının değdiğini, sıcak sıcak tohumlarının ağzıma fışkırdığını fark ettim. Bir an refleks olarak kaçmaya çalışsam da başımdan tutup kendine doğru çektiği için bunu yapamadım ve menilerinin tamamını yuttum. Genel kanaatin aksine tadı bana pek de kötü gelmemişti. Emre’nin sikini iyice temizledikten sonra başımı Emre’nin bacaklarına bıraktım. “Harikaydın aşkım, hepsini yalaman da ayrıca çok hoştu, eğer yetmediyse bak benim karnımda hala seninkiler var bunları da yalayabilirsin” dedi. Emre’nin karnında biriken menileri de kısmen yaladım ve Emre’nin yanına uzandım. O şekilde bir süre uyuya kaldık. Devamı daha sonra…

BODRUM’DA ÜÇLÜ AŞK – Part 1

Masmavi gökyüzü altında, istanbuldan başladığımız yolculuğun sonuna gelmek üzereydik. Bodrum’a yaklaştığımızda hava daha da sıcak ve kuru hissetmeye başlamıştı. Kız arkadaşımla bir dostumuzun bu yaz kullanmayacağı yazlığına gidiyorduk. Teklif ettiğinde çok sevinmiştik. Başka bir arkadaşı da orada olacaktı ama iki ayrı girişi ve ayrılmış iç düzeniyle ev herkeze rahatlık sağlayacak inşa edilmişti. Ayrıca diğer kişi, Serhat’ın da bizim gibi sanatçı olması rahatlatmıştı.

Haritadan bakarak tepede tek başına duran evin bizim ev olduğunu anlamıştık. Harika görünüyordu. Yeşilliklerin yanısıra rengarenk çiçekler bütün duvarları sarmıştı. Arabayla eve yaklaşırken keyfimize diyecek yoktu. Duvarın önünde park edip motoru durdurduğumuzda sadece bir kaç kuşun sesi duyuluyordu.

Eşyalarımızı bagajdan çıkartmadan içeriye girdik. Bakınıp seslendik ama Serhat ortalıkta yoktu. Zaten araba olmamasından da dışarıda olduğunu tahmin etmiştik. Arabamıza dönüp eşyalarımızı aldık. Boş olan odaya yerleşmemiz fazla vakit almadı.

Etrafı tanımak için evin içinde etrafında dolaştık. Binanın manzaraya bakan tarafındaki bahçede büyük olmayan bir yüzme havuzu vardı. En az bir ay kalmayı planlıyorduk. Binanın içinde dolaştık. Terasa çıktığımızda muhteşem manzara karşısında büyülemiştik. Açık denize uzaktan bakıyorduk. Mas maviydi. Hemen aşağıya baktığımızda da kendi havuzumuzu ve bahçemizi görüyorduk. Teras evin en çok yaşanacak yeri olarak hazırlanmıştı. Duvar kenarları kocaman yastıklarda doluydu. Bir yanda Ocak. Serpiştirilmiş sehpalar… Serpil le bir birimize bakıp “Gün batımında yiyip içmek için harika” dedik. Bizi çok güzel bir yaz bekliyor dedik. Bir birimize sarılıp uzun uzun öpüştük. Manzaraya bakmaya doyamıyordum.

Ben resim yapmaya ara verecektim buradayken ama Serpil başladığı romanını yazmaya devam edecekti. Çok verimli olacak gibiydi burası onun için. Serhat sinemacıydı. Onun da buradayken çalışacağını duymuştuk. Belki her kez bir birinin yaratıcılığına katkıda bulunur diye düşündük Serpil’le.

Biraz sonra Serpil “Bence bir kaç gün çalışmayayım ben. Önce keyfini çıkartalım buranın” dedi. ” Haydi mayolarımız giyip bir yerden denize girelim ” dedi. “Tamam! Hadi! ” dedim.

Odamızda soyunurken Sevgilimin o mükemmel vücuduna bakıp ne kadar şanslı olduğumu düşündüm. Minicik bikinisini giydiğinde, herkezin ondan gözlerini ayıramayacağını biliyordum. Kendisine bakılmasından çok hoşlanıyordu. Ilgi odağı olmayı ve özgürlüğünü çok seviyordu. Hayat doluydu. Ben de onunla ancak özgürlüğünü vererek birlikte olacağımı biliyordum. Beraber olduğumuz bu bir yılımız bu şekilde çok güzel geçmişti.

Arabamıza atlayıp daha önceden bildiğimiz bir plaja doğru yola çıktık. Açık pencereden çarpan rüzgar Serpil in sarı uzun saçlarını darmadağın ediyordu. Ikimizde çok keyifliydik. Bodrum denizi yol yorgunluğumuzu alıp götürecekti.

Denize girer girmez de beklediğimiz gibi oldu. Serpil bir çocuk gibi koşarak denize giriyor, yüzüyor, dalıyordu. Birimize sarılıp oynaşıyorduk. Denizin kumun ve güneşin güzelliğini sindire sindire bir kaç saat geçiverdi.

Eve geri dönerken uzaktan, terasta birinin olduğunu farkettik. Serhat olmalıydı. Araba evin yoluna girdiğinde Serhat da bizi farketti. El sallıyordu. Serpil “Bizi gördü bak” dedi beline kadar arabadan sarkıp el sallamaya başladı. Bir yandan da “HEEEEEEY!” Diye bağırıp kahkahalar atıyordu. Serhat bunun üstüne iki kolunu da kaldırıp sallamaya başladı. Onunla iyi anlaşacaktık belliki.

Serhat bizi kapıda karşıladı. Ortak arkadaşlarımız yüzünden gıyaben tanışıyorduk. Bir birimizin ne yaptığını da biliyorduk. Bu ve kişiliklerin uyuşması sımsıcak bir ortam yaratmıştı. Serhat “Geleceğinizi biliyordum. Akşam için yemeklik almaya gitmiştim” dedi. “Teras çok güzel oluyor gün batımında”. Serpil ” Biz de öyle düşündük ” dedi.

Serhat ” Hadi o zaman siz üstünüzü değiştirin sonra da yukarı gelin. Yemeğe başlayalım dedi. “Tamam” deyip odamıza gittik. Ben bir şort ve t-shirt giydim, Serpil de incecik uçuk mavi bir mini elbise. Çıplak omuzları güzel bacakları… Dayanılmaz görünüyordu. Yeni yanmış teni hafif pembeleşmişti. Minik terliklerini de giydi. Terasa çıktık.

Serhat “Tekrar Hoş geldiniz!” dedi karıma şöyle bir alıcı gözüyle baktı. “Harika görünüyorsun deyip sım sıkı sarıldı. Bir eli belinde, bir eli sırtındaydı. Yanağından öptü. Serpil de memnundu bu ilgiden o da cevap verdi. Serhat bana da sarıldı samimice. “Balık aldım. Rakıyla hoşunuza gidermi?” dedi. Tabii dedik. ” Tarık, O zaman sen salatayı yap” dedi bana. Ocağın yakınındaki bankoya geçtim. Domatesleri doğramaya başladım.

Sanki eski arkadaşlarmışız gibi eğlene eğlene yemek yapıyorduk. Serpil özellikle Serhat’ın ilgisini çekmeye çalışıyordu. Sık sık ona sataşıp rahatsız ediyordu. Serhat da hoşlanmıştı bundan.

Izgara üzerindeki balığın kokusu ortalığa yayıldıkca ne kadar acıklığımızı Anladık . Rakıları içmeye çoktan başlamıştık bile. Yerdeki o kocaman yastıklara yerleştik. Serhat bize balıkları getirdi. Biraz daha sakinleşmiştik. Gün batımında yemeğin keyfini çıkartıyorduk artık. Tatlı bir sohbet başladı. Bir birimizi çok az tanıyorduk. Merak ettiğmiz şeyleri sorduk bir birimize. Serpil Serhat’ın kız arkadaşı olup olmadığını sordu. Ciddi bir ilişkisinin olduğunu öğrendik. Çalıştığı için İstanbul da kalmıştı. Bazı hafta sonları gelebilir dedi. Bizim ilişkimizi sordu Serhat. Bir yıldır beraber olduğumuzu söyledik. Bir birimizi sevdiğimizi anlamıştı. Serpilin davranışlarının özgür kişiliğinden geldiğini farketmişti. Bize üstünde çalıştığı filmi anlattı. Serpil yazmakta olduğu yeni romanından bahsetti. Derin derin her konuyu konuştuk. Ben de burada resim yapmayacağımı ama fotograf çekmek istediğimi söyledim.

Sabah yol için erken kalkmıştık. Rakıyı da içinde iyice uykumuz gelmişti. Serpil in gözleri kapanıyordu. Biz yatsak iyi olacak dedik. Serhat, “Tamam o zaman siz yatın ben toplarım ortalığı” dedi.

Kalktı. Serpil in önünde durup elini uzattı. Kalkmasına yardım etti. Serpil sallanıyordu. “Ben seni odana götüreyim” dedi. Cevap vermesine fırsat bırakmadan kucaklayıverdi. O zaman Serhat’ın yakışıklılığının yanında ne kadar iri ve güçlü olduğunu da farkettim Birşey diyemedim. Serpilin mutlulukla gülümsediğini gördüm. Biraz bozulmuştum ama Serpil mutluydu. Onun boynuna sarıldı “Hadi beni yatağıma götür o zaman ” dedi şımarıkca. “Olur tatlı kız” dedi Serhat ve yürümeye başladı. Merdivenlerden yan yan inmek biraz zor oldu. Ben de arkalarından gittim.

Serhat kenara çekilip “Kapıyı açarmısın Tarık ?” dedi. Öne geçip açtım. İçeri girdi. Yatağın yanında durup biraz alçaldı ve Serpil’i yatağa atıverdi. Çok sert olmamasına dikkat etmişti yaptığı şakanın. Serpil şakacıktan ona kızarmış gibi yaptı ardından gülümsedi “Yine de teşekkür ederim” dedi onun gözlerinin içine bakarak. “Seninle tanıştığım için çok mutluyum” dedi, Serhat “Şimdi güzel güzel uyu sabah görüşürüz deyip eğildi. Serpil’i yanağından öptü. Bana dönüp omuzumu tuttu. Sizinle tanıştığıma çok memnun oldum. Çok güzel vakit geçireceğiz. ” dedi. “Evet ” diye Cevap verdim. Odadan çıktı.

Soyunup yatağa girdim. Serpil yatağın içinde elbisesini çıkartıp attı. Yarı uykulu bana sarılıp deli gibi öpmeye başladı. “Aşkım Serhat’ı istiyorum çok fena halde ” dedi. Hiç bir şey demedim. Bu arzusuna karşı koyamazdım. Çılgınca sevişmeyi başladık. Zaten bütün gece olanlar beni de çok azdırmıştı. Kulağıma “İçime gir Serhat!” Dediğinde zaten tahmin ettiğim şeyi anladım. Benimle değil Serhat’ sevişiyordu. Umarım duygularını fazla göstermez Serhat’a karşı diye geçirdim içimden. Çok fazla ortak arkadaşımız vardı.

Ertesi sabah kalktığımızda Serhat bize günlük plan yapmıştı bile. Civarda kimsenin bilmediği bir koya götürecekti bizi. Etrafı tanıtayım size sonra bensiz de gidersiniz diyordu. Hazırlanıp gittik. Herçekten de çok güzel ve özel bir yerdi. Yerleştik. Üstümüzdekileri çıkarttık. Serpilin minik ama kadınsı vücudu leylak rengi bikinisinin içinde çok güzel görünüyordu. Serhat, Serpil’i bikinisiyle ilk defa görüyordu. Şöyle bir süzüp, Islık çaldı. “Ne güzelmiş senin vücudun ” dedi. Serpil güldü. “Sen de hiç fena değilmişsin” dedi. Gerçekten Serhat’ın vücudu da çok iyiydi. Çalıştığı belli oluyordu. Kendimizi denize attık. Serinlemek çok iyi gelmişti. Pırıl pırıl güneşin altında kumlara uzandık. Dalgaların hafif sesi geliyordu.

Serhat “Dün akşam yattıktan sonra düşündüm” diye başladı söze. Bana bir senaryo yazmaya ne dersin.? Serpilin gözleri parladı. “Ciddimisin? Çok hoşuma gider”
-Aklında bir konu var mı peki?
-Ne yalan söyleyeyim ben de dün akşam yattıktan sonra bazı şeyler düşündüm, dedi Serpil yaramaz yaramaz.
-Ne düşündün? Senaryo mu?”

“Roman olarak düşünmustum ama şimdi çok iyi bir senaryo olabileceğini görüyorum. Bir birine aşık genç bir çift başka bir erkekle bir yazlık paylaşıyor ve kız onunla da bir ilişki yaşıyor. Üçü birlikte, yazı ve aşkı dolu dolu yaşıyorlar” dedi ve sustu Serpil. Ayni yaramaz bakışlara Serhat’ın cevabını bekliyordu. Ben de çok şaşırmıştım. Hepimiz aslında Serpil’in ne demek istediğini anlıyorduk. Serpil bana da bir bakış attı ama asıl Serhat’ın cevabını bekliyordu. Ben ağzımı açamadım. Ne diyeceğimi bilemiyordum. İki türlü de Serpil’i kaybetmekten korkuyordum.

Serhat, mesajı almamış gibi “Gerçekte olacak bir şey değil tabii ama bence çok güzel film olur. Zaten filmler hayallerimizi tatmin etmek için yapılamazmı?” Dedi.

“Neden gerçek hayatta olmasın ki?” dedi Serpil. Sesinde gerginlik vardı.

Serhat “Öteki erkek belki kızın sevgilisini üzmek istemez. Belki kendisinin de bir sevgilisi vardır aldatmak istemez. Ya da kızı sevgilisiyle paylaşmak istemez.”

Serpil duraksadı. “Bunların hepsi mi yoksa?” Dedi buruk bir ifadeyle. Artık açık açık soruyordu.

Serhat sakince ” Evet” dedi. “En başta bunu Tarık’a yapamam. Yoksa emin ol sana hayır demek benim için çok zor. ” Serpil istediği verilmemiş bir çocuk gibi biraz daha söylendi. Ama sonunda kabul etmiş görünüyordu Serhat’ın reddini.

Ben işin bu şekilde hallolmasından rahatlamıştım. Bütün günü plajda Serhat’a sorularla ve Sepil’in özgürlük felsefesini anlatmakla geçirdik. Tanışmamızın ikinci gününde bir birimizin pek çok özelini öğrenmiştik. Serpil hala ara sıra bu ilişkinin mümkün olduğunu iddia edip şirin şımarıklıklar yapıyor, bizi güldürüyordu. Ama hepimiz tavrımızı belli ettiğimiz için tepki göstermiyorduk.

Eve dönüp odamıza girdiğimizde konuyu açmamayı tercih ettim. Ama Serpil ” Serhat’a teklifime bozulmadın değil mi ?” Diye sordu. “Söylemeden bana haber verseydin iyi olurdu? dedim biraz bozuk. Bir şey demedi önce. Sonra “Haklısın seni kötü durumda bıraktım”dedi boynuma sarılıp özür diledi. Yanağımdan öptü. Gülümseyip “Tamam”dedim. Oda gülümsedi. “Rahat ol. Olmaz zaten. “dedi. “Bundan sonra bizim için bir film konusu bu sadece.”

Terasa çıktığımızda Serhat’ı orada bulduk. Hafif bir şeyler yiyerek filmi konuşmak istiyorduk. Yine sıcak sessiz ve güzel bir akşamdı. Senaryo konusunda anlaşmıştık. Ben de film de kameraman olabileceğimi söyledim. Zaten geldiğimizden beri sürekli fotograf çekiyordum. Çektiğim fotolar film için iyi bir hazırlık olurdu. Serpil ara sıra senaryoya ilgili aklına bazı detayları bize anlatıyor. Fikirlerimizi alıyor ve not ediyordu. Hikaye içinde olduğumuz durumun ve Serpil’in hayallerinin etrafında gelişiyordu. Artık bunu Serpil’in ilham kaynağı olarak görüyor, kabul ediyor hatta cesaretlendiriyorduk.

O akşam yatakta ona sarılmaya çalıştığımda, Serpil “Sana sarılırken Serhat’a ihanet deiyormuşum gibi geliyor” dedi. Şok olmuştum. Bir şey diyemedim. Bakışlarımı görünce açıklamak ihtiyacını hissetti. “Sen olmasan benimle olurdu şimdi. Onun da beni çok istediğini biliyorum seni üzmemek için yapmıyor bir şey.” Çok bozulmuştum “Tamam o kadar çok istiyorsan ayrılalım” dedim öfkeyle. “Hayır öyle değil. Ben seni çok seviyorum. Ama Serhat için de sorumlu hissediyorum.”

-Bir çaresi yok o zaman” dedim. Her kez katlanacak durumuna.
-Bu duygular içindeyken, seninle sevişmeyeceğim. Anlarsın beni değilmi?
-Ne kadar zaman için ?
-Bilmiyorum
Öfkeyle “Artık sevgilimle de sevişmeyeceğim öyle mi? Dedim. Arkamı döndüm. Sarıldı. “Sen de üzülme ama şimdi. Bu her kez için en iyisi. O da seni düşünüyor bak.” Omuzumu öpüp durdu bir süre. Sonra zar zor da olsa uyuduk.

Ertesi gün bir gerginliğimizin olduğunu Serhat farketmişti ama bildiklerinden dolayı olduğunu sanıyordu. Plaj ve film çalışmalarıyla bir günümüz daha geçti. Serpil yine hayallerini kağıda döküyor. Zaman zaman benden bunun nasıl görüntülenmesinin iyi olacağını soruyordu. Bu harika manzara ve ışık Serpil’in hayallerine iyi bir görsel ortam yaratıyordu. Bol bol fotograf çekiyordum. Ben de biraz daha gevşemiş, keyif almaya başlamıştım. Bir dinlenme sırasında Serpil Serhat’a “Dün akşam Tarık a söyledim. Onunla sevişmeyeceğim. Ikiniz de benim için önemlisiniz. Onunla sevişirsem sana haksızlık ediyorum gibi geliyor. ” dedi. Serhat bu ani itirafa şaşırmıştı ama hoşuna gittiğini farkettim. Bense bir kez daha bozulmuştum.

“Olurmu öyle şey? ” dedi Serhat. O senin bir yıllık sevgilin benle daha dün tanıştın. “
“Olsun. Üçümüz bir takımız şimdi burada. Ben böyle hissediyorum.”
Serhat bana baktı. Ne diyorum gibilerinden. Sevgilimin karakterini bildiğim için söylenecek bir şey yoktu. O da anladı. Zaten hoşuna da gitmişti. “Tamam o zaman” dedi. Biz bir takımız. Platonik bir üçlüyüz.” gülerek. Serpil Serhat’a sarıldı. “Çocuklar, çok güzel bir film yapacağız birlikte” dedi.

Ertesi sabah yine terastaydık. Serpil başını kucağıma koymuş dizini kırmıştı. Ayaklarını Serhat’a doğru uzatmıştı. Serhat’ın bacaklarına yandan neredeyse dokunuyordu. Filmin teknik detaylarını konuşuyorduk. Serpil bundan sıkılmıştı. Ara sıra kızdırmak için ayağıyla Serhat’ı ittirmeye başladı. Bunu önce önemsemeyen Serhat, Serpil’in daha sertleşen darbelerine karşı “ Hey! Yapma!” deyip bir yana kaydı. Ama köşede olduğu için kaçamamıştı. Serpil gülüp ittirmeye devam etti. Ben de yapma deyip duruyordum. Birazdan Serhat dayanamadı. Oturduğu yerden kalktı. Serpil’i ayak bileklerinden yakalayıp yukarıya doğru çekti. Serpil “Bıraksana yaa! ” diye bağırıp debeleniyor, kurtulmaya çalışıyordu. Böyle asılı gibi çırpınırken elbisesi beline kadar düşmüş tangasının zaten örtmediği harika kalçaları ortaya çıkmıştı. Bikiniden yanmamış kısmı daha açık renkti “Uslu duracakmısın bakiyim ha? Uslu duracakmısın ? ” Diyor bir yandan da sevgilimin kalçalarını bakmadan edemiyordu. Sonunda Serpil, kıkırdıya kıkırdıya “Tamam. Tamam. Söz.” Dedi. Serhat bir süre daha Serpil’i ayaklarından öyle asılı tuttuktan sonra yavaşça bıraktı. Eski yerine oturdu.

Serpil yaramaz bakışlarla, eskisi gibi başını bana ayaklarını onun bacaklarımın yanına dayayıp uzandı. Üçümüz de gülüyorduk. Konuşmamıza kaldığımız yerden devam ettik. Serpil ayağını biraz hareket ettirince Serhat hemen elini üstüne koydu. Refleks bir hareketi bu. Ayağını tuttu. Sonra Serpil’in bir şey yapmayacağını farkedince rahatladı ama tutmaya da devam etti. Bir yaramazlık yapabilirdi. Konuşmamıza devam ettik. Biraz sonra Serhat’ın sevgilimin ayağını tutan elinin yavaş yavaş hareket ettiğini farkettim. Parmakları ayağının okşuyordu. Bunu çok doğal bir şeymiş gibi yapıyordu. Ben de görmemezlikten geliyordum.

Serhat, damdan düşer gibi “Güneşte daha çok yerini yakmalısın bence. Sana Bodrum’dan küçük bikiniler alalım” dedi. “Üstsüz de güneşlenmelisin.” Serpil aslında oldukça küçük bikiniler giyiyordu. Ama Biraz önce poposunun güneş görmemiş yerleri daha da seksi görünmüştü. Serpil, “Tamam olur. Yarın gidip alalım” dedi. Serhat güldü, “Ben, senaryoda erkek böyle desin diye, yazman için söylemiştim” Biz de güldük. Serpil, “Olsun gidip alalım. Film için araştırma olur. Zaten yeni bikinilere ihtiyacım var.” dedi. Serhat,” O zaman ne bekliyoruz yarını? Şimdi gidelim” dedi.

Hem alışveriş yapar hemde yemek yer, gezeriz dedik. Hemen kalkıp arabaya atladık. Serhat arabayı kullanıyordu. Ben yanına oturdum Serpil de arkada. Günlerce sakin bir hayattan sonra, Bodrum’un kalabalığı hoşumuza gitmişti. Sokaklarda öylece dolaşmaya başladık. Gerçekten üç iyi arkadaş, bir takım gibiydik. Ellerimizdeki dondurmaları yalıya yalıya vitrinleri seyrediyor, bir birimize şakalar yapıyorduk.

Sonunda istediğimiz gibi bikinileri satan bir dükkan bulduk. Sevgilim tek tek giyip bize defile yapmaya başladı. Manken gibi hareketlerine hem gülüp eğleniyor hem de tahrik oluyorduk. Satıcı kız bile her zamanki müşterilerden olmadığını farketmişti Serpil’in. Hangimizin sevgilisi olduğunu anlayamıyordu herhalde. Serpil her seferinde kıza daha küçüğü varmı diye soruyor. Kız da daha küçüğünü bulup getiriyordu. Serpil, Serhat ın da onayıyla iki çok açık bikini seçmişti. Satıcı kız “bir dakika” deyip arka tarafa gitti. Merakla bekledik. Geri geldiğinde yumruk şeklinde kapalı elini bize doğru uzattı. Gülümseyerek açtı. Neredeyse sadece ipten oluşan bir bikini vardı avucunda. “Uzun zamandır elimizde bu. Kimse almadı. Size hediyemiz olsun. Bunun hakkını siz verirsiniz”. Serhat hemen “Mükemmel ! Hem de turuncu. En sevdiğim renk.” Diye haykırdı heyecanla. Sevgilim de çok beğenmişti. O da heyecanla hemen eline alıp inceledi. Bir bana bir Serhat a bakıp “giyebilirmiyim ben bunu ya?” Diye sordu. Serhat “Önce evde bize giyersin.” Dedi. Serpil elindeki bikiniyi üstüne tuttu. “Yok gibi” dedi. Gerçektende öyleydi. “Bakalım giyebilirmiyim” deyip satıcı kıza teşekkür etti. Artık bundan küçüğünü bulamayacağımızı bildiğimiz için ödemeleri yapıp çıktık. Parasını Serhat ödemişti. “Benim fikrimdi” deyip bize ödetmedi. Serpil çıktığımızda ona sarılıp yanağından öptü. “Çok teşekkür ederim Serhatcığım. Umarım giydiğimde de hoşuna gider”

Serhat çarşıda bir vitrinde gördüğümüz ince askılı bir elbiseyi de “Sana çok yakışır bu” diyerek aldı. Serpil yine sarılıp öptü Serhat’ı. O akşam deniz kenarında bir restaurantda yemek yedikten sonra evimize döndük.

Günlerimiz güzel ve verimli geçiyordu. Hem gezip eğleniyor hem de çalışıyorduk. Çok iyi anlaşıyorduk. Çok uyumluyduk. Deniz’de yüzüyor güneşleniyorduk. Serpil yeni küçük bikinileriyle aklımızı başımızdan alıyordu her gün. En küçük olan bikinisini daha giymemişti. Ilk haftanın sonuna doğru Serpil’in senaryosunun büyük bir kısmını kağıda geçirmiştik. Ben de fırsat buldukça fotograf çekiyor film için sahne ve açıları yakalamaya çalışıyordum. Çoğu zaman Serpil ve Serhat baş oyuncu oluyorlardı görüntülerimde. Hatta bir kere gittiğimiz gece Kulübünde üçümüz birlikte dans ederken kendimi fazlalık gibi hissettim. Hayal ettiğim gibi bir tatil olmuyordu ama başka türlü heyecanlar duyduğumu da fark ediyordum. Akşam Serpil le yatıyordum ama kardeş gibiydik. Beni yanağımdan öpüyor. Iyi geceler diliyordu. Son zamanlarda yatakta onu ellemeye calismaktan vaz gecmedigim icin aramiza yastik bile koymaya baslamisti. O kadar cok seviyordum ki kizmama ragmen sonunda kabul ediyordum.

Bir kaç gecedir dışarda yemek yiyorduk. Bu akşam terasta yiyelim yine dedik. Serpil Serhat’ın aldığı askılı elbiseyi giyip terasa geldi. Bir modelden fasksızdı. Artık tamamiyle bronzlaşmış pürüzsüz teni, beyaz elbisenin içinde daha da etkileyici görünüyordu. İçindeki tangası ince kumaşdan farkediliyordu. Ikimizde durup tepeden tırnağa süzdük. Aklımızı başımızdan almıştı. Ben kameramı elime alıp fotografını çekmeye başladım. “Hadi güneşin batışını kaçırmayalım. Şöyle durun duvarın kenarında. Iyi bir sahne olacak. Güneşin açısı çok iyi geliyor” dedim. Arkalarını dönüp yan yana güneşe bakar pozisyona geldiler. Ben fotograf çekerken Serpil elini yana doğru ittirerek Serhat’ın eline dokundurdu. Serhat bunun üzerine başını yavaşca döndürüp Serpil’e baktı. Serpil Serhat’ın dokunduğu elini yumuşak bir şekilde tutuverdi. İkisi de bir birlerine dönüp bakışmaya başladılar. Çok iyi bir pozdu. Güneşin ışığı şimdi elbisenin kumaşından Serpil’in o diri göğüslerini görünür hale getirmişti. Serhat da farketmişti. Serbest olan elinin parmaklarını Serpil’in güneşin turuncu ışığıyla alev yana saçlarına geçirdi. Gözlerinin içine bakarak “Çok güzelsin Serpil” dedi. Ben bu anı fotoğraflarla yakalamaya çalışırken başını kavradı. Ona doğru eğildi. Serpil çıplak ayak parmakları üstünde yükseldi. Dudakları birleşti. Donakaldım. Sevgilim ve Serhat aşkla öpüşüyorlardı. Hani ben varken Serpil le bir ilişkiye giremezdi. Ne yapıyorlardı? Bu film değildi artık. Sevgilim ona sarıldı. Ayakta sevişiyorlardı. Ellerini alttan Serhat’ın gömleğinin içine soktu. Çıplak sırtını okşuyordu artık.

Dudakları dakikalardır ayrılmamıştı. Ben kıskançlık ve öfke içindeydim. Bir yandan da çok tahrik olduğumu farkettim. Sadece seyredebiliyordum gözümün önünde olanları. Serhat dudaklarını sevgilimden ayırdı. Biraz geriye çekildi. Serpil de. Tamam artık bitti, diye düşündüm. Ona tepeden tırnağa bakıyor güzelliğini içine sindirmeye çalışıyor gibiydi. Bir birlerine bakıp gülümsediler. Sonra hiç beklemediğim bir şey oldu. Serhat parmaklarıyla sevgilimin elbisesinin askılarını omuzunun iki yanına ittirdi. Elbise yavaşça kayarak ayaklarının üstüne düşüverdi. Sadece tangasıyla kalmıştı sevgilim. O ellemeye doyamadığım güzel memeleri dim dik duruyorlardı tayfunun önünde. Serhat onlara önce baktı. Sonra yavaşça okşamaya ardından avuçlamaya başladı. Ah, onları okşamayı nasıl özlemiştim. Serhat da üstünü çıkarttı. Tekrar sarılıp öpüşmeye başladılar. O güzel göğüsleri şimdi Serhat’ın göğsüne sürtüyordu. Serpil Serhat’ın sırtını okşarken Serhat’ın elleri arkadan sevgilimin yuvarlacık çıkık kalçalarına indi. Onları da ayni şekilde önce okşadı. Sonra avuçlamaya başladı. Artık deli olacaktım neredeyse. Sevgilime dokunmayı çok özlemiştim. Onun kalçalarını ellemek için neler vermezdim şu an. Ama cesaret edemiyordum. Tamamiyle kaybetmekten korkuyordum. Seyretmekle yetinmeye kara verdim.

Öpüşmeleri iyice ateşlendi. Daha fazla bekleyebilecek halde değildiler. Serhat onu elinden tutup minderlerin olduğu tarafa götürdü. Serpil’i minderin üstüne sırtüstü yatırdı. Ayakta şortunu ve kilotunu çıkarttı. Dim dik olmuş iri erkekliğini gördüm. Damarları farkediliyordu. Sevgilim de o sırada tangasını çıkartıp attı. Bacaklarını zarif bir şekilde iki yana ayırdı. Minik pırıl pırıl kadınlığı Bütün davetkarlığıyla ortadaydı artık. Serhat sevgilimin bacakları arasına girip üzerine uzandı.

Tekrar öpüşmeye başladılar. Serhat bir elini bacak arasına götürdü. Aman allahım sokacaktı sevgilime. Kasıklarını biraz kaldırdı. Erkekliğini sevgilimin kadınlığına dayadığını anladım. Öpmeyi bıraktı başını kaldırdı Serpil le göz göze bakışıyorlardı. Yavaş yavaş Kasıklarını indirdiğinde sevgilimin yüzü gerildi “Ahhhhh!” diye inledi. Girmişti. Serpil sımsıkı sarıldı. Bacaklarını onun beline doladı. Serhat iri vücudunun altında minicik kalmıştı. Serhat bir süre kıpırdamadan durdu bakışıyor birleşmelerini sindiriyorlardı. “Oh! Serhat içimi doldurdun. Hayatımda böyle bir şey hissetmemiştim.” Serhat duyduklarında mutluydu gülümsedi. Serpil’in içinden çıkıp tekrar abandı. Serpil Serpil’in gözleri büyüdü önce. Yine bir “Ah! ” çekti. Iki saniye nefesini topladıktan sonra. “Oh! Serhat, Sik beni!”

Serhat iyice azmıştı sevgilimden bunları duymaktan. Sokup çıkarmaya başladı. İşte o an Serpil’den hiç duymadığım inlemeler duymaya başladım. Serhat geçirdikçe o haykırıyordu. Yüzü geriliyordu. Bacakları hala Serhat’ın beline dolanmışken tırnaklarını da Serhat’ın sırtına sapladı. Serhat artık kendine kenetlenmiş haldeki sevgilimi acımasızca sikiyordu. Sevgilim “SERHAT! SERHAT! SERHAT!…” diye haykırmaya başladı. Geliyordu.Serpil’in sesi kesildi sadece nefesi duyuluyordu artik. Ama Serhat birakmadi ayni tempoyla sikmeye devam etti. Alaca karanlikta Serhat’in kasilmis kalcalarinin inip kalktigini goruyordum. Sevgilim tekrar İnlemeye başladı. Inemeleri haykirmalara donustu. İkinci defa boşalması fazla vakit almadı. Yastıkların üstünde debelenerek geliyordu. Simdi ona Serhat’in bogurmesi de eklenmisti. Ikisi birlikte geliyorlardi. Serhat sert darbelerle koyuyordu sevgilime. icine fiskirttigini anladim. Muhteşemdi. Sanki ben orada yoktum. Dunya da sadece ikisi vardi. Ve yapilmasi gereken en dogal seyi yapiyorlardi.

Ter içinde kalmışlardı. Nefeslerinin normale dönmesi dakikalar aldi. Yavasca dogrulan Serhat sırtını duvara verdi. Serpil de sırtını ona dayadı kaşık gibiydiler. Serhat ona sarılıyordu. Yüzleri bana dönüktü. Hava da kararmıştı. Serpil,”Serhat, ben hiç sikilmemişim şimdiye kadar.” diye fisildadi. Sonra da bana “Offf Tarık, aşkım anlatamam sana nasıl bir duygu olduğunu bunun. Kadın olduğumu hissettim ilk defa” Dedi sonra biraz kaygıyla “Bozulmuyorsun değilmi ? Biz her şeyi paylaşacak kadar yakınız, değil mi?”

Yaptıklarına değil de söylediklerine bozulup bozulmadığımı soruyordu Serpil? Ağzımın kurulduğundan dolayı yutkundum “Eh biraz bozulmadım desem yalan olur açıkcası” dedim. Serhat da “Kusura bakmadın değil mi Tarık? Kendime hakim olamadım” dedi. Sanki bu daha kabul edilebilecek bir şeymiş gibi “Tabii” dedim. Büyüklüğün bende olduğunu, yaptıklarından etkilenmeyecek kadar güçlü olduğumu yansıtmaya çalışıyordum. Bozuktum ama çaresizliğimi hissetmelerini istemiyordum.

Serpil heyecanla anlatmaya devam ediyordu. “Bir an zevkden öleceğim zannettim biliyormusun?” Dedi “Seninle hiç böyle olmamıştı.” Serhat beni Serpil’in sözlerine karşı korumak için araya girdi. “Yok canım abartma artık. Tarık da sana kimbilir nasıl zevk vermiştir.” Dedi. Serpil bana bakıp sevgiyle gülümsedi ” Canım benim! Tabii çok zevk verdi. Biz onunla çok güzel anlaşıyoruz. Sevişiyoruz. Özgür ve eşitliğe dayanan bir ilişkimiz var. Ama seninle özgür ve eşit olmak istemiyorum. ” Gittikçe heyecanlanıyordu konuşması. ” Senin yanında küçük ve zayıf hissettim. Senin gücüne teslim olmak hoşuma gitti. Ne istersen yap bana istiyorum. Tarık’ı hiç düşünmedim. Onunla ilişkimizi kaybetmek pahasına bile bir kere daha senin kadının olabileceğimi biliyorum. Şu an Tarık bana engel olamaya kalksa bile sana tekrar kendimi veririm biliyormusun? Çünkü seni her şeyden çok istiyorum. Sevgilin olduğunu, onu bırakmayacağını bilmemem rağmen.” Sözlerinin sonunda aşkını ilan eden bir ses tonu vardı. Bunun karşısında ben de Serhat da diyecek bir söz bulamadık. Uzun bir sessizlik oldu. Serhat ona biraz daha sarıldı. Ben küçülüp yok olduğumu hissettim.

Sessizliği Serpil bozdu. Serhat’ın kendine sarılan kolunu öperek bana döndü” Aşkım mumları yakarmısın? Şimdi biz kalkmayalım buradan.”
“Bu dediklerinden sonra hiç bir şey yapmamam lazım ama…” Deyip kalktim. Kibriti alıp tek tek mumları yaktım. Mum ışığında terli vücutları parlıyordu. Serpil’in bir göğsü görünüyordu. Diğerini Serhat’ın kolu örtüyordu. Serhat’ın kasıklarına yaslanmış kalçaları muhteşem bir kavis yapıyordu.

Serpil’in söyledikleriyle ilgili konuşmaya başladık. Serhat’la ben bu karışık durumu biraz rahatlatacak, gerginliğini azaltacak sözler bulmaya çalışıyorduk. Sohbet biraz daha değişik konulara gider gibi oldu. Hatta Serpil’le ilk flört anılarımızı anlatıyorduk Serhat’a. Serhat ona sarılan elini yukarıya kaydırdı yavaşça. Bir göğsünü avuçladı. Sohbete devam ediyorduk. Ardında ayni eli önce yavaşça beline ardından da o güzel kalçalarının üstünde yükseldi. Ağır ağır okşamaya başladı yuvarlaklığını. Serpil gerçekten çok minicik görüyordu. Ben oturduğum yerde kendimden geçiyor, bir yandan da konuşmamı sürdürüyordum.

Serhat, Serpil’i boynundan öperken kasıklarını biraz geri çekti. Elini bacak arasına soktu. Ne yapacağını heyecanla bekliyordum. Evet erkekliğini kavrıyordu. Ohh! Yine sokacaktı. Göremememe rağmen her şey ortadaydı. Kasıklarını ileri doğru ittirdiğinde Serpil hala bana cevap veriyordu. Cümlesini bitirmedi “Oh! Serhaaaaaat” diye soludu. Beni unutuvermisti. Başını arkaya doğru uzatıp dudaklarını araladı. Serhat o dolgun dudaklara yapıştı. Emmeye başladı. Ağır ağır girip çıkıyordu. Şimdi görebiliyordum Serhat’ın erkekliğinin sevgilime girişini. Serhat öne doğru ittirdikce Serpil de arkaya doğru bastırıyordu kalçalarını. Tam bir aheng içindeydiler. Dilleri bir birinin ağzında dolaşıyordu. Yine kopmuşlardı. Sevgilim elini,arkaya uzatıp Serhat’ın başınım kavradı. Kendine çekti. Ayrılmasını istemiyordu. Ihtiraslar öpüyordu onu. Serhat da bu sırada Serpil’in memelerini avuçluyordu.

Sanki 20 dakika önce o delice sevişme olmamış gibi arzuluydular. Serpil “Oh! Serhat seni göbeğime kadar hissediyorum” diyerek elini göbeğinin üstüne koydu. “İşte bu olağanüstü bir duygu, aşkım. Sen de koy elini bak. Hisset” dedi. Kızgın ve utanıyor olmama rağmen biraz bekledikten sonra ona dokunmayı çok istiyordum. Onun hissettiklerini hissetmek istiyordum. Yerimden doğrularken Serpil’in Serhat’ın elini tutup göbeğinin üstüne getirdiğini gördüm. Aşkım diye bana değil ona diyordu. Ne yapacağımı bilemedim. Yarı kalkmıştım. Farkettirmeden oturmaya çalıştım. Ama Serhat da kendisine dediğini anlamadığı için elini götürmemiş bana bakıyordu. Olayı farketti. Serpil’e Alçak sesle ” Tarık’a diyorsun zannettim. Tarık da öyle zannetti.” Dedi. Sanki Serpil’in bana gobegini elletmesi gerekir diye uyariyordu onu. Serpil şaşırdı.
-Ellesin mi peki ?”
-Ellesin de senin ne kadar mutlu olabilecegini anlasin istersen.
-Tamam o zaman. Ama kaldiğimiz yerden devam edeceksin söz mü? Tarık bozmasın zevkimizi.
-Ah! tatlım zevkimizi kimsenin bozmasi mümkün değil. Ne Tarik de ne baska biri. Öyle güzel sarıyorsun ki beni içinde.
-Tarik, AŞKIM (kelimenin üstüne espirili bir şekilde basarak beni kasteddigini ifade etti ve gülümsedi.) Gel de bu zevkimi paylaş nolursun. Elle bak göbegimi.

İçimdeki karışık duygulara ragmen kendimi engelleyemedim. Tam bir yüzsüzlük örnegi davranışla kalktım. Yanlarına gittim. Diz çöktüm. Heyecanla titreyen ellimli sevgilimin minik göbeğinin üstüne koydum. Serpil “ Hissediyormusun?” diye. Orada bir sertlik vardi galiba. Tam o sırada Serhat kasıklarını geri çekip ittirdi. Aman allahim! Evet sertligin elime carptigini hissettim. Ne kadar kocamandi. Ne kadar sertti. Serpil’in karnında bebeğimizin ilk hareketini elimle hissetmeyi hayal ederdim. Ama şimdi, sevgilimin rahminde baska bir erkegin yaragini hissetmekten tahrik oluyordum. Serhat bana nispet yapar gibi sokup çıkartmaya başladi. “Evet Askim.” dedim. “Kocaman! Tas gibi!”

Serpil tekrar başını geriye atıp dudaklarını erkegine teslim etti. Ben o darbeleri elimde daha uzun hissetmek için kıpırdamadan duruyordum. Onları rahatsiz etmek istemiyordum. Bir süre sonra Serpil Serhat’in elini tutup göbeğinin üstüne getirdi. Onun hissetmesini istyordu asıl. Elimi çekmediğimi farkeden Serpil bir an öpüşmeyi bırakıp bana döndü. Ters bir bakisla “TARIK !” dedi. Elimi ittirdi. Hakliydi durumu hissedip daha once çekmeliydim elimi ama yine de bunu daha yumuşakça yapabilirdi. Hiç olmazsa Serhat’in yaninda. Serhat da artık onu tanımıştı. Hissettiği gibi davranirdi. Hafifçe güldü. Ben bir şey demeden eski yerime gectim. Onlar kendi dünyalarına döndüler. O gece bazan romantik bazan şehvetle saatlerce önümde seviştiler. İkisinin her hareketini, agizlarindan cikan her kelimeyi ve sesi beynime kazidim.

Akşam yatağa gittiğimizde Serpil’e sarılarak sevişmek istediğimi belli ettim. Artık benimle sevişmemesi bir neden yoktu. Onun için, bütün gece deli olmama rağmen 31 çekmeyip gücümü bu ana saklamıştım. Serhat’ın performansından sonra rezil olmak istemiyordum. Şefkatle bana bakıp “Aşkım Serhat perişan etti beni yapamam. Bittim gerçekten.” dedi. Arkasını döndü. Hemen uyudu.

Devamı var…

Ben, sevgilim Kübra ve ev arkadaşı Tuğba

Aniden bastıran yağmura yakalanmıştım. Hava birden griye kesmiş, yağmur bardaktan boşanırcasına yağıyordu. Baştan aşağı sırılsıklam bir şekilde hızlı adımlarla sevgilimin evine doğru gidiyordum. Üstümdeki elbiseler ıslaklıktan vücuduma yapışmış ve iyice ağırlaşmıştı. Bu haldeyken tek düşündüğüm vardığımda Kübra’nın beni koynunda ısıtacağıydı. Binanın önüne geldiğimde hızla merdivenlerden indim ve koşarak kapıya vardım ve zili çaldım. Kapı otomatiğine basılmasıyla beraber kendimi apartmanın içine attım. İlk katta oturduklarından dolayı asansöre hiç meyil etmeden doğruca merdivenlerden çıktım. Kapıda beni minicik şortu ve derin dekolteli atletiyle beraber beni karşıladığında içim ısınmaya başlamıştı bile. Beni o halde görünce sırılsıklam olmuşsun hayatım çabuk geç içeri elbiselerini değiştir, dedi. İçeri geçtiğimde yüzüme vuran sıcaklık beni biraz kendime getirmişti. Evleri kapıcı dairesinin üstü olduğu için ara kat ve ev oldukça ısınıyordu. Evde yarı çıplak gezeriz genelde. Bazı geceler onlarda kaldığım için birkaç elbisem onlardı olurdu hep. İçeri girip odasına geçtim hemen. Üstümdekileri çıkarırken şortumu ve tişörtümü dolabından çıkarıyordu. Elindekileri bana uzatırken kendime doğru çektim onu ve birbirimize sarıldık. Göğüslerinin yumuşaklığını vücudumda hissetmemle ısınmaya başladım. Evdeyken özellikle südyen giymemesini istiyordum. Hadi çabuk üstünü değiştir Tuğba gelir birazdan dedi. Tuğba, Kübra’nın ev arkadaşı. Uzun boylu, kısa saçlı, bembeyaz tenli bir kız. Evlerinde sık kaldığımdan Tuğba’yla aram oldukça iyidir. Evi üç kişi paylaşıyoruz dersem yeridir. Birbirimizden hiç çekinmediğimizden evin içinde üçümüzde rahat dolaşırız. Tuğba’nın o muhteşem vücudunu hayal edip sevgilimle beraber olduğum zamanlar azımsanmayacak derecede fazladır. İçeri geçip bilgisayarı açtım ve film arşivimden Ang Lee’nin Lust Caution filmini açtım. Kübra elinde sıcak kahvelerle beraber gelip yanıma oturdu. Üstümüze ince bir pike alarak filmi izlemeye başladık. Koluma sarılıp başına omzuma koymasıyla beraber yumuşa göğüslerini tekrar hissettim. Kafamı ona doğru çevirdim ve birbirimizin gözlerinin içine bakıyorduk. Yavaş eğildim ve dudaklarımız birleşti. Sıcak ve oldukça istekli bir şekilde öpüşüyorduk. Öpüşürken bir elimi göğüslerine götürmemle ımmmmm diye inlemesi bir oldu. Ellerimle o harika göğüslerini okşarken deliler gibi öpüşüyorduk. Birden elini önüme attı ve sikimi okşamaya başladı. Derin derin nefes alıyordu. Elimi göğüslerinden aşağı doğru kaydırarak elimi şortundan içeri soktum ve külodunun üstünden amını okşamaya başladım. Kilodunu hafifçe yana çektim. Bu esnada ıslaklığı hissettim ve parmağımı yavaşça içine doğru soktum. Nefes alış verişi hızlandı ve yavaş yavaş inliyordu. Eliyle atletini sıyırdı ve başımı göğüslerine doğru bastırdı. Bir elimle onu parmaklarken aynı zamanda göğüslerini emiyordum. Muhteşem zevk alıyordu. Bunlar olurken elini sikimden bir an bile çekmedi. Zilin çalmasıyla toparlandık hemen. Kübra kapıyı açmaya giderken bende filmi tekrar başa aldım. Kapıya döndüğümde Tuğba’da benim gibi sırılsıklam bir şekilde içeri girdi. Kapıda montunu çıkarıp hemen odasına geçti. Kübra da mutfağa girdi. Birazdan elinde bir kahve bardağıyla daha geldi. Tuğba çabuk ol tatlım kahven soğumasın dedi. Tekrar yanıma gelip pikenin altına girdi. Filmi başlatacakken bekle Tuğba’da gelsin beraber izleyelim dedi. İki dakika sonra Tuğba içeri girdi. O da üstüne bir atlet giymiş, altında da ince kaprisi vardı. Tuğba’nın göğüsleri de Kübra gibi oldukça iridir. Tuğba’nın atleti dardı ve üzerine tam oturmuştu. Atletin altına südyen giydiğinden harika frikik veriyordu. Tuğba’da gelip diğer yanıma oturdu ve kahvesinden bir iki yudum aldı. Kübra, bebeğim sen de gir pikenin altına dedi Tuğba’ya. O da pikenin altına girdi ve filmi izlemeye başladık. Üç kişi birbirimize iyice sokulmuştuk. Kübra, Tuğba ile olan yakınlığımı hiç kıskanmazdı. Evin içinde rahat dolaşıp birbirimizle şakalaşmaktan o yüzden hiç çekinmezdik. Kübra koluma sarılmış başını omzuma koymuştu, Tuğba’da başını omzuma yaslamıştı. Filmin ilerleyen sahnelerinde oldukça cinsellik içeren sahneler vardı. Sikim o sahnelerin etkisi, sevgilim Kübra’nın göğüslerinin yumuşaklığı ve Tuğba’nın vücudunun temasından dolayı uyarılmıştı. Birden Kübra boşta olan elini önüme koydu. Yavaşça ona doğru baktım. Sikimin kalkmış olduğunu görünce yüzünde hafif bir tebessüm oldu. Filme geri döndüm. Kübra pikenin altından sikimi yavaşça okşuyordu. Tuğba’nın yanında böyle bir şey yapıyor olması beni iyice tahrik etmişti. Acaba fark eder mi diye arada göz ucuyla Tuğba’ya bakıyordum ama filmi odaklanmıştı. Sahnenin bitmesiyle birlikte Kübra okşamayı bıraktı ama elini çekmedi. Filmi izlemeye devam ederken Tuğba biraz toparlandı ve o da koluma sarılarak başını omzuma koydu. Göğüsleriyle beraber koluma baskı yapıyordu. İçimden keşke südyen giymemiş olsaydı diye geçirdim. Bir yanımda Tuğba’nın baskıları bir yanımda Kübra’nın yumuşaklığından dolayı sikim tekrar hareketlendi. Kübra’nın elinin altındaki hareketlenmeyi hissetmesiyle okşaması bir oldu. Çıldırmak üzereydim. O sırada filmde oldukça sert bir sevişme başlamıştı. Kübra sahnenin etkisiyle elini şortumdan içeri soktu ve o şekilde okşamaya başladı. Tuğba’nın nefes alış verişleri de değişmişti. Anlaşılan o da etkilenmişti sahneden. Filmi bu şekilde bitirmiştik. Saat geç olduğu için filmden sonra hemen odalarımıza geçtik. Yatağa girmemle Kübra’nın dudaklarına yapışmam bir oldu. Deliler gibi öpüşüyorduk. Birden durdum ve Kübra’ya neden yaptığını sordum. Gülerek hoşuna gitmedi mi diye sordu. Gitti ama Tuğba fark eder diye çekinmedin mi dedim. Çekindim ama böyle daha heyecan verici oldu dedi. Bende evet dedim. Ben zaten arada kontrol ediyordum o filme iyice dalmıştı dedi. Bunları oldukça kısık bir şekilde konuşuyorduk çünkü ev iki oda bir salon olduğundan dolayı yatak odaları yan yanaydı. Kübranın atletini yana sıyırarak muhteşem göğüslerini emmeye başladım. Hafif hafif inleyerek saçımı okşuyordu. Atletini yukarı doğru sıyırdım ve göğüslerinden başlayarak aşağı doğru yavaş yavaş öperek iniyordum. Göbeğine geldiğimde ellerimle şortunu ve kilodunu aşağı doğru sıyırdım. Kıllarının olduğu kısımı tıraşlamıştı. Sonra şortunu ve kilodunu tamamen çıkardım. Bacaklarını ayırarak amını yalamaya başladım. Bacak arasını dil darbelerime göre hareket ettirip hafif hafif inliyordu. Bir eliylede saçlarımı sıkıyordu. Ona kendine dokunmasını söyledim. Ben amını yalarken o da bir eliyle göğüslerini sıkıyordu. Onu yalarken kendini bana göre hareket ettirmesine bayılıyorum. Kübra tamamıyla kendinden geçmişti. Başımı amına doğru bastırıyor, diğer eliyle de göğüslerini sıkıyordu. Bir ara sesli bir şekilde inledi. Durdum ve ona susmasını işaret ettim. Başıyla onayladı ve devam etmem için işaret yaptı. Ama ben devam etmedim yataktan indim ve başının olduğu yerde ayakata dikildim. Şortumu bir çırpıda aşağı indirerek sikimi ağzına aldı. Bu pozisyonu ikimizde çok seviyoruz. Kübra yatakta sırtı üstü uzanmış ben baş ucunda sikimi onun ağzına veriyordum. Bir yandanda göğüslerini sıkıyordum. Kübranın elini tutarak amına götürdüm o geri çekti. Kendini parmaklamını istyorum dedim tıslar bir ses tonuyla. Sikim ağzımdayken ıh ıh dedi. Hadi ama istiyorum, kendine dokunurken seni izlemek bana zevk veriyor dedim. Ve elini tekrar alıp amına götürdüm. Elim elinin üstünde amını okşuyorduk ve sikim ağzındaydı. Orta parmığını içeri sokması için elimle baskı yaptım ve parmağını amına sokmaya başladı. Elimi çektim ve muhteşem pozisyonun seyrine daldım. Sikimi ağzıyla emerken aynı zamanda da kendini parmaklıyordu. Bende elimle göğüslerini okşuyor ve sıkıyordum. Oldukça zevk aldığını inlemelerinden anlıyordum. Sonra birden yatağa gel dedi ve beni yatağa çekti. Sırtı üstü uzanmıştım üstüme çıktı eliyle sikimi kavradı ve üstüne oturdu. Amı vıcık vıcık olmuştu. Oturmasıyla beraber ikimizde aynı anda ohhhh dedik. Amının vıcıklığından kendini parmaklarken boşaldığını anladım ve boşaldın mı diye sordum. Üstümde git gel yaparken evet dedi. Eveti öyle tahrik edici söylemişti ki ses tonu beni tahrik etmişti. Ellerini tutup göğüslerine götürdüm artık kendine dokunurken itiraz etmeden dediklerimi yapıyordu. İki eliyle göğüslerini sıkarken sikimin üstünde hafiften zıplıyordu. Çığlık atmamak için kendimi zor tutuyorum dedi. Ben de diye yanıt verdim. Konuşmalarımız oldukça sessiz ve çok tahrik edici ses tonuyla gerçekleşiyordu. Sikimi içinden çıkarmadan dönmesini söyledim. Yavaşça dizini kaldırarak ayaklarının üstüne bastı ve dönmeye başladı. Yarım dönmüşken tuttum ve tamam dedim. Sikimin üstüne iyice oturdu ve kalkmadan git gel yapıyordu. Hafiften zıpla ve aynı zamanda amına dokun dedim. Bunu duymasıyla uffff diye inlemesi bir oldu. Hoşuna mı gitti dedim evet dedi. Şimdi sikimin üstüne yan bir şekilde oturmuş vaziyette git gel yapıyor ve aynı zamanda amını okşuyordu. Bu sefer biraz sesli bir şekilde inleyerek boşaldı. Şşşşşş diye uyardım hemen. Tuğba duyacak dedim. Sonra tamamıyla döndü ve sikim üstünde zıplamaya başladı. Boşalmanı istiyorum dedi. Az kaldı dedim. Bacaklarımı iyice ayırdı ve sikimin tamamıyla üstüne oturdu. Hepsini içene almıştı. Hızlı hızlı zıplamaya başladı. Ne zaman hızla zıplamaya başlasa çabuk boşalarım. Zıplamaya devam ederken üstümden çektim ve boşalmaya başladım. İkimizde bitmiştik. Sonra birbirimize çırılçıplak sarıldık. Neden sessiz olmadın ya Tuğba duyduysa dedim. Bir şey olmaz dedi. Nasıl bir şey olmaz dedim. Duymasına gerek yok ki sanki bilmiyor mu ne yaptığımızı dedi. Tamam da bu duyması gerek anlamına gelmez dedim. Duymamıştır merak etme dedi. Ve o şekilde uyuya kaldık. Sabah Tuğba’nın kapıyı açmasıyla uyandık. Ve belimize kadar örtülü olan battaniyeyi hemen üzerimize doğru çektik. Kübra’nın çıplak göğüslerini görmemiş olma ihtimali yoktu. Ben oha oha dedim. Kübra’da kızım kapıyı çalsana dedi. Tuğba’da aman ne olcak sanki dedi. Gülmeye başladık. Toka lazım o yüzden girdim hadi kalkın kahvaltı yapalım dedi. Tuğba aynanın karşısında kısa saçlarını toplarken onu izliyorduk. Hem bana laf söyleyeceğinize azıcık sessiz olun geceleri dedi. Hep beraber güldük. Ve o çıktı. Kübra’ya duymamıştır öyle mi dedim. Boşver oldu artık dedi. Üstümüzü giyinip mutfağa geçtik. Kahvaltıyı hazırladık ve kahvaltımızı yaptık. Akşam yine film izleyelim dedim. Olur dediler. Tuğba ben duş alıcam diyip odasına gitti. Bende Kübra’nın odasına geçip internette gezinmeye başladım. Kübra’da salonda takılıyordu. Banyo Kübra’nın odasının yanında. Yani banyoya girmek için odanın önünden geçmek gerekiyor. Tuğba vücuduna havlu sarınmış bir şekilde kapının önünden geçti. Benim içeride olduğumu bilmiyordu. Bir an odaya doğru döndü ve beni orda görünce hızlı bir şekilde banyoya geçti. Boyu uzun olduğu için çok seksi gözüküyordu. Tuğba’nın banyodan çıkmasını bekliyordum. Banyo kapısının sesi geldi ve gözlerimi kapıya diktim. Tuğba bu sefer aynı şekilde gayet yavaş bir şekilde kapının önünden geçti. Geçerken göz ucuyla içeri doğru baktı. O güzelliği hayal bile edemezsin. Neyse kalktım salona geçecektim. Tuğba’nın kapısının önünden geçerken kapının aralık olduğunu gördüm. Çaktırmadan baksam mı diye düşünüyordum ama görürse bütün samimiyetimiz her şeyimiz bitebilirdi. Kapının önünden geçerken hafifçe baktım çırılçıplak bir şekilde kurulanıyordu. Kalçası muhteşemdi. Hızlı bir şekilde geçtim kapının önünden. Sadece saniyelik görmüştüm. Daha sonra akşama kadar herkes evin içinde kafasına göre takıldı. Sonra ben arşivden Steve McQuinn’in Shame filmini seçtim. Kızlar hadi gelin filme başlayalım dedim. Hangi film diye sordular. Shame diye bir film eleştirmenler baya konuştular filmi dedim. Tuğba biliyorum ben onu seks takıntılısı birinin durumunau anlatan bir film dedi. Evet dedim. Kübra başka film seçsen olmaz mı dedi. Olur bir sürü film var ben yenilerden olduğu için onu seçtim dedim. Tamam canım izleyelim dedi. Tuğba bir saniye diyip odasına gitti. Ve geldiğinde gözlerime inanamadım. Südyenini çıkarmış ve dar siyah atletinden göğüslerinin ucu belli oluyordu. Daha önceden de birkaç kere südyensiz gezmişti evin içinde. Ama bu atlet dar olduğu için her şey meydandaydı. Kübra çok seksi olmuşsun dedi Tuğba’ya. O da sus be salak dedi. Gülüştük. Filmi başlattım. Film çıplak erkek ve çıplak kadın görüntüleriyle başladı. Ardından trende başrol oyuncusunun karşısında oturan kız ona frikik vermek için giydiği mini etekle bacak bacak üstüne attı. Ve elbisesini hafif yukarı çekti. Daha ilk anlarda sikim kalkmıştı. Kübra sağımda Tuğba ise solumda oturuyordu. Pike geçen seferki olduğu gibi yine üstümüzdeydi. İkisi de başlarını omzuma koymuş filmi izliyorduk. Tuğba iyice sokulmuştu bana kolumda onun göğüslerinin yumuşaklığını hissediyordum ve çıldırıyordum. Kübra yine yavaştan elini sikime doğru götürdü ve okşamaya başladı. Elini hemen şortumdan içeri soktu. Kulağıma çok ateşlendin bakıyorum, ben seni rahatlatırım dedi. Gülümsedik birbirimize. Şortumun içinden sevgilim sikimle oynarken Tuğba’nın harika göğüslerimi koluma temas ediyordu. Tuğba’ya bir saniye diyerek elimi omuzlarına attım. Filmi izlemeye devam ediyorduk. Cesaretimi toplayıp elimle göğüslerine dokunmak istiyordum. O kadar baskı yaptığına göre o da istekli diye düşünmüştüm. Kübra elini şortumdan çıkararak şortumun üzerinden okşuyordu. Bende elimi onun bacak arasına attım ve okşamaya başladım. Filmi tamamıyla unutmuştum. Kübra ile birbirimizi okşarken elimi Tuğba’nın göğüslerine atmak istiyordum ama çok çekiniyordum. Sonra yavaş yavaş elimi boğazına doğru götürdüm ve aşağı doğru kayması için çabaladım. Elim sol göğüslerinin arasında yukarıdaydı. Tenini hissetmek bile beni heyecanlandırmıştı. Kübra ile birbirimizi okşamaya hala devam ediyorduk. Sonra birden elimi aşağı kaydırdım ve Tuğba’nın tam çatalındaydı elim. Sesini çıkarmamıştı. Parmakları yavaş yavaş hareket ettirmeye başladım. Tuğba hiç sesini çıkarmıyordu. Ama nefes alış verişleri değişmişti. Tuğba hafif hareket etti ve elim tam göğsünün üstüne geldi. Artık çekinmiyordum. Hafif hafif sıkıp bırakıyordum göğsünü. Kübra’ya döndüm bana baktı ve dudaklarına öpücük kondurdum. Şok olmuştu. Tuğba’nın yanında onu öpmem şaşırtmıştı onu. Ama hiçbir şey olmamış gibi filme geri döndük. Üçümüzde filmi izliyorduk aynı zamanda da okşamalara devam ediyorduk. Sonra Tuğba bir elini bacağımın üstüne koydu. Sikimi okşayacak diye düşündüm. O anda başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Çünkü sevgilim Kübra hala sikimi okşuyordu. Tam toparlanmak için hareketlenecekken ikisini elleri buluştu. Tuğba hızla elini çekecekken Kübra elini tuttu. Tamam artık dedim mahvolduk. Kübra Tuğba’nın elini tuttuğu gibi sikimin üzerine koydu. Şaşkınlık içerisindeydim. Bu esnada hiçbirimiz yerimizden kıpırdamadık, gözlerimiz hala ekrandaydı. Kübra Tuğba’nın elini hareket ettirmeye başladı. İnanamıyordum. Elini aldı şortumdan içeri soktu ve doğruluğu Tuğba’ya doğru eğildi. Sana bir soru soracağım doğru cevap ver olur mu dedi. Bu arada Tuğba’nın eli şortumun içinde sikimin üstünde Kübra’nın eli de onun üstünde. Akşamları sesimiz sana çok geliyor mu dedi. Tuğba sadece başını salladı. Kendini okşuyor musun bizi dinleyip diyince Tuğba yine başını salladı. Kübra Tuğba’nın çenesinden kafasını havaya kaldırdı ve dudaklarına yapıştı. Sonra dönüp benim dudaklarıma yapıştı. Deliler gibi öpüşüyorduk Kübra’yla. Bu sırada ben Tuğba’nın atletin içine sokmuştum elimi ve hayran olduğum göğüslerini okşamaya başladım. Tuğba bundan cesaret alarak sikimin üstünde duran elini hareket ettirmeye başladı. Kübra başımı Tuğba’ya doğru çevirdi ve öpüşün dedi. Öpüşmeye başladık. Bu sırada Kübra üzerindekileri çıkarmaya başlamıştı. Odama geçelim dedi ve Kübra’nın odasına geçtik. Kübra’ya yatağa geçmesini söyledim. Geçti ve uzandı. Tuğba’nın arkasından ona sarılmış bir vaziyette göğüslerini okşayıp boynunu öpüyordum. Kübra’ya kendini parmakla dedim. Elini amına götürüp parmağını içeri soktu. Onu izlerken Tuğba’nın atletini çıkardım ve beline öpücükler kondurdum. Tuğba’yı yatağa doğru götürdüm ve Kübra’nın amını yalamasını söyledim. Put gibi durdu hiçbir şey yapmıyordu. Göğüslerini yalamaya başlayınca inlemeye başladı. Kübra Tuğba’nın elinden tuttu ve onu bacak arasında doğru çekti. Tuğba bir şey yapmadan dururken. Kübra hadi tatlım dedi. Tuğba birden Kübra’yı yalamaya başladı. Gördüğüme inanamıyordum. Ben de Tuğba’nın altındaki kapriyi külodu ile birlikte çıkarıp onunkini yalamaya başladım. Oda ikisinin inleme sesleriyle doldu. Kübra ayağa kalktı Tuğba’yı sırt üstü yatırdık. Ben amını yalarken Kübra’da dudaklarını öpüyor sonra göğüslerini emiyordu. Kübra’yı çekip altıma aldım ve içine girdim. Git gel yaparken Tuğba bizi izliyordu. Kübra ile ben sikişirken Tuğba birden kalktı ve Kübra’nın başına oturdu. O da artık cesaretlenmişti. Kübra’ya amını yalatıyordu. Daha fazla dayanamadım ve Kübra’nın karnına boşaldım. Kübra Tuğba’yı yalamaya devam ediyordu. Biraz onları izledim. Sikim tekrar hareketlenince Tuğba’ya bakire misin diye sordum. Hayır diyince hem şaşırdım hem de sevindim. Tuğba’yı köpek pozisyonuna geçirerek içine girdim. Amı dardı ve vıcık vıcıktı anlaşılan sevgilim onu yalayarak boşaltmıştı. Git gel yaparken vücudumun kalçalarına her çarpışısında çıkan ses ve Tuğba’nın inlemeleri hepimizi çılgına çevirmişti. Kübra yanıma gelerek dudaklarıma yapıştı. Ona Tuğba ile öpüşmesini söyledim. Dizlerinin üstüne çömelerek Tuğba ile öpüşmeye başladı aynı zamanda da Tuğba’nın göğüslerini sıkıyordu. Ona diğer eliyle kendisini parmaklamasını söyledim. Hemen boşta olan elini amına götürdü ve parmaklamaya başladı. Bu muhteşem pozisyonu ne kadar hayal etsem aklıma gelmezdi. Tuğba’yı sikerken aynı zamanda sevgilimin onunla öpüşmesini ve kendini parmaklamasını izliyordum. Üçümüzde sarsıla boşaldık ve birbirimize sarılarak yatağın içinde üçümüz uzandık.

Lavmanın iyi yanları

Uzun zamandır görüşmüyorken bugün Kamil abi aradı; biraz hal hatır sorduktan sonra konuya geldi: Akşam planım olup olmadığını sordu. Tabiki yoktu bir planım. “O zaman akşam buluşalım mı” dedi. Bunun anlamı “senin ev müsait sana geleyim sex yapalım” demektir. Tabi gel istersen bana dedim hemen atlayacağını bilerek. “Tamam” dedi, “akşam hazırlıklı ol yalnız: ben uzun zamandır küçük kamili ellemedim, yeterince azarsam kalkabilir ve seni sikebilirim” dedi. Ben umursamaz bir şekilde “Tamam” dedim ama gözlerim faltaşı gibi açılmıştı. Uzun zaman sonra O güzel yarak içime girebilecekti belki. Eve geçer geçmez hemen hazırlıklara başladım: Önce Anal tıpamı aldım ve arkmı biraz alıştırdım, sonra kendim hazırladım Lavman setimi çıkardım. Barsaklarım temiz olmalıydı ki, o beni sikerken içimden bir an çıkacak olursa, yarağının tepesinde kahverengi bir tepe görüp iğrenmesin. Kaç zaman sonra tam kıvama getirmişken. Neyse Lavman setim Dibi kesilmiş askılı bir pet şişe, bir hortum, hortumun ucunda ise sıvı sabunluktan söktüğüm bir plastik boru ve o borunun uç kısmına yerleştirilmiş bir toptan ibaret. Top, borunun anüste durmasını sağlıyor. Önce bir şişe rezene çayı ile başladım: rezene rahatlatıcı etkisiyle bilinir ve burada da işe yarıyor: küçük bir kapta sıcak suyla rezene çayını hazırladıktan sonra, soğuk suyla ılıştırıp, askıdaki şişeye boşalttım. Bu durumda sıvının hortumdan akmasını engelleyen ve bahsetmeyi unuttuğum tel kelepçeyle hortumu sıkıştırdım. Hortumun diğer ucundaki boruyu aldım ve kayganlaştırıcıyla sıvadım. Küvetin kenarına oturdum, kıç deliğim küvetin içine bakacak şekilde. Ardından boruyu yavaşça arkama yerleştirdim. Top arkama girince kendi kendine çıkması biraz zor. Kelepçeyi yavaşça açtım ve çayın kolonuma dolmasını bekledim. Hepsi birince kelepçeyi sıktım ve boruyu yavaşça arkamdan çıkardım. Su kaçtıysa tutamazsınız zaten, miktar normalse belli bir süre sonra basınç başlar. Bende de öyle oldu ve hemen küvetin karşısındaki tuvalete oturdum. İçimdeki rezene çayının arkamdan yavaşça çıkmasını sağladım. Hepsi çıkmamış gibi bir his oluyor ve gerçekten de öyle oluyor. Ama sonra hepsini atıyorsunuz. Biraz tuvalette hareket edince yine bir basınç dalgasıyla bu sefer barsaklarımdaki diğer maddelerle birlikte suyun kalanı çıktı. Hafif temizlendim ve bu sefer barsaklarımı iyice boşaltmak amacıyla zeytin yağlı lavman yapmaya karar verdim. Şişenin içine biraz ılık su koydum, arkasından zetinyağından bir miktar döktüm (3 yemek kaşığı kadar) yağlar suyun üstüne çıktığından kalan suyun bir kısmını daha şişeye biraz yüksekten boşalttım. Böylece zeytin yağı biraz suya karışmış oldu. Boruyu bu arada yerleştirmiştim ki, ikinci parti suyu koyar koymaz kelepçeyi açtım. Şişe tamamen boşalmadan hemen önce son parça suyu da kattım ve böylece tüm yaüları içime almış oldum. Bu sefer biraz daha bekledim ve yine tuvalete oturdum. Bu arada söyliim: Bu işlem öyle birkaç dakikalık iş değil ve arkanıza ne soktuğunuza dikkat etmeniz gerekir. Basınç başlayınca yine tuvalete boşaltmaya başladım; bu sefer ne varsa hepsi çıkmıştıı. Arkasından tekrar rezene ile bir durulama yaptım ve istirahat etmeye başladım. Akşam olduğunda kamil abi geldi. Ben Lavmandan sonra ılık bir duş almış, mis gibi kokular sürmüş ve Tangamı giyerek onu karşılamıştım. “Bugün çok özel oldun istiyorum” dedi. Ve ben de “herşey sana ve küçük kamil’e bağlı” dedim ve soyunmaya başladık. Ufaklıkta pek hareket yoktu, beni gördüğü halde… Sonra ben kamili yatırdım ve yarağını ağzıma almaya başladım- tabiki hareketlenmeye başladı. Meme uçlarını emdiğimde yarağı eski günlerdeki kıvamına gelmişti. “Hadi dön” dedi, “sikme sırası bende. İnmediği sürece sabaha kadar kanırta kanırta sikecem o minik götünü” dedi. Arkamı döndüm ve minik götümü ona sundum: daha odaya girerken kayganlaştırıcıyı unutmamıştım neyseki. Nazikçe az kayganlaştırıcıyı götümün deliğinin üzerinde yaydı ve hiç beklemeden yarrağını deliğimin üstüne dayadığı gibi içime girdi. Eh götüm haliyle biraz alışıktı ve ben onun önünde domalarak keyfime baktım. Kamil arkamda deli gibi içime girip çıkıyor ve popoma şaplaklar atıyordu. Temposu çok hızlıydı ve bu hızla giderse birazdan yorulur ve bir daha hayır etmezdi. Şimdi durdurursam ama yarrağı inerdi ve bir daha kaldırmak zor olurdu. Ben de boş verdim: “koy götüme rahvan gitsin” dedim ve zevk almaya bakarak o anın tadını çıkardım. Bir süre sonra “nere boşalayım yavrummmm” diye seslendi. “Açım ben, ağzıma boşal” dedim ve o da bir süre daha gidip geldikten sonra içimden çıkardı yarrağını. Baya iyi dayanmıştı ve ilk defa beni sikerek boşalacaktı: hemen ona döğru döndüm ve ağzımı açtım. Büyük bir hışımla dalgalar halinde gırtlağıma döğru fışkırttı döllerini. Boşalması bittiğinde ağzımdakilerin hepsini yuttum. Bu kadar işte. Kamil abi çok nefis bir sikiş sergilemişti yıllar sonra ve beni de, ağzıma boşalarak zevklerin doruğuna taşımıştı. Keşke bir daha kalksaydı da bir daha sikişebilseydik ama onun yarak hep tek kullanımlık maalesef.

Yukarıdaki hikaye uydurmadır ama ben ağzıma almayı ve ağzıma boşalmasını seviyorum
İzmir içinde sikişmeden sadece ağzıma boşalabilecek varsa bana bu siteden özel mesaj atabilir…

Bodrum’da Üçlü Aşk – Part 2

Önce birinci bölümü okumanızı tavsiye ederim. Yorumlarınız bekliyorum. Uzun hikaye sevmeyenler okumasın 🙂

Sabah Mutfağa geldiğimde Serhat, Serpil’le görüşüyordu. Serpil’i kızgın gördüm. Serhat beni görür görmez yanıma geldi. “Dün akşam için kusura bakma. Bir daha olmayacak. Unutalım olanları.” Dedi. Serpill’e de söylemiş. Bana çok ayıp ettiğini. Kendi sevgiline de haksızlık etmişti. Sevgilisi cuma akşamı, hafta sonu kalmak için geliyormuş. Tabii ona söylemiyecektik olanları.

Serpil, Serhat’ın sevgilisi geleceği için bozuktu. Dün gece olanların bir daha olmayacağı kararını da bu yüzden verdiğini iddia ediyordu. Kıskandığı belliydi.

Bu gerginlik içinde gün geçti. Hafta sonu da Serhat’ın sevgilisinin gelmesi başka bir gerginlik getirdi. Buna rağmen gezdik, eğlendik, yedik içtik. Onların baş başa kalmaları her ne kadar Serpil i rahatsız etse de bana biraz nefes alabileceğim ortam sağlamıştı. Serpil benimle hala bir şey yapmıyordu.

Serhat’ın sevgilisi oldukça güzel bir kızdı. Bir birlerini sevdikleri belliydi. Onunla beraberken Serpil’e mesafeli sayılacak şekilde davranıyordu. Ama yeni gelen misafirimiz için yeteri kadar samimi göründüğüne emindim.

Hafta sonu olaysiz bir şekilde bitti. Pazar akşamı Serhat sevgilisini hava alanına bırakıp geldikten sonra Serpil’le araları düzelmeye başladı. Bir iki gün aldı kırgınlığın tamamiyle geçmesi. Ama o geceden söz edilmiyordu. Davranışları yine Fazlasıyla samimiydi ama daha ileri gitmiyordu.

O sabah Serhat’la Bodrum’a alış verişe gidecektik. Serpil evde kalıyordu. Bana turuncu oje ısmarladı. Ama “Sakın Serhat farketmesin aldığını. Ona sürprizim var” dedi. Bodrum’a indiğimizde, Serhat ‘dan bir bahane bulup ayrıldım. Sevgilimin İstediği ojeyi aldım.

Öğlen gibi eve dönmüştük. Serpil odada çalışıyordu. Aldıklarımızı bırakıp İçeri girdiğimde heyecanla “Aldın mı?” Diye sordu. “Evet” dedim. Heyecanla elimden aldı. Pencere kenarınaki kanepeye oturdu. Ayaklarını kaldırıp bana doğru uzattı “Hadi aşkım. Lütfen dikkatli yap. Çok muntazam olmasını istiyorum. Göster ressamlığını.” Kanepenin öteki ucuna oturdum. Yan dönüp ayaklarını bana doğru çevirdi. Ojenin fırçasını çıkartıp baş parmağından başladım sürmeye. Ayaklarının biri kucağımda diğeri elimdeydi. Yüzüme çok yakındı. O kadar güzeldiler ki bakmaya doyamıyorum. Turuncu oje onları şeker gibi yenilesi yapıyordu. Bir sanat eseri üstüne çalışır gibi tek tek boyadım tırnaklarını. “Şimdi de ellerimi” dedi şımarıkca. Onları da tek tek yaptım.

“Hadi şimdi git sen havuza” dedi bana. “Ben de geliyorum birazdan” Öğleden sonraları bir yere gitmezsek havuzun yanında uzanıyorduk. Mayomu giyip çıktım.

Serhat mayosuyla şezlonglardan birine uzanmış kitap okuyordu. “Serpil gelmiyor mu? Diye sordu. “Geliyor” deyip gazetelere bakmaya başladım. Bir hayli vakit geçmişti. Ojelerinin kurumasını bekliyordu her halde. Merdivenlerdeki seslerden, geldiğini anladım. Başımı kaldırdığımda gördüğüm manzara karşısında nefesim kesildi. Serpil o yok gibi turuncu ip bikinisini giymiş yüksek tabanlı plaj terliklerinin üstünde kırıktarak bize doğru yürüyordu. Tırnaklarının turuncusu bikinisinin renginin aynisiydi. Bikinisinin üstü o kadar küçüktü ki memelerinin ucunu ancak örtüyor halkaları ise bir iki yerde belli oluyordu. Alt tarafı daha da çıldırtcıydı. Minicik turuncu kumaş parçası o dudaklı amını zar zor kapatıyordu. Biraz daha büyük adım atsa neredeyse dudaklarının arasına kaçacaktı.

Serhat “Aman Allahım! Bu ne böyle?” Dedi uzandığı yerden gözlerini sevgilime dikmiş. “Ne olmuşsun sen böyle. Delirteceksin bizi.”

Serpil “Turuncuyu severim demiştin” dedi gülümseyerek.
Serhat, “Unutmadın demek ki. Turuncuyu severim hele senin üstünde daha da çok severim.” Dedi. Serpil artık bir kaç adım önünde duruyordu onun. “Tarık bu sabah aldı. Gelince de itinayla sürdü tek tek, senin için.” Dedi. Benim hakkımı da vermek istiyordu.

“Bak sen! İkiniz bana sürpriz yaptınız ha! Sizi gidi oyuncular!” Gülerek bana baktı. “Nefis olmuş. Ellerine sağlık, Tarık”
“Kolay olmadı senin Serpil’i beğenmem için bunu yapmak ama yine de beğendiğine sevindim. Uğraşmama değmiş demekki” dedim gülerek.
“Gerçek bir arkaşsın ve gerçek bir sevgili” dedi ayni şekilde gülerek Serhat.

“Dön bakayım şöyle” Serpil arkasını döndü. O yusyuvarlak çıkık kalçalarının arasın kayboluyordu turuncu ip. Çırılçıplak çıplak gibiydi. Ama çıplaktan daha tahrik ediciydi bu haliyle. Karşısındaki için paketlemiş bir hediye gibiydi.

Güzel bacakları ince ayak bilekleri, fosforlu turuncu ojeli ayakları, ince beline sarılıp kalçalarında asılan bikini ipi… Parlak Bodrum güneşi altında gözlerimiz sevgilimin vücudunu tarıyordu. Kendim gibi Serhat’ın da mayosunun altından sertleştiğini farkettim. Ne olacak acaba diye korktum. Ama sevişmiyeceklerdi artık. Aralaralarında böyle şeyler olmuyordu. Sadece filmi konuşuyor, onunla ilgili detaylar olarak yaşıyorduk bunları diye kendimi rahatlattım.

Serhat ” Tarık, al eline fotograf makineni. Kaçırma bu güzelliği” dedi.

“Haklısın” deyip kalktım. Bunu kaydetmeliydim. Film için güzel detaylardı bunlar. Hemen gidip içerden makinamı aldım. Yanlarına gidip sevgilimin fotografını çekmeye başladım. Şimdi Serhat onu vermesi gereken pozlar için yönlendiriyordu. Sevgilim poz veriyor, ben de fotograflıyordum. Serhat ara sıra bana da bak şuradan çek diye yön veriyordu. “Yönetmen olduğun nasıl da belli” diye takıldım? “Sizin gibi bir ekibim olsun Oscar garanti” dedi

İstediği bir pozu Serpil anlamayınca kalktı. Onu tutup istediği şekle sokmaya başladı. Kalçalarını arkaya doğru çıkartıp belini kavislendiriyor, bana gel bu yandan Çek diyordu. Oldukça iyi bir fotograf gözü vardı. Sayesinde çok iyi pozlar yakalıyorduk.

Şu anda sevgilime dokunabilmek onu okşayabilmek için neler vemezdim. Deli oluyordum Serhat sevgilime dokundukça. Bir ayağını şezlonga dayayıp başını bu yana çevirtiyordu. Bunları yaparken onu okşar gibi tutarak idare ediyordu. Bu dokunmalardan sevgilimin etkilenmemesi mümkün değildi. Ben kendimden geçmiş fotograf çekerken. Bu sırada sevgilimin bikinisinin amının arasına sıkıştığını farkettim. Serhat da farketmişti. Dudakları iki yandan dışarıya taşıyordu. Traşlı, kaymak gibi amı tamamıyle ortadaydi. Serhat eğildi. Parmağını bikininin dışarda kalan kısmıyla göbeğinin arasına soktu. Yavaş bir şekilde aşağıya kaydırarak bikininin sevgilimin amından çıkmasını sağladı. Gülerek, “Bu ne böyle? Sırıl sıklam olmuş ” dedi. Serpil de gülümseyerek, “Napayım? Ben de insanım. Böyle yönetmenin dokunmalarına kim dayanabilir ki? ” dedi. Serhat eğildi şimdi iki elinin parmaklarıyla düzelmeye çalışıyordu şimdi Serpil’in bikinisini. Hiç acele etmiyordu. Parmağını bikininin altına da sokup iki yana doğru çekip düzeltiyordu. Serpil mahvoluyor olmaliydi bu dokunmalardan.

Üçümüz de serpil in bacak arasında odaklanmıştık. Hala fotograf çekiyordum. Azgınlığımız son haddindeydi. Ben bile artık Serhat’ın sevgilimi şuracıkta gözlerimin önünde sikmesini istiyordum. Her şey bittikten sonra duyacağım kıskançlık, sevgilimi kaybetme korkusu, bana çektirecekleri acıya rağmen tek istediğim şey ikisinin hayvanlar gibi sikişmesini görmekti önümde. Ben yapamıyordum. Hiç olmazsa Serhat’ın yapmasını seyretmek, onu aldığı zevki yüzünde okuyarak tatmin olmak istiyordum.

Serhat bikiniyi düzelttikten sonra poz verdirmeye devam etti. Ama şimdi ona mankenden çok porno yıldızı gibi pozlar verdiriyordu. Bir kaç poz sonra, sevgilimi ayakta belinden eğdi. Elleriyle şezlongun sırtını tutturdu. “Dur böyle ! ” dedi. Arkasına geçti. Galiba hepimizin deli gibi arzuladığı an gelmişti. Mayosunun sıyırıp ayaklarının üstüne düşürdü. Allahım ne haşmetli bir yarağı vardı. Şimdi gün ışığında damarlarını bile sayabiliyordum. Sevgilimin minicik amina nasıl girmişti bu kocaman yarrak? Şimdi nasıl girecekti? Taşakları tek iri bir top halindeydi. Yarağının deliğinden sızan zevk suyu güneşte parlıyordu. Serpil kımıldamadan bekledi o halde. Yüzünde sevdiği erkek için her şeyi yapmaya hazır liseli bir kız ifadesi vardı. Sarı uzun saçları aşağıya sarkıyordu. Bikinisi yine amının içine kaçmıştı.

Serhat yarağını kavradı. Seviyesini ayarlamak için dizlerini biraz kırdı. Yarağını Serpilin bacaklarının arasına sokup eliyle yukarıya doğru yönlendirdi. Sevgilim minicikti önünde onun. Sonra ileri geri oynattı eliyle. Yarağının başını sevgilimin zevk suyuyla ıslatıyordu. Bir yandan da bikininin yanından içeriye gireceği yolu açıyor olmalıydı.

Bir kaç saniye sonra yarağını bıraktı. Sevgilimin güzel yuvarlacık kalçalarını iki yandan kavradı. Hala yarı kırık dizlerinin üstünde hafifçe yükselmeye başladı. Serpilin yüzünde hayatı boyunca beklediği bir şeye kavuşmuş kadının ifadesi vardı şimdi. “Serhaaaaaaaaat!” Diye soludu dua eder gibi. Serhat sevgilimin içine giriyordu. Benimki mayomun içinde zonkluyordu. Nasıl da zevk alıyordum sevgilimin sikilmesinden.

Serhat sonuna kadar gömdükten sonra kasıklarını aşağı yukarı oynatarak sikmeye başladı. Sevgilimin her seferinde ayakları üstünde yükseldiğini farkettim. “Ohhhh! Serhat, Dolduruyorsun içimi. Senin oluyorum serhat!” Alttan geçirdikce minik sevgilim adeta havalanıyodu. Serhat hızlanıyor, Serpil “Erkeğimsim Serhat” diye bağırıyordu. Bir süre sonra konuşamaz hale geldi. Artık sadece inliyor ve haykırıyordu.

Serhat birazdan içinden çıktı. Perişan haldeki sevgilimi bir çuval gibi çimlerin üstüne attı. Kendisi de dizleri üstüne çöktü. Hoyratça Serpil’i sırtüstü çevirip ayak bileklerinden yakaladığı gibi bacaklarını omuzuna aldı. Terlikleri ayağından fırlamış gitmisti. Yarağını tekrar amına dayandığında Serpil daha kendine gelmemişti. Hiç beklemeden girdi. Ayni tempoyla pompalamaya devam etti. Sevgilim tekrara çığlık çığlığaydı. Gözleri kaymıştı Narin vücudu Serhat’ın altında ikiye katlanmıştı . Bu pozisyonda onun yarağını dibine kadar içine alıyor olmalydı. Allahım, ne kadar güzel sikiyordu Serhat onu. Nasıl bir duygu olmalıydı bir kadına bunları hissettirmek. Serhat’ın erkekliğini kıskandım. Keşke onun gibi biri olabilseydim.

Sevgilimin biraz önce oje sürdüğüm güzel ayakları şimdi Serhat’ın başının iki yanında fırtınadaki yapraklar gibi saklanıyordu. Serhat’ın yüzünde hayvani bir ifade vardı. Bir sevgilimin kaymış gözlerine, bir de girip çıktığı amına bakıyordu. Avını yiyen bir hayvan gibiydi. Serhat’ın terleri Serpil’in üstüne yağmur gibi yağıyordu. Bu sırada sevgilim kontrolsüz bir halde sarsılak gelmeye başladı. Garip sesler çıkartıyordu. Bu Serhat’ı çok tahrik etmiş olmalı ki böğürerek o da boşalmaya başladı. Ikisi ayni anda boşalıyorlardı yine. Biz hiç böyle olamamıştık. Ben sevgilimi sikerken boşaltamıştım bile. Bir kez daha kıskandım. Bu defa ikisini de.

Serhat tamamiyle boşalınca Serpil’in yanına sırtüstü uzandı. Nefes nefeseydi ama sevgilim tamamiyle bitmişti. Bilinçsiz bir halde deli gibi nefes alıp veriyordu.

İçeriye gidip bir büyük bardak soğuk su aldım. Yanlarina doğru yürürken ikisinin çimlerin üstünde yatan terli vücutlarına dikilmişti gözlerim. Serpil hala kendine gelmiş değildi. Serhat’a bardağı uzatip, “Susamışındır Serhat”dedim. Hala nefes nefese hafifçe doğruldu. Bana bakıp “Sağol Tarık. Çok terledik.” dedi. Bakışlarımdan kıskançlığını yanında hayranlığımı da okumuşmuydu acaba. Utanip gözlerimi sevgilime çevirdim. Hala yarı baygındı. Serhat ona doğru dönüp “Biraz su iç canım” dedi. Sevgilim gözlerini araladı. Serhat’ın gözlerinin içine bakıp gülümsedi. “Serhat, seni seviyorum.” Dedi. Başımdan aşağıya kaynar sular döküldüğünü hissettim. ” Hiç kimse bana bu duyguları yaşatmadı. Hep senin kadının olmak istiyorum. Nolursun!” Serhat cevap vermedi. Biraz daha doğrulup Serpilin başını eliyle kaldırıp bardağı dudaklarına uzattı. Serpil kana kana içti benim getirdiğim suyu Serhat’ın elinden. Sessizce ona teşekkür etti. Duraklarından öptü onu usulca. Serhat da kalan suyu içip, boş bardagi bana uzattı. Aldım. Kenara koydum. Tekrar uzandılar. Serpil elini uzatıp serhat’ın elini tuttu. Gözlerini kapatti.

Onlara bakmadan edemiyordum. Gözüm aşağıya kaydı. Serhat’ın yarı inmiş yarağının ucundan beyaz sıvısı çıkıyordu. Sevgilimin sikilmekten kıpkırmızı olmuş amindan da Serhat’ın dölünün dışarı sızmaya başladığını gördüm. Yoğun bir kıvamda çimenlere doğru iniyordu. Turuncu bikinisine bulaşmıştı. Çok güzel bir görüntüydü. Mayomdan fırlamak üzere olan yarağımı gizlemeye çalışarak fotograf çekmeye koyuldum. 31 çekerim buna bakarak diye düşünüyordum.

Sesleri duyunca ikisi de başlarını kaldırıp bana doğru baktılar. Serhat “Ne çekiyorsun yine?” Diye sordu gülerek. “Spermlerin dışarı akmaya başladı Serpil’in içinden. Çok güzel görünüyor. ” dedim. ” Seninkinin ucundan da bem beyaz akıyor. “Serhat kasıklarını serpilin kasıklarına yaklaştırıp bana “Gel daha yakından çek ikisini bir karede” dedi. Ardından “Benimkinin başını Serpil’in amının yanına getirsene” dedi. “Güzel olur.”. “Nasıl yani?” Dedim “Tutarak mı?” Tabii canım nolacak? İstediğin gibi poz verdir. Fotoğrafçı sensin. Serpil’e hediye olarak verebileceğim bir resim Çek.” Serpil “Ay ne kadar yaratıcı bir hediye. Canım benim.” Deyip Serhat’ı dudaklarından öptü. Bana dönüp ” Hadi aşkım göster kendini. Dedi sevinçle. ” Tamam. Bir sanat harikası olacak.” dedim gülerek.

Eğildim. Serhat’ın hala iri, güneş’te parlayan yarağını iki parmağımla çekinerek tuttum. Kaygan olduğu tam hareket etmeye çalışırken için parmaklarımdan kurtuluvermişti. Bu kadar ağır olacağını hesaba katmamıştım. Beni seyrediyorlardı. Olaya üçümüz de güldük. Serpil “Seninkinden çok büyük değil mi aşkım? ” dedi. Utancımı şakayla gizlemeye çalışarak. “Evet ya !” Dedim “Hala kocaman valla. Ne biçim şey bu?” Serpil, o şirin tavrıyla “Ya, ben o koca canavari minicik kutuma alıyorum. Kolay değil. Sen bana sor onu.”dedi. “Kim zorluyor seni almasaydın zorsa.” dedim şakamın içindeki sitemi hissetmişti her halde. Ama Şu an Serpil için önemli olan Serhat’ın duygularıydı. Cevap vermedi.”Hadi çek resmimizi.”

Serhat’ın yarağını bu defa beş parmağımın ucuyla tutup sevgilimin kasıklarına doğru çektim. O da kendi kasıklarını ittirerek yardım etti. Kibarca başının ucundaki döllerini serpilin amının hemen üstüne sürdüm. Kayganlaşmış parmaklarımla fotograf makinesini tutup çekmeye başladım. Serpil’in amına yaklaşıp, dudaklarının arasından artık aşağıya daha da sarkmakta olan dölü, arka fonda Serhat’ın gururla dusan yarağını, ucundan sızan dölü bir arada fotoğraflıyordum. Kokularını duyuyordum. Serhat’ın yarağının deliği bile kocamandı. Nasıl tazyikli fışkırmıştı kimbilir Serpilin içine buradan. Nasıl dövmüştü sevgilimin rahim duvarlarını, kale surlarına çarpan gülleler gibi.

Serpil nefes alıp verirken üstündeki yarak da inip kalkıyordu. Kafamı kaldırıp onlara baktığımda ikisinin de bana bakıp güldüğünü gördüm. Serhat “Gerçek bir sanatçı işte” dedi Serpil’e “Konusuna odaklanmış. Adeta konusunun Okyanusunda dalgalarla savaşan bir sanatçı.”

“Dalga geçmeyin” dedim şakadan kızarak. ” Kolaymı zannediyorsunuz siz bunları yaparken aklımı kaçırmadan fotograf çekmek?”

Serhat ” Haklısın valla” dedi “Fena olmuşsundur sen ya. Seni hiç
Düşünmedik. Boşalmak istermisin?”

൧ çekerek mi yani?” dedim. Serpil hemen atladı ” Eh! Herhalde bana girecek değilsin” şımarık şımarık.
Serhat, “Yok Tarık’cığım o olmasın tabii. Ama dokunmadan, Serpile bakıp 31 Çek istersen. Dur istersen ilginç bir şey yapalım. Serpilden dışarı taşan sıvı hem benim dölüm hem de Serpilin suyu. Onu yarağına bulaştır. Öyle asıl. ”

“Yok istemem” dedim. Serpil yine şımarık şımarık “Ya öyle yaparsın ya da hiç ! ” deyiverdi.

Serhat “Zorlama çocuğu canım nasıl isterse öyle yapsın.”

Serpil “Böyle değişiklikler açık olmayı öğrensin istiyorum. Bence hayat daha eğlenceli oluyor öyle.”

“Yok yok 31 çekmesem de olur” dedim yarağım mayomun içinde zonklarken. Serhat bana göz kırptı sen çaktırmadan asıl bir ara der gibi. Önemli olmadığını göstermek ister gibi fotograf çekmeye devam ettim. Serpil suçlu hissetmiş olmalı ki “Tamam aşkım istediğin gibi çek. Hadi sen de zevk al.” Ben, “Yok istemiyorum zaten” dedim. Devam ettim fotograf çekmeye. “Hadi aşkım kapris yapma. Bak istersen biraz elleyebilirsin de beni. Ellesin biraz değilmi Serhat.? Kızmazsın değilmi ”

“Bu defalık elle biraz ama fazla ileriye girmeden.

Serpil “Hadi bak Serhat da izin verdi.”

Böyle acıma yüzünden verilmiş bir izinle 31 çekmek ağırıma gitti. “Hayır istemiyorum ” deyip kestirip attım.

Serhat parmağını götürüp Serpil’in amı ve kendi dölleriyle oynamaya başladı. “Bak Tarık, ne güzel şişmiş sikilmekten Serpil’in amı. Sikmek için deli oluyorsun onu değilmi? İçi hala dölümle dolu. Hadi baka baka asıl. Bak üçe kadar sayacağım başlamazsan ondan sonra sadece Serpil’in dediği şekilde çekmene müsaade edeceğiz tamamı? Benim dölümü bulaştırıp yani.” eşek şakasından beterdi şu an Serhat’ın yaptığı. Serpil atıldı. Hızlı bir şekilde ” 1, 2, 3″ diye saydı. “Tamam kaybettin şansını” dedi. Beni kendi istedikleri şekilde 31 çekmeye zorlamalarına çok kızmıştım. Ne yaptıklarını sanıyorlardı. Ben onlara anlayış gösterdikce daha düşüncesizce şakalar yapıyorlardı. Çimlerin üstünde oturup sinirimden ağlamamak için gözlerimi dikip boş bir yere bakmaya başladım.

Serhat konuşmaya devam etti. “Nasıl inliyordu demin sikilirken. Öyle zevk aldım ki sevgilinin içine fışkırtmaktan. Daracık amı sım sıkı sarıyordu yarağımı. Senin sikemediğin amını siktim sevgilinin. Birazdan bir posta daha sikeceğin onu önünde.” Bunları söylemekten sapıkça bir zevk aldığı belliydi sesinden. Gözlerim ara sıra onlara doğru kayıyordu. Yarağının tekrar kalkmaya başladığını farkettim.

Serpil de katıldı bu sapık oyuna. “Aşkım, Serhat beni öyle güzel sikiyorki seni tamamiyle unutuyorum. Yarağını göbeğime kadar hissediyorum. Amım esneye esneye alıyorum içine. Gözlerime baktığında ona ait olduğumu hissediyorum. Hep onun olmak istiyorum.”

Serhat’ın yarağı tamamiyle kalkmıştı artık. Tutup sevgilimin amına sürtmeye başladı. Mos mordu başı. Nasıl şişmişti. Sevgilimin minik amı nasıl alabiliyordu bunu içine. “Bak Tarık Serpil’in amı nasıl açılıp kapanıyor. Nasıl istiyor benimkini.”

Serpil. “Oh! Serhat n’olur gir içime. Gir bir an önce. Bırak Tarıklar uğraşmayı.”

Yaptıkları beni de deli ediyordu. Ne deseler yapacak haldeyim artık. Hissediyordu bunu Serhat. “Dur güzelim. Tarık’ı böyle görmek hoşuma gitti. Ona 31 çektireyim sonra sikeceğim seni.” Sonra bana dönüp “Çıkart mayonu.” Dedi. Oturduğum yerde kalkmadan mayonu çıkarttım. Popomda çimleri hissediyorum. “Aç avcunu” Avcumu açıp ona uzattım. Dört parmağıyla Serpil’in amının içinden ve dışından dölünü ve sevgilimin suyunu toplayıp bana uzattı. Avucumun içine sıvaştırdı. Avucum resmen dolmuştu. “Hadi şimdi 31 çek” dedi.

Hiç bir şey söylemedim. Sol dirseğim üstünde yan dönüp yarağıma bulaştırdım sıvıları. Serhat ” Seyret bak şimdi” dedi. Sevgilimi yüzü bana dönük yan yatırıp arkadan yaslandı. Bir bacağını kendi bacağı üstüne astı. Bu şekilde sevgilime girişini görmemi istiyordu. Yarağını sevgilimin bacak arasından sokup amına getirdi. Dudaklarına sürtmeye başladı. Serpil yalvarıyordu. “Serhat, sik beni. Deli oluyorum ya. Bırak Tarık’la oynamayı.”

Serhat kasıklarını yavaşça ittirerek yarağının sadece ucunu sevgilimin amına yavasca sokuyor sonra çekiyordu. Ben de gözümü oralarına dikmiş yarağımı sıvazlıyordum. Elimde zonkluyordu. Çabuk boşalmamak için sıvazlamaya bıraktım. Serhat tamamiyle sokmayarak hem beni hem Serpil’i deli ediyordu. Bir dakika kadar daha böyle devam ettikten sonra gözlerime bakarak taşaklarına kadar geçirdi. Serpil “Aaaaaaaaaah! ” dedi ardından da çırpınmaya başladı. Geliyordu. Ben de o anda boşalmaya başladım. Sikimi sıvazlamadığım halde boşalıyordum. O kadar azmıştık. Kendimi engelleyemiştim. Avucumda gerilip duran sikimden spermlerim çimlerin üstüne fışkırıyordu. Serhat tek bir hareketiyle beni de sevgilimi de getirmişti. Hoşuna girmişti bunu yapabilmek. Gülüyordu. Ardından önünde debelenen Serpil’e sokup çıkartmaya başladı. Bir eliye alttan sarılmıştı. Diri memelerinden tutuyordu onu. Bir yandan da bacağından tutup kendine çekiyor daha derine ve daha sert girmeye çalışıyordu. Bana ses çıkartmadan sadece dudaklarını okutarak, anlayacağım bir şekilde tek tek, ” Sevgilinin… Amına… Koyuyorum” dedi. Mahfolmuştum. Gözleri benim gözlerime kilitlenmiş halde sevgilimi bir kaç defa getirdi. Serpil yarı baygın haldeyd. Serhat vurdukca sarsılıyor sonra tekrar titreye titreye geliyordu. Elimde küçülmüş pipimle bunu seyrettim. Birbirlerine verdikleri zevke ve bana yaptıklarından dolayı Kıskançlık ve öfke içindeydim ama çekip gidemiyordum.

Sonunda Serhat da boşaldı ve çimlerin üstüne bıraktı kendini. Serpil yine nefes nefese kendinden geçmiş yatıyordu yanında. Uzun süre kıpırdamadan yattık öyle. Önce Serhat doğruldu. Bana bakıp “Nasılsın Tarık dedi. “Nasıl olayım? Kötü hissediyorum çok ” dedim.

“Ya olur böyle şeyler sekste. Yeni duygularımızı, zevklerimizi keşfediyoruz. Bu oyunlar hepimize zevk veriyor baksana.” dedi küçülmüş pipimi göstererek. Serpil’ in ise daha söz söyleyecek hali yoktu.

Günün kalan kısmını benim gönlümü alma ve bu tür şeyleri denemenin ne kadar güzel olduğunu konuşmakla geçti. Kendimizi tanımak açısından böyle deneyimlerin çok önemli olduğunu söylüyordu Serhat. Serpil de özgürlüğü sonuna kadar yaşamalı insan diyordu. Serpil bana karşı daha sevecen, Serhat da daha sıcak ve arkadaşca davranıyordu. Bu yaz hem kendimizi bulduğumuz, hem de iyi bir film çıkarttığımız bir yaz olacaktı. Zaman zaman birimizi ele alıp, duygularını, isteklerini analiz edecek ve bunu filmimize yansıtacaktık.

Akşam yattığımızda, Serpil bana sarıldı. Başımı okşadı. Yanaklarımdan öptü. Beni anlayışlı ve Olgun olduğum için çok sevdiğini söyledi. Hepimizin bu yaz çok daha olgunlaşacagımızı söyledi. Bana iyi uykular dileyip arkasını döndü, uyudu.

Ertesi gün oldukça ilgi gördüm Serpil’den. Gözü Serhat da olmasına rağmen beni ihmal etmiyordu. Sabah film üstüne çalıştık. Çok zevk alıyorduk bundan üçümüz de. Sonra Serhat dün yaptıklarımızı analiz etmeyi teklif etti. Gönüllü oldu önce kendi duygularını açıklamaya. Serpil’in hem fiziğini hem de özgür kişiliğini çok beğendiğini söyledi. “Ama” dedi “İtiraf etmeliyim ki sana karşı bana verdiği üstünlük, ondan aldığım zevki bir kaç katına çıkartıyor. Onu sikerken adeta senin de beynini sikiyorum. Bozulmuyorsun değil mi bunları söylüyorum diye. Açık olmak istiyorum.” Serpil, ben ağzımı açmadan araya girdi ” Açık olman çok güzel Serhat. Tarık bilsin senin aldığın zevki. Ona zor gelebilir ama o zorluğun karşılığında senin zevk aldığını bilmesi eminim onun buna katlanmasına yardımcı olur. Ben de öyle hissediyorum. Ben de bu anlattığın şeylerden kadınca bir zevk alıyorum. Ben sana o zevkleri verirken sevgilime çektirdiklerime değiyor diye düşünüyorum. Tarık’ı daha çok taktir ediyorum. O da bunu bildiği için daha kolay katlanıyor. Sonunda o da çok zevk alıyor. Değilmi aşkım ? Bunu kabul edemeyeceğim için cevap vermedim. Onlar anladılar.

Günlerimiz yeni kabul ettiğimiz bu düzen içinde geçiyordu artık. Normal zamanda üç arkadaş gibiydik. Ben sevgilimle uyuyordum. Günün içinde onlar bazan romantik oluyorlardı ya da bir birlerini istedikleri zaman vahşiye sevişiyorlardı. Başkalarının bunu bilmemesi konusunda hemfikirdik. Çoğu zaman onları seyrederken kendi istediğim gibi 31 çekebiliyordum. Bazan Serhat ya da Serpil benim kendi istedikleri şekilde 31 çekmemi istiyorlardı. Çoğu zaman itiraz etmiyordum onlara çünkü tartışma çıkarmak istemiyordum.

Bir kaç gün sonra kaldığımız evin sahibi, ortak dostlarımız aradılar. Tekneleriyle yakındaki marinaya geleceklerdi. Ertesi gün için bizi teknelerine davet ediyorlardı. Bir gece orada kalacaktık. Sevindik. Ben “lütfen dikkat edelim davranışlarımıza orada. Bir şey anlamasınlar” dedim. Ikisi de, tabii dediler. Serhat,” Siz orada sevgili gibi davranın.” Dedi. Serpil ” Aaaaaa, Serhat’cığım, ben sana kıyamam ama” dedi gülerek. Sonra ” Tabii tabii. Şaka yapıyorum.” Dedi.
Serhat “Ben seni bu gün öyle bir sikerim ki yarın halimiz kalmaz, daha kolay olur arkadaş gibi davranmak.” Gerçektende Serhat serpil’i o gün bir kaç defa acımasızca sikti. Yatağa gittiğimizde Serpil baygın gibi uyuyuverdi hemen.

Tekneyi Marina’da bulmak zor olmadı. Birkaç kamaralı pek de küçük olamayan bir tekneydi. Ama mürettebat gerektirecek büyüklükte değildi. Karı koca bizi sevinçle karşıladılar. Bizden 10 – 15 yaş kadar büyüktüler. Halit Ağbi Borsa’dan zengin olmuştu. Zeynep abla çalışmıyordu. Rahat yaşantıdan ve kendilerine iyi baktıklarından ikiside çok iyi görünüyorlardı. Kısa bir sohbetten sonra Halit Ağbi “Çıkıp bir koya gidelim vakit kaybetmeden. Denize gireriz” dedi.

Öğleden önce sessiz sakin bir koyda demir atmıştık. Dibi gözüken denize teker teker atladığımızda etraftaki tek gürültü bizden geliyordu. Ne güzel bir hayat dedim kendi kendime. Yüzdük. Eğlendik. Açıkmıştık. Teknede hep beraber yemek hazırladık. Tentenin gölgesinde sohbet ederek yemeğimizi yemeğe başladık.

Birlikte bir film üstüne çalıştığımızı söylediğimizde ikiside çok heyecanlandı. Bir araya gelmemiz onların evi yüzünden olduğu için filmde kendilerinin de bir katkısı olduğunu hissediyorlardı. Israr etmelerine rağmen konusunu anlatmıyorduk. Halit ağbi “Çocuklar biz sanatçıları desteklemekten hep gurur duyduk. Bu filmin finansını yapmak isteriz. ” dedi. “Anlatın canım çekinmeyin çalmayacağız konuyu.” Güldü. Bir birbirimize baktık. Söylemememizin nedeni o değildi tabii ki. Ama nasıl olsa sonunda belli olacaktı.
Serhat da saklamak taraftarı değil gibi görünüyordu. Bir sır anlatır gibi anlatmaya başladı. Halit ağbiyle Zeynep abla merakla dinliyorlardı. Anlattıkça hikayenin gerçek duruma benzerliği şüphe uyandıracak hale geliyordu. Serpil yer yer yanında getirdiği dizüstü bilgisayarından bölümler okudu. Yaşadıklarımızın dökümüydü. Halit ağbi bıyık altında gülerek bizi süzmeye başladı. “Güzel hikaye. Çok beğendim. Bunu yaşamanız lazım filmini yapmak için”dedi. Anladığını anlamıştık. Bir süre sessizlik oldu. “Açıkcası ben kişiliklerinizi bildiğim için bu oyuna nasıl iyi uyduğunuzu görebiliyorum.” Durup Zeynep ablaya baktı. O da Gülümsüyordu. Sonra tekrar bize dönüp. “Hoşunuza gidiyor mu?” Diye sordu.

Ben kıpkırmızı olduğumu hissettim. Serhat ve Serpil ise bir şey söylemiyor ama yaramaz çocuklar gibi gülüyorlardı.

Halit ağbi “Bakın biz de size bir şey itiraf edelim ” dedi. Zeynep le biz, Serpil le Tarık’ın tersi bir ilişki içindeyiz. Ben başka kadınlarla beraber oluyorum Zeynep de bundan zevk alıyor ama o sadece benimle oluyor. Bana dönüp, ” Zeynep gibi sen de eşinin arzularını tatmin etmesinden mutlu oluyorsundur eminim.” Evet anlamında hafifçe başımı salladım. “Ayrıca Serhat da bundan çok zevk alıyordur biliyorum çünkü ben de çok tahrik olurum başkasının sevdiğine sahip olmaktan. Erkeği kadınının yanında küçültmekten. Biliyorum bunlar kötü şeyler ama çok zevk alıyorum. Senin gibi bazı erkeklerin buna izin verecek kadar zevk aldığı da bir gerçek.”

Ben “Zevk almıyorum” diye inkar ettim.

Serpil hemen atladı. “Halit Ağbi, bakma sen zevk almıyorum dediğine. Şimdi mayosunu indirse dim dik olmuştur valla”

Halit Ağbi, ” Zevk almadığını ispat etmek istermisin ? ” diye sordu gülerek. Bu gerginlikten dolayı benimki kalktık değildi. O ruh haliyle mayomu indirip minik pipimi gösterdim. Zeynep abla “Ah canım minicik. Ne şirin şey o öyle” dedi gülerek. Tam mayomu çekecektim ki Serhat, “Tut öyle” dedi. Kalkıp Serpil’in yanına gitti. Öpüşmeye başladılar. Bir eliyle de bacaklarını okşuyordu. Haklılardı. Bundan tahrik olmamam mümkün değildi. Pipim kalkmaya başlamıştı bile.

Halit ağbi “Kalkıyor! Kalkıyor!” diyerek bir kahkaha attı. Utanıp mayomu çektim yukarı. Kalkıklığı hala farkediliyordu tabii.

Serhatla Serpil bir süre daha öpüşmeye devam ettiler. Iddialarını ispat etmişlerdi. Bu konuyu konuşmaya devam ettik. Artık herkez daha rahatlamıştı. Ben bile kabul etmeye başlamıştım rolümü.

Halit ağbi Serpile daha samimi davranmaya başlamıştı. Fırsat buldukça dokunuyor iltifat ediyordu. Teknede bikinisinin üstünü giymesine gerek olmadığını söylediğince Serpil hemen kabul etti. Zeynep abla da çıkarttı üstünü. Onun vücudu daha dolgundu. Çaktırmadan bakıyordum. Çok seksiydi o da. Öğleden sonrayı güneşlerek ve yüzerek geçirdik. Iki yarı çıplak kadının böyle ortalıkta dolaşması çok tahrik ediciydi. Halit ağbiyle Serhat istedikleri zaman kadınlarına sahip olabilirlerdi. Zaten sarılıp öpüşüp duruyorlardı. Serpil’i ilk tanıdığım zamana dönmüştüm. O zaman daha çıkmıyorduk. Arkadaşlarla birlikte plaja gittiğimizde onun güzel vücudundan çok tahrik olup tuvalette 31 çekmiştim. Anlaşılan şimdi de ayni durumdaydım.

Onlar iki çift bir birlerine sarılı minderlerin üzerine uzanmış konuşuyorlardı. Ben de yanlarındaydım. Halit Ağbi Serhat’ın kendisine çok benzediğinden bahsediyordu. Serhat’ın kendi kadınını paylaşmadığını ama Serpil gibi başkasına ait bir kadını kullandırmasında bir terslik olmadığını ifade ediyordu. Bu şekilde Serpil’i kullanıp kullanamayacağını anlamaya çalışıyordu. Serhat bu oldukça bariz teklife açık açık cevap verdi. ” Halit Ağbi tabii sana saygım sonsuz. Kesinlikle Serpil’in tadına bakmalısın. Serpil de çok hoşlanır zaten” dedi. Serpil gülümsemeye başlamıştı bile. Serhat onayladığı sürece zevk alacağı belliydi. Halit Ağbi, “Beraber becerelim mi, ne dersin? ” Serhat, “Tamam Ağbi güzel olur” dedi.

Halit Ağbi yerinden kalktı, onların yanına gitti. Elinden tutup serpil’i ayağa kaldırdı ve öpüşmeye başladılar. Beyaz kıllı göğsüne sevgilimin diri göğüslerinin basıldığını gördüğümde içim eridi. Elleri vakit kaybetmeden o guzelim kalçalarına indi. Bikinisinin içinden okşamaya başladı. Sevgilim bu Olgun erkeğin kollarında kendinden geçiyordu. Elini onun mayosunun içine sokup yarağını kavradı. Halit Ağbi mayosunu indirdi aşağıya, ardından da Serpil’in bikinisini. Yarağını görebiliyordum artık. O da Serhat’ın ki gibi Kocamandı. Gerçekten bu iki erkek çok benziyordu bir birine.

Gözümün kenarında Zeynep ablayı farkettim. Elini bikinisinin içine sokmuş kendisiyle oynuyordu. Bende bundan cesaret alıp elimi mayomun içine soktum. Yan yana sevdiklerimizin sevişmesini seyrediyor, kendimizi tatmin etmeye çalışıyorduk. Halit ağbiyle bir an göz göze geldik. Utandım ama duracak halde değildim.

Birazdan Halit Ağbi Serpil’i teknenin arkasındakı geniş oturma yerine götürdü. Minderlerin üstünde domaltıp, önüne geçti. Ağzına verdi. Serpil onun taş gibi olgun yarağını arzuyla emmeye başladı. İleri geri hareket ederek başından tuttuğu Serpil’in ağzını sikiyordu şimdi. Zeynep ablanın “Sik Serpil’i aşkım. Sik küçük yosmayı ” diye soluduğunu duydum. Halit ağbi birazdan eliyle Serhat a işaret etti. Sevgilimin ağzından çıkardı yarağını. Yerini Serhat’a bıraktı. Kendisi de sevgilimin arkasına geçti. Sikecekti. Serhat’ın ki gibi onunki de damarları şişmiş vaziyetteydi. Tutup başını dayadı. Yavaş yavaş ittirmeye başladı. Sevgilim, Serhat’ın yarağı ağzındayken inledi. Ama iki deliğinin dolmuş olması Serpil’i kendinden geçirmişti. Halit Ağbi “Oldukça dar bu kız”dedi. “Çok hoşuma gitti. Seninkinden cok daha dar Zeynep”. Pompalamaya başlamıştı bile. Her vuruşunda Serpil’in yüzü Serhat’ın kasıklarına yapışıyor yarak görünmez oluyordu. Bir ara göz göze geldiler. Güldüler. Sağ ellerini havada çarptılar. Ayni kadını iki ucundan sikiyor olmanın ortaklığını kutlamak için. Ben ise Zeynep ablayla yan yana onlara bakıp kendimizi tatmin etmeye çalışıyorduk.

Birazdan Halit Ağbi bir işaretle Zeynep’i çağırdı yanına. Biliyordu kocasının ne istediğini. Sırt üstü yatıp kocasının bacak arasına girdi. Alttan taşaklarını yalamaya başladı. Harika bir zevk olmalıydı bu. Hemde sevgilime giriş çıkışını görüyordu burnunun dibinde. Bir yandan da hala kendisyle oynuyordu.

Sevgilim yine sarsılarak titreyerek gelmeye başladı. Gerçekten sevgilim benimleyken kadınlığını yaşamıyormuş diye düşündüm. Hiç bu hale gelmezdi. Normali hâli buydu artık. Bu defa her kez çok azmıştı. Erkeklerde dayanamadılar. Azgın hayvanlar gibi Serpil’e çarpa çarpa boşaldılar. Halit Ağbi “Al yosmam! Al amına benim küçük yosmam” diye haykırıyordu. Taşakları da karısının yüzünü iyi dövmüştü. Sevgilimin ağzında da amından da döller taşıyordu dışarıya.

Ben de boşalmıştım onunla beraber. Zeynep abla deli gibi yalıyordu kocasının döllerini. O da haykırarak geldi. Hepimiz nefes nefeseydik.

Boşaldıktan sonra içimi yine bir utanç duygusu kapladı. Ellerimi mayomun içine sildim. Sanki 31 çekmemiş gibi görünmek istiyordum.

Yavaş yavaş doğruldular. Keyifleri çok yerindeydi. “Hadi denize atlayalım” dedi Halit Ağbi. Çırılçıplak, dibi görünen mas mavi berrak suya attık kendimizi.

Akşam yemeği yine güzel sohbetlerle geçti. Halit ağbi, Serhat’dan Serpil’i akşam için istedi. Zeynep ve Serpil’le tek başına olmak istiyordu. Serhat memnuniyetle dedi. Bana ve Serpil’e sormuyordu bunları. Ama Serpil memnundu olayların gidişinden.

Yemekten sonra Halit ağbi bu iki arzulu dişiyi ellerinden tutup kamarasına götürdü. Iyi geceler çocuklar dedi bize kapıyı kapatmadan.

Serhat la kalan şarabı içip sohbet etmeye başladık. Birazdan denizin üstündeki akşam sessizliği kadın inlemesiyle bozuldu. Serhat “Bu seninkinin inlemesi ” dedi. Haklıydı. Ikimiz de tahrik olmaya başlamıştık. ” Gel kapıya yaklaşalım dedi. Kapının yanında mayosunun üstünden yarağıyla oynamaya başladı. Ben de aynisını yapıyordum. Ses çıkarmamaya çalışıyorduk. Serhat Mayosunu indirdi. Dim dik yarağı ortaya çıktı. Kulağıma yaklaşıp “Ağzına alsana! ” diye fısıldadı. Ensemden kavrayıp başımı aşağıya doğru ittirdi. Direndim. Başımı sallayarak sessizce olmaz dedim. Emir veren bir tonla tekrar fısıldadı kulağıma “Ağzına Al!” Başımı aşağıya ittirdiğinde attık direncim kırılmıştı. Yüzüm o sert, güçlü yarağına çarptı. Ağzımı açıp içime aldım. İtaatkarca emmeye başladım. Bu kadar sert olabileceğini beklemiyordum. Kocaman Başı ağzımın içindeydi iki elimle kalın gövdesini ve iri taşaklarını kavramıştım. Bu gücü hissetmek hoşuma gitmisti. Onu daha çok hissetmek daha çok zevk vermek istiyordum adeta. Dilimle içerden yalamaya başladım. O da kasıklarını oynatıp yarağını daha çok sokmaya çalışıyordu ağzıma. Ama mümkün değildi.

Sertçe kolumu tutup beni yerden kaldırdı. Teknenin arkasına doğru aceleyle yürürken beni de adeta sürüklüyordu. Minderlerin önünde hızlı bir şekilde mayomu çıkartıp attı. Pipim beni utandıracak halde dim dik, zevk aldığımı bağırıyordu. Ardından minderlerin üstüne savurdu. Şaşkınlıkla bakıyordum ona. Taş gibi yarağınla üstümde bir dev gibi duruyordu. Ne yapacağı belliydi. “N’olur ?” Diye fısıldadım yalvaran bakışlarla. Ama beni dinleyecek hali yoktu. Bacaklarından birini kavrayıp yüzükoyun hale getirdi. Ata biner gibi üstüme çıktı. Eliyle kıçımı tükürüklediğini hissettim. Ardından o sert yarağını dayadı deliğime. Ittirmeye başladı. Acıdan haykırdım. Arama durmadı. Abanmaya devam etti. Çok azmıştı. Biliyordum bu halini. Zaten kaçabilecek durumda değildim. Çaresizdim. Bari içerdekilerin haberi olmasın istedim.

Ağzımı kapattım. Çığlık yerine inleme çıkıyordu sadece. Serhat milim milim giriyordu bana. Çok acıyordu. Belimin kalçalarımla birleştiği yerden tutuyordu beni. “Oooooh! ” dediğini duydum. Sonuna kadar girmişti içime. Sımsıkı sarıyordum yarağını acı içindeki büzüğümle. Geri çekip tekrar ittirdi. Ardından tekrar. Tekrar. Artık sikmeye başlamıştı beni. Popom eziliyordu altında. Kocaman yarağını derinliklerinde hissediyordum. İçim dopdoluydu. Serpil’in hissettiklerinin birazını anlayabiliyordum şimdi. Üzerime Uzanıp omuzlarından asılmaya başladı. Artık deli gibi sokup çıkartıyordu. Üzerimde hopluyordu. Acımın yanında zevk de alıyordum artık. Ben de inlemeye başladım. Kulağımın dibinde solumasını duyuyordum. Hiç bir şey demiyorduk ikimizde. Sadece soluyor ve inliyorduk. Serhat bana dakikalarca girip çıkmasının sonunda, ” Boşalıyorum Tarık! ” dedi. Büzüğümde onun kasılmalarını hissettim. Ardından içim sırıl sıklam, kaygan oldu. Üzerime yığıldı. Ben pipim hala kalkık altında yatıyordum. Ilk tepkim ” N’olur bu aramızda kalsın” demek oldu. Serhat baştan savar bir şekilde nefes nefese “Tamam, tamam” dedi. Üstümden kalkarken içim boşaldı. Mayomu giydim. Burada uyuyabilirdim. Serhat kamaralardan birine gittik yattı. Halit Abi’lerin kamarasından gelen seslerin arasında uyudum.

Sabah kalktığımda deliğim hala sızlıyordu. Farkettirmemeye çalışarak yan oturdum masada. Kahvaltı sırasında en önemli konu üçünün yaptığı seksti tabii ki. Ne kadar zevk aldıklarını anlatıp duruyorlardı. Özellikle Halit Ağbi Serpil’e güzelliğine ve yatakdaki arzulu haline övgüler yağdırıyordu.

Serhat’a teşekkür ederken, “Sen akşamı kadınsız zor geçirmişsindir herhalde dedi gülerek” Serhat da, ” Yok canım. Hiç üzülmeyin siz. Sağolsun Tarık elinden geleni yaptı” deyiverdi. Aman allahım hani söylemeyecekti! Ne büyük aptalıktı buna inanmış olmam. Üçü de hayretle bir ona bir bana bakıyorlardı. Zeynep abla ” Nasıl yani? ” diye sordu. Serhat ” Şöyle diyeyim: Tarık kıçı üstüne rahat oturmayacak bu gün.” Yine Zeynep abla ” Neee? Siktinmi çocuğu? Vallahi sen Halit’ten de beterimişsin Serhat” dedi, gülerek. “Sevgilisini sikmen yetmedi mi?” Serpil daha da heyecanlanmıştı. Yerinde duramıyordu. ” Yaaa! Bunu kaçırmam çok kötü. Çok isterdim görmek.” Halit Ağbi Serpil’e dönüp ” Sen hiç üzülme tatlım ben sana gösteririm o zaman ” Ben bütün bu konuşmaları kıpkırmızı bir halde dinliyordum ama artık suskun kalamadım, ” Yok Halit Ağbi. Olmaz hayatta” dedim. Serhat, “Bana da çok direndi ama sonra hoşuna gitti. Değilmi Tarık.” diye güldü. Halit ağbi elimden tutup ayni yere götürdü beni. Serpil hemen yanımıza geldiği. Dur ben indireyim mayonu. Pipim yine kalkıktı. Halit ağbi bana “Sırt üstü yat dedi. Sesimi çıkartmadan yattım. O da soyundu. Bacaklarımı omuzuna aldı. Tam yarağını dayanyacaktı ki Serpil ” Bekle ben tutup sokucaaaam!” Diye uzanıp yarağını tuttu. Ağzına alıp ıslat da fazla acıtmayalım Tarık’ın canını. Serpil ağzına alıp emmeye koyuldu. Bol bo tükürük bırakıyordu üstünde. Tamam dedi Halit ağbi. Sevgilim elleriyle tuttuğu o taş gibi yarağı göt deliğime dayadı. Gülümseyerek Halit ağbiye bakıp. “Hadi sik Tarık’ı ” dedi Halit ağbi ittirmeye başladığında yine o acıyı hissettim deliğimde. “Ağbi nolur yavaş “dedim. Biraz durdu sonra tekrar ittirmeye başladı. Yırtılıyordum adeta. “Ağbi dur! Çok acıyor!” Dedim. Durdu. Serpil susmadı. “Halit ağbi Tarık’ı dinlersen akşama kadar sikemezsin sen onu.” Halit ağbi “Haklısın ” dedi. Bana dönüp “Sık dişini Tarık” deyip yeniden ittirmeye başladı. Yavaş ama kararlıydı bu sefer. Büzüğüm yana yana başını içime aldım. Ardından gövdesinin yarısı girdi içime. Acıyordu. Sonunda bir hamlede kalan yarısını da kökleyiverdi. Allahım ne çok acıyordu. Gözlerimden yaş geldi. “Oldu işte gördünmü?” Dedi. Ben debelenmeyeyim diye bacaklarımdan sım sıkı tutuyordu. Acılı gözlerle Halit ağbinin gözlerine baktım. Dudağında hafif bir gülümseme fark ettim. Serpil elini uzattı. Parmağını Halit ağbinin yarağının dibine deydirdi. O şımarık tavrıyla “Benim tanıdığım Halit ağbi dışarda kalan bir santimi de Tarık’a sokmadan bırakmaz ” dedi. Halit ağbi “Sen ne yaramaz şeysin öyle ya” deyip bir daha abandı. Acıyla “Ahhhh! ” diye haykırdım. Hepsi girmişti bes belli. “Memnun oldun mu? ” dedi Serpil’e. ” Evet” dedi “Çok teşekkür ederim.” Gülüştüler.

Halit ağbi ağır ağır sokup çıkarmaya başladı. Her sokuşunda ben bir “Ah!” Çekiyordum. Zeynep abla hem kocasının vücudunu okşuyor hem de bana girişini seyrediyordu. İnlediğimde de yüzüme bakıyordu. Serpil le Serhat da bir birlerine sarılmış Halit ağbinin beni sikmesini bir show gibi seyrediyorlardı.

Yavaş yavaş aldığım acı zevke dönüşmeye başladı. Hala güçlü darbeyle geçirdiğinde canım yanıyordu ama başka türlü hisler duymaya başlıyordum. Onların önünde sikilidikce küçüldüğümü hissediyordum Çok zavallı görünüyor olmalıydım ayaklarım havada sallanır halde sikilirken. Birden kendimi kaybettim. Halit ağbinin gözerinin içine “Halit Ağbi! Halit Ağbi!” diye soludum. Hiç düşünemeyeceğim bir şey oluyordu. Halit ağbinin güçlü yarağı götümün derinliklerini zorlarken dokunmadığım Pipim kasılmaya başladı. Boşalıyordum. Bir kadın gibi boşalıyordum. Ben hiç bir şey yapmadığım halde Halit ağbi beni sikerek boşaltıyordu. Aldığım zevk beni sarhoş ediyordu.

Kız gibi ince ince sesler çıkartarak altında titriyordum ki, onun kükreyen sesini duydum. Ardından da yarağının içimde kasılmasını hissettim. O da içime geliyordu. Tazyikli dölü vıcık vıcık ediyordu götümün derinlikleri. Yüzüne baktım. Gerilmişti. Sonunda bir “Ohhhhh!”çekti ve durdu. Kalkıp kendini minderlerin üstüne attı.

Onu tatmin etmiş olmak bana da bir tatmin duygusu verdi. Serpil hemen yanında gidip Haşim ağbiyi öpücük yağmuruna tuttu. “Haşim ağbi, inanamiyorum. Nasıl yaptın bunu. Tarık’ı kız gibi ettirdin.” Haşim ağbi gururlu bir gülümsemeyle “Yok canım pipisi kalkık kız olurmuymuş hiç. ” dedi. Serpil bundefa heyecanla koşup Serhat’a sarıldı şımarık şımarık ” N’olursun Tarık’ı bir daha sik şimdi. Pipisi kalkmadan getir onu. N’ooooooooolursun? Kız gibi getir onu.” Serhat gülerek duruyordu cevap vermeden. Ben artık buna dayanacak halde değildim. “Doğrulup kendimi korur bir pozisyon alırken bir yandan da “Yapmayın. Olmaz. Yaptırmam artık diye söyleniyordum. Serpil sakince Yanıma geldi. Bana şefkatle sarıldı. “Tarık’cığım çok istiyorum seni o halde görmek” dedi ” Sana söz, sen boşaldıktan sonra çok seninle sevişeceğim tamam mı?” Başını çevirip Serhat’a baktı onay almak için. Serhat “Pipisi kalkmazsa anlaştık ” dedi.

Daha ben cevap vermeden Serpil beni Sırt üstü yatırdı. Karşı koymadım. Ona sarılmayı onunla sevişmeyi çok istiyordum. Serhatı çağırdı. Yarağı dim dik olmuştu bile. Serhat bacak arama girip ayaklarımı omuzuna aldı. Serpil Serhat’ın yarağını tutup göt deliğime dayadı. Zaten vıcık vıcıktım Haşim Abinin dölleriyle. Oramın hala bir tünel gibi açık olduğunu hissediyordum. Dayatma dayamaz başlı kolayca girdi. Serpil “Hadi canım sok hepsini.” Dedi Serhat’ın vücudunu okşayarak. Serhat tek darbede Kökleri bana. Ince bir “Ihhhh!” Çektim.
Beklemeden pompalamalarına başladı. Kalın yarağı artık alışmış olmama rağmen zorluyordu beni. İçim doluyordu. Pipim bir et parçası gibi sallanıyordu o koydukça. Sertleşmeyeceği belliydi. Bu kadar çabuk zaten sertleşmezdim. Serhat beni siktikce azıyordu. Serpil de çok coşmuştu. Serhat’a “Sik Aşkım! Sik Tarık’ı. Koy götüne. Kız gibi getir onu. Benim için sik sevgilimi. Kız yap onu” diye soluyordu. Diğer ikisinin de eğlendiği bes belliydi. Bu Ateşli dakikaların sonunda yine o garip duyguyu hissetmeye başladım, ama bu defa pipim inikken. Solumalarım değişti. Kendimi kaybettim, Serhat’ın gözlerinin içine baka baka titriyordum. O et parçası halindeki pipimden az da olsa dölüm akmaya başladı. Serpilin Çocukça bir heyecanla “Getirdin onu! Getirdin Aşkım. Tarık’ı kız gibi getirdin” diye bağırdığını duydum. El çırpıp Serhat’a öpücükler yağdırıyordu. Gelirken götümü kastığımdan olmalı o sırada Serhat da içime patladı. Serhat’ın sert darbeleri altında sarsılırken Serpilin mutluluğunu ve Serhat’ın gergin yüzünü seyrediyordum.

Birazdan o da bacak aramdan kalkıp Haşim ağbinin yanına oturdu. Havada ellerini çaktılar gülerek. Kıçımdan ve pipimden döller akarken “Benimle sevişecekmisin gerçekten Serpil?” Diye sordum. Cevap vermedi. Gidip Serhat’ı dudaklarından öptü. “Sevişebilirmiyim Serhat çığım? Söz vermiştik.” Dedi. Serhat gülerek “Olur” dedi, “Zaten erkek sayılmaz artık” Hepsi güldüler. Serpil bikinisinin altını çıkartıp yanıma uzandı. Sarıldım o da bana sarıldı. Dudaklarından öpmeye başladım. Ellerim deli gibi arzuladığım harika vücudunu okşuyordu. Çok mutluydum. Sevecen bir şekilde okşuyordu o da beni. Güzel pürüzsüz sırtından aşağıya kaydırdım ellerimi. Yuvarlacık çıkık poposunu taparcasına okşadım. Bir daha ne zaman elleyebilirdim bilmiyordum. Diri güzel memeleri göğsüme sürtüyordu. Bacakları bacaklarıma. Pipim kadınlığına deyiyordu şimdi. Allah’ım nolur kalksın pipim diye yalvardım içimden. Ama mümkün değildi. Ona girmem imkansızdı. Iki kız gibi sevişiyorduk. Serpilin eli arkama gitti. Deliğimi buldu. İki parmağını kolayca sokuverdi götüme. Kulağıma “Şu hale bak aşkım. Seni kadın yaptılar” dedi. Ben de ” onlar değil sen yaptın aşkım” Dedim. Dudaklarımız birleşti.

Travesti Arkadaşım

Merhaba adım Erkan Anlatacağım olay birebir başımdan geçmiştir.

Ben 25 yaşında hafif atletik yapılı, 185 boyunda 75 kilodayım. Sex hayatım çok memnundum taki adı bende saklı olan travestiye kadar. Ben İstanbulda özel bi şirkette yoğun olarak çalışmaktayım.
Tabi bu yoğunluğun arasında kızlara vakit ayırmaya fırsatım olmuyordu. Ancak hafta sonları eskort sitelerinden gerekli görüşmeleri yapıp ihtiyacımı giderebiliyordum. Biliyosunuz çoğu kız popodan sevmez v.s Bende popodan istediğim için bir travestiye gitmeye karar vermiştim. Yine aynı şekilde
eskort travesti sitelerinden bana en içten yapmacık gelmeyene gittim. Karşımda bir afet vardı. Çok sexi duruyordu poposu o kadar dardıki normalde kızlarla 45 dk üstü ilişkilerim oluyodu ama onda 15 dk bile dayanamadım poposuna patladım. Tabi böyle popoyu bulmuşum. Her hafta sonunu iple çeker oldum gelsin diye. Böyle devam ederken tabi sürekli gitmemden ve benden hoşlanmış olacakki zamanla yannda kalmalarım sabah kahvaltılarım günü beraber geçirmeler felan baya ilerledi.
Bir gün bir cumartesi iş çıkışı yine gittim. Dediki evde otur otur sıkıldım akşam dışarı çıkalım içelim. Bende tabi olur diyip duşumu felan alıp dşarı çıktık. 2-3 tane bar gezdik tabi o arada iç iç kafayı bulmuştum. Saat gece 3 gibi eve döndük. O kadar sarhoşumki voltka içenler bilir yerimden kalkamıyordum. Ama o fazla içmemişti. Hemen yatalım dedi. Beni soydu üstümde boxerla yatağa yüz üstü yattm. O da bir 10 dk felan sonra geldiğini hissetim ama gözümü zor açıyordum. Yavaş yavaş beni boynumdan öpmeye başladı omuzlarımı felan deli gibi öpüp kokluyordu ordan belden popoya indi yavaş yavaş popomu yoğurmaya başladı. Ama bir yandanda benim aletle oynuyordu. Popoma parmağıyla girmeye çalışıyodu bunları yaparkende aşkım çok güzelsin seni istiyorum felan diyordu. Bunları duyan ben tabi o kafayla ayılamadım ben sanıyorumki aleti kaldırıp üstünde zıplayacak =) Neyse üstüme yüz üstü uzandu aleti komple popoma değiyordu. 17-18 cm vardı. Önceden gördüğümden biliyorum. Bu 5 dk bana sürtündükten sonra penisinin ucunu popomun deliğine dayadı. İlk olacağını bildiğinden benim olacaksın felan diyodu. Ucunu biraz girer gibi olunca bende napıyorsun felan deyip kalkmaya çalıştım ama fayda etmedi merak etme bişey olmayacak bana güven dedi. Yavaş yavaş kafası girmişti. İnanılmaz bir acıydı içimde kalkmış halde biraz bekledi sonra git gel yapmaya başladı. Üstüme yattı geciktirici içtim dedi. Ben o acıyla hiç bişey farketmiyordum. Çok darsın ilk defa böyle bi popoya aktif oluyorum dedi. Hızlanmaya başladı komple girip çıkmaya başladı üstümde kalçalarıma taşşakları vurmaya ses gelmeye başlamıştı artık. Sonra yatağın kenarına çekti iyice domalttı daha hızlandı artık popom vıcık vıcık olmuştu. Kalçalarımı tokatlıyıp sıkıyordu. belimden tutup iyice hızlandı. Yaklaşık yarım saatten sonra kalçalarma bebeğim aşkım diyerek boşaldı. Resmen haykırdı. Sonra uyumuşuz,sabah uyandığımda spermler kalçalarımda kurumuştu. Hemen kaldırdım naptın sen ne biçim arkadaşsın felan dedim tartışma çıktı. Oda eve gelene kadar öyle bi niyetim yoktu dedi yatağa yattktan sonra çok sexi geldin azdım dayanamadm dedi. Popon çok güzel benim olmasını istedim felan dedi. Özür felan diledi.
Sonra barıştık tabi ben ona o bana çiftlere kadınlara gitmeye başladk ona,ikimiz bir gay e aktif oluyoduk. İlkim oldu güzeldi. Öptüm herkesi. Mail adresim: [email protected]

Karım Duygu ve Maceralarımız – 1

Merhaba

Karım Duygu ile yaklaşık 4 yıllık bir evliliğimiz var, ve bunun son 2 yılında eşimi paylaşıyorum. Herşey ufak bir heycanla başladı ve bu 2 yilda inanilmaz heyecanlar yaşadık. İlk olarak en son yaşadığımız deneyimi anlatıyorum size.

Bu arada Duygu 34 yasinda 173 -61-63 kilo aralığında biraz dolgunca ama bicimli bir vucuda sahiptr. Ozellikle Gogus ve Popo tarafıyla dikkat çeker. Hoş zaten giyimi bile yeter ama o başka konu.Kişilik olarakda biraz orospu ruhludur ve bunu giyim ve davranışına yansıtır.

Dediğim gibi bu 2 yılda değişik heycanlar yaşamış ve her seferinde Duygu dahada işi ilerletmişti. Tatiller bizim için artık seks maceralarının yaşandığı birer fırsata dönüşmüştü.

Bu son sefer yaklaşık 1 ay once bayram tatilinde yaşandı. Hem kalabalık olur hemde gereksiz pahalı olur diye kurban bayramını istanbulda geçirdik,sonraki hafta izin alarak kemere gittik. Ortalıkta hiç türk yoktu ve kafamıza göre takılıyorduk.

Yukarda dediğim gibi Duygu oruspu ruhludur ve bunu giyim davranışa yansıtır. Teşhiri sever ve kaçımaz . Bu tatilde de böyleydi. Giyimi ile daha ilk günden ilgi çekmeye başlamıştı bile ve bu durumdan ikimizde çok memnunduk. Geçen 2 günde güneşlenmekten yanmış çok seksi olmuştu.

O gece Kemere merkeze inmeye ve eglenmeye karar verdik. İnfernoya gitmek için yemekten sonra odaya hazırlanmaya çıktık. Duyguyu askılı yazlık bir elbise giydi,üst kısmı askılı dekolte, alt tarafıda baya kısa ve pileliydi, altına tangasını giymiş, göğüslerini serbest bırakmıştı. Tam anlamıyla bomba gibiydi.

Mekana girdik piste yakin bir standa gectik ve sipaiş verdik, Ufaktan içiyor dans ediyorduk.

Bir süre sonra yan standa 4 kişilik bir genç grubu geldi. 22-23 lü yaşlarda apaçi tipli çocuklardı ve gelir gelmez duyguyu kesmeye başladilar. İçlerinden tip olarak en duzgun olan 2si Duyguya yakın dans etmekte, bir yandan da vucudunu suzmekteydiler. Duygu bu 2 genci farketmiş, hareketlerini dah da serbestleştirmişti. Dans ederken eteği savruluyor, poposunun yanakları belli oluyordu. Ben zevkle onlari izliyorum, az sonra neler olacak merak ediyordum. Bi ara Duygu sigara içmek istedi tam ben uzatacakken, o 2 elemandan daha karizma olanı ateşini uzattı Duyguya. Eşim nazikçe teşekkür etti, eleman bir şeyler söyledi, oda kıkır kıkır gülmeye başladı. Şimdi o 2 genç duygunun bu oynaklığından cesaret almış 2 yanına sokulmuşlardı. Duygu bir yandan içksini yudumluyor bir yandan da dans ediyordu. Gözgöze geldik, bu gece yine bir orospuluk yapacağı bakışlarından belliydi, bana doğru uzandı ve öpüşmeye başladık. Ama bunu yapmasının asıl sebebi arka masaya güzel bir etek altı görüntüsü vermekti. Ayrıca öne eğilirken az önce sigarasını yaktıran çocuğa kalçasını dayamış oldu. Ben bunların farkında hem memnun hemde azmıştım.Tanıştık, Duygunun sigarasını yakanın ismi Ömerdi, diğeride Mustafa. İkiside 22 yaşındaydılar ve antalyada bir amatör takımda futbol oynuyolardı. Kısa tanışma faslından sonra yine sessizleştik, Duygu kendi yernde dans ediyor, diğer ikiside yanında duruyolardı. Sonra Duygu kendisinden beklediğim hareketi yaptı. Kalçasıyla ikisinede hafifden dokundu ve hadi öyle put gibi durmayın dans edin diye takıldı.Bu söz üzerine ikisininde gözlerinin parladığını belirtmeye gerek yok. Duygu ikisinin arasında , Ömer arkada Mustafa önünde beraber dans ediyorlardı.Ömer gözünü Duygunun kısacık eteğinden gözüken götünden gözünü alamıyor, Mustafa ise çaktırmamaya çalışarak Duygunun iri göğüslerine bakıyordu. Bi süre bu şekilde dans ettiler. Duygu kendini biraz geriye yaslamış, kalçasını ara ara Ömere sürttürmeye balşamıştı. Ömer ise benden dolayı napacağını bilemiyordu. Bunun üzerine onlara biraz şans vermek istedim. Duyguya sigaramın bittiğini almak için dışarı çıkacağımı söyledim, Duygu bana tamam aşkım , biz burdayız, merak etme dedi ve göz kıprtı. Gerçekten de sigara almak için çıktım, bi süre dolandım ve tekrar içeri girdim, beni göremiyecekleri bi yerde onları izlemeye başladım. Tahmin ettiğim gibi ben gidince 2 side daha bi rahatlamışlardı. Şimdi Ömer açık açık duygunun götüne yaslıyor, elini beline atmış sürtüyordu. Mustafa ise ikinci planda kalmıştı. Duygu müziğin ritmiyle kalçasını Ömere sürtüyordu. Sonra yüzünü Ömere ödndü ve kulağına bişiler fısıldadı, Mustafa is hemen fırsatı değerlendrip Duygunun kalçalarına yapıştı. Duygu bunu farkedince Mustafaya dönerek sırıttı ve birşeyler söyledi. sonra tekrar Ömere döndü. Ne konuştuklarını duyamıyordum ama Mustafanın yüzü bir asılmıştı.Yanlarına gittim beni görünce hafiften bir toparlandılar. Duygu yanıma geldi elimi beline attım. Kalbi hizla atiyordu ve sarhoştu. Çıkalımmı diye sordum, Yarı sarhoş bir biçimde hayııııır çok eğleniyoruz biz Ömerle çıkmayalım aşkım dedi.Bugünün kazananı belli olmuştu. Ömer bunu duyunca sırıttı. Gerçekten de çok eğleniyoruz harika bir eşiniz var dedi. Güldüm teşekkür ettim sadece. Duygu hadi yeter bu kadar muahbbet eğlenceye devam dedi benle ömerin elini tuttu ve bizi piste sürükledi. Bu sefer Duygunun arkasında ben vardım. Ömerde yanımızda dans ediyorduk. Duygunun kulağına “sizi yalnız bırakmamı istermisiniz” dedim. Duygu bana döndü kısa bir öpücük verdi ve kendini Ömere dayadı. ben ordan uzaklaştım ve standa geri döndüm. Şİmdi o ikisi dans etmeye başlamışlardı. Duygu kalçalarını Ömere açık açık dayıyor, Ömerde ellerini Duygunun vucudunda dolaştırıyordu. Bir süre sonra Ömer duyguya birşeyler söyledi ve pistin öbür tarafına, localara doğrdu ilerlediler. Kalabalıktan tam göremiyordum ama gördüpğüm kadarıyla kuytudaki localardan birine oturdular. Çaktırmadan yaklaştım. Yiyişmeye başlamışlardı. Ömerin bir eli Duygunun eteğinin altında . diğeri göğüslerindeydi. Duygu kendinden geçmiş vaziyette Ömerle öpüşüyorlardı. Sonra Ömer Duyguyu kucağına aldı . eli eteğinin altında daha da derine inmişti……… (devamı gelecek)

Evli Hatunla ilk anlarımız…

Size başımdan geçen bir anımı yazmak istiyorum. Malum ülkemizde facebook bi tanışma mecrası olarak kullanılıyor. İhtiyacı olan erkek ve kadınlar facebook üzerinden insanlarla tanışıp istediklerini yapabiliyorlar. 2-3 yıl kadar önce facebook üzerinden arayışımı belirten bir yazı yazmış ve bazı sayfalarda yayınlamıştım. Aynı yazıyı bir kaç gün devam ettim yayınlamaya. Bu arada sohbet için gelen kadınlar oluyor sohbet ediyorduk. Genelde bilirsiniz bu sohbetlerden birşey çıkmaz. Bir gün birisi selam verdi. Fotosuz bir profil. Kadın olduğuna bile inanmadım ilk başta. Şansımı denemek için sohbete devam ettik. Bir kaç gün normal şekilde sohbet devam etti. İkimizde ne için orda olduğumuzu ve ne istediğimizi bilsek de ilk adımı atmıyorduk. Samimiyetimiz ilerledikçe sohbetimiz de samimi bir hal alıyordu haliyle.Bu şekilde devam ederken bir sonraki adımı atarak telefonlaşmaya başladık. Sonuç belli gibiydi. İkimizde istiyorduk. Ama o evli ben evli ve bunun bir çekincesi vardı.
Sonunda evine davet etti bir gün. Sabah erken bir saatte evine gittim. Kapıyı çaldım.Komşuları görmesin diye eve bir girişim vardı evlere şenlik 🙂
Neyse çok samimi bir şekilde sarıldık. Oturma odasına davet etti. Oturduk sohbet ettik normal bir şekilde. Çok tedirgin olduğu her halinden belliydi. İlk adımı atmak istiyor ama tabuları, evliliği bir çok şey engelliyordu onu. Farkındaydım. Fakat onun dengesini bozmamak için eğer huzursuz ediyorsam gidebilirim dedim ona. Gitmemi istemedi fakat bir şey de yapamayacağım özür dilerim dedi.
Önemli değil o an için. Eğer üstüne gitseydim ters tepecekti. Çok sıcak ve samimi bir sohbet yaptık. Biliyorum bu okuduklarınız masal ya da hikaye gibi gelecek size ama bu birebir yaşanmış bir anı.
Hiç bir şey yapmasak da dudaklarını tatmak istediğimi söyledim. Çekinerek kabul etti. Sanki ilk kez öpüşüyormuş gibiydi. Acemice hareketleri vardı. Dİlini dudaklarımın arasına alıp emdim. İLk kez böyle bir şey yaşamış olmasının şokuyla öyle bir inledi ki boşaldığını zannettim nerdeyse 🙂
Ellerim ister istemez göğüslerine gitti. Minicik ama dimdikdiler. Uçarı fındık tanesi gibi olmuştu. İp yaydan çıkmak üzereydi. Sütyeninin içinden göğüsleirni okşarken dilini dudaklarını emmeye devam ediyordum. Hem devam etmek istiyor hem de istemiyordu. Bir süre beni durdurdu. O kolutkta göğüsleri dışarı çıkmış uzanmış yatarken ben ereksiyon olmuş halde kalmıştım. Yine gitmemi isteyip istemediğini sordum. İstemedi.
Ben de yine dudaklarına yumuldum. Öpüşmek artık yetmeyecekti ikimize de. Elimden tuttu. Yatak odasına çekti beni.
Girdik ayakta öpüşmeye devam ediyorduk. Kemerimi çözmesini istedim. Önümde diz çöktü. Pantolonumu ve boxerimi çıkarttı. Aletim dimdik önündeydi. Ağzına almasını söyledim. Kocasına hiç yapmadığnı ama merak ettiğini söyledi. Ağzına aldı. Acemi de olsa istekli olduğundan çok zevkle alarak emiyordu sikimi.
Uzun uzun emdi yaladı sikimi. Sıra bende dedim ve göğüslerinden yalamaya emmeye başladım. Uçları siyah üzüm tanesi gibiydi iri ve dik. Minicik göğüslerinin emmek çok zevkliydi. Yavaşça aşağılara indim. Amına geldiğimde sularına silimi daldırdım ilk önce. Yasak meyve çok lezzetliydi o an. Belki de dünya üstündeki en tatlı şeydi benim için. Yalamaya doyamadım. Ben yaladıkça her dil darbemde ayrı bir zevk dalgası sarıyordu bedenini. Titremeleri inlemeleri artık zaptedilemez bir hal almıştı. Artık zamanı geldi diyerek bacaklarının arasında yerimi aldım. Hedefi bulmam çok zor olmadı. Bir hamlede derinliklerine doğru dalışa geçtim.Sıcacık ve sırılsıklamdı. O kadar tatlıydı ki çine girip çıkmak. Hani anlatılmaz yaşanır derler ya. Aynen öyle.
Her pozisyonda uzun uzun siktimm o gün onu.
Kocasının hiç sikmediği götünden bile. Özellikle götünden sikerken çok müthiş zevk aldı. BUnu da bir sonraki yazımda paylaşırım.

izmir escort
escort izmir

Karım gözümün önünde mana

İsveçli karım Karoline ile üç yıllığına Türkiye’ye gelip yerleştiğimizde bir yıllık evliydik. On yıldan beri İsveç’te yaşıyordum ve bir İsveç firması Türkiye’deki işlerinin başına geçici olarak geçmemi istediğinde ikimiz de sevinmiştik buna. Ben bir süre de olsa kendi ülkemde bulunacağım için; Karoline ise daha önce yalnızca bir kere benimle birlikte geldiği ve egzotik bulduğu bir ülkede bir süre yaşayacağı için. Firma Leventte bir Villa tutmuştu bizim için. Büyük modern ve lüks bir evdi bu. İşyerim de oldukça yakındı. Kısacası hayatımdan memnundum.

O akşam karımla birlikte evin yüksek ağaçlarla çevreden kopmuş arka bahçesinde oturuyorduk. Hava sıcaktı. Eve gelir gelmez soyunmuş ve üstüme yalnızca bir şort geçirmiştim. Karoline’nin üstünde de incecik ve kısacık bir şortla, küçük bir büstiyer vardı. Elimde viski bardağı şezlonga yarı uzanmış onu seyrediyordum.

Gerçekten müthiş güzel bir kadındı karım. Vücut yapısı tam bir İsveçlinin olması gerektiği gibiydi. Uzun boylu ve uzun bacaklı. Yüzü belki bir resim kadar güzel değildi ama müthiş çekiciydi. Şehvetli bir ifadesi vardı. Sapsarı saçları omuzlarına kadar iniyordu. Büstiyerinin altından tüm hatlarıyla belli olan memeleri dimdik, kütür kütür sert ve tam olması gerektiği büyüklükteydiler. Beli inceydi. Kalçaları ise geniş…

Şimdi böyle otururken görünmüyordu ama götünün onun vücudunun en güzel yerlerinden biri olduğunu çok iyi biliyordum. Kalçalarının yuvarlaklığı başdöndürücüydü. Üst taraflarındaki gamzeler bu yuvarlakları daha da çekici bir hale getiriyordu. Akdenizli bir erkeğin zevklerine sahip olduğum için ona tav olmamın nedenlerinden biri de götüydü.

Bacakları ise söylediğim gibi alabildiğine uzun ve güzeldiler. Ne fazla küçük ne de fazla büyük ayakları da resim kadar güzel ve tahrik ediciydiler. Bütün bu saydıklarıma bir de teninin pürüzsüz yumuşaklığıyla beyazlığını eklemek gerekiyordu tabii. Kısacası gerçekten tam bir fırtınaydı karım.

“Biliyor musun sevgilim?” dedi birden, “Bu ülkenin en ilginç yanı, onu gerçekten ilginç yapan özelliği, ne güneş ne de tarihi hazineleri.” dedi.

Elindeki buzlu viski bardağını yanağına dayamış bana bakıyordu. Doğrusu ne söyleyeceğini merak etmiştim. Sesimi çıkarmadan devam etmesini bekledim. “Bu ülkede güneş de bol, tarih de. Ama daha bol olan şey Sik.” diye devam etti.

“Nasıl yani?” diye sordum şaşkınlıkla.

“Yani burada en bol şey Sik demek istiyorum sevgilim. Her yerde bol bol Sik var. Yeteri kadar boşaltılmadıkları için ik**e birde kalkan Sikler var bol bol.” dedi.

“Bunu nereden biliyorsun sen?” diye sordum.

“Ama sevgilim bunu bilmemek için kör olmak gerekli. Her sokağa çıktığımda görüyorum onları.”

“Tam anlayamadım yine de?”

“Anlaşılmayacak bir şey yok ki. Ne zaman sokağa çıksam çevremde bir Sikler ordusu oluşuyor. Kimi hemen, kimi biraz sonra kalkan sikler.”

“Seni rahatsız ediyorlar yani?”

“Bunu da nereden çıkardın sevgilim? Neden rahatsız olayım ki? Aksine hoşuma gidiyor. Bir kadınım ben… Erkekler nasıl kadınlara bakarak siklerini kaldırıyor ve onları sikmek istiyorlarsa, kadınlar da sik kaldırmayı severler.

Benim gözümle baktığında bu kadar çok siki birden aynı anda kaldırabilmek inanılmaz hoş. Bundan beni beğendiklerini, vücudumu arzuladıklarını anlıyorum. Daha doğrusu beni sikmek istediklerini. Bu da çok hoşuma gidiyor. Sikleri kalkıyor ve beni gözleriyle sikiyorlar.”

Öyle şaşırmıştım ki bir süre konuşamadım bile. Sonra birden müthiş bir şeyin farkına vardım. Sikim kalkmış ve şortuma sığmaz hale gelmişti. Bu daha da çok şaşırttı beni. Neler oluyordu bana.

“Şaşırmış gibisin kocacım? Ama görüyorum ki senin de hoşuna gitmiş söylediklerim. Baksana nasıl kalktı sikin.” diye devam etti.

Sesimi çıkarmadım. Söyleyebileceğim bir şey yoktu. O da daha fazla konuşmadı. Ama yavaşça kalkıp yere bacaklarımın arasına oturdu. Sonrada elini uzatıp sikimi tuttu. Ne kadar çok heyecanlanmış olduğumu böylece biraz daha iyi anladım. Neredeyse patlayacaktı sikim.

Uzun parmaklarıyla şortumun önünü açtı. Artık zonklamakta olan sikim şimdi elindeydi. Sonra biraz eğilip, sikimin başını yalamaya başladı. Gözlerimi kapatıp kendimi ona bıraktım. İçim çekiliyordu. Ağzı aralanıp dudakları sikimin üstüne kapandığında kendimi fazla tutamayacağımı anladım. Sıcacık kıpır kıpırdı ağzının içi.

Gözlerimi kapadım. O anda hayalimde müthiş bir resim canlandı. Karım sokakta kalabalığın içindeydi ve çevresinde sikleri kalkmış bir yığın erkek vardı. Birden belim gelmeye başladı. İnanılmaz bir şiddetle tohumlarımı ağzına fışkırtıyordum. O da büyük bir iştahla yutuyordu hepsini. Kendimi zevkten bayılma noktasında hissediyordum.

Konunun bir kez daha gündeme gelmesi hafta sonunda oldu. Pazar öğlenden sonraydı ve tüm kalabalığa rağmen arabaya atlayıp bir Boğaz Turu yapmaya karar vermiştik. Akıntıburnu’ndaki park yerine çekip kendimize birer çay söyledik.

“Şimdi söylediklerimin doğru olduğunu anladın mı sevgilim?” diye sordu birden.

“Anlamadım?” dedim.

“Yani geçen gün siklerle ilgili olarak sana söylediklerimden söz ediyorum.” dedi.

“Bir şey mi oldu?” diye sordum.

“Hep oluyor zaten sevgilim. Etrafa şöyle bir baksan, tüm erkeklerin gözlerinin üstümde olduğunu, bana bakarak siklerini kaldırdıklarını görebilirsin.” dedi.

Ona cevap vermeden çevreyi incelemeye giriştim. Gerçekten de yığınla erkek vardı etrafımızda. Üstelik hepsinin de gözü karıma dikiliydi. Aç bakışlarını ben bile farkedebiliyordum. Bir taraftan da heriflerin haksız olmadığını düşünüyordum. Karım tam bir afet gibiydi.

Beyaz bir giysi vardı karımın üstünde. Biraz uzunca bir atlet fanilasına benziyordu. Kolları ve omuzları meydandaydı. Çıplak memeleri giysinin incecik kumaşının altından tüm hatlarıyla belli oluyordu. Kısacık eteği kalçalarının biraz altında bitiyor ve o muhteşem bacaklarını olduğu gibi gözler önünde bırakıyordu. Birden sikim kalkıp kazık gibi oldu.

“Ohhh işte bu çok güzel, Beni sikmek isteyenler arasına senin de katılman hoşuma gidiyor.” dedi karım.

Sesimi çıkarmamayı yeğledim. Gerçekten de o anda en çok istediğim onu sikebilmekti. Bir taraftan da bir anda ve bu kadar çok tahrik olmanın şaşkınlığını yaşıyordum. O ana kadar hiç bilmediğim bir şeylerin varlığını farkediyordum sanki. Karoline’nin gözlerinin içine baktım.

“Asıl hoşuma giden ne biliyor musun?” diye sordu, ve devam etti, “Başka erkeklerin bana bakarak siklerini kaldırmalarının, beni sikmek istemelerinin seni de tahrik etmesi çok güzel. Bu beni de alabildiğine tahrik ediyor…” dedi.

“Hadi gidelim buradan!” diye yanıtladım onu. “Biran önce gidelim hem de!” dedim. Arabaya atladık ve son sürat evin yolunu tuttuk. Sikim yine zonklamaya başlamıştı.

“Ohhh, çok güzel olmuş sikin!” dedi, sonra da “Hadi sik beni, hemen burada sik!” dedi.

Bu sözlerin üstümde yarattığı etkiyle yalnızca yutkunabildim. Öyle tahrik olmuştum ki, onu biran önce sikmekten başka bir şey düşünemiyordum sanki. Eve gelir gelmez karımla sikiştik. O akşam ne o, ne de ben, gündüz olanlardan tek kelime bile söz etmemiştik gerçi, ama ikimiz de öbürünün kafasının oraya takılı olduğunu bal gibi biliyorduk.

Üç gün sonra akşamüstü eve döndüğümde, karım daha arabadan inmeme bile izin vermeden yanıma geldi ve onu Levent Çarşısına götürmemi istedi. Biraz taze meyve almak istiyordu. Manavın tam karşısında arabayı parkedebileceğim bir yer vardı şans eseri.

Karoline inip manava giderken ben de arabada kalıp onu seyrettim hayran hayran. Kelimenin tam anlamıyla ilik gibiydi. Pazar günü Boğaza gittiğimizde giydiğine benzer bir giysi vardı üstünde. Tek fark bu seferkinin uçuk mor renkte olmasıydı. İncecik penye kumaşın hafifçe aralarına girdiği kalçaları kımıl kımıl oynuyordu.

Bir anda sikim kalkmıştı yine. Ayaklarına geçirdiği alabildiğine yüksek topuklu ve arkaları açık terlik benzeri ayakkabılar bacaklarını büsbütün uzatmıştı. Sırf bacak gibi görünüyordu. Sonra gözüm manav dükkanına takıldı birden. Halinden dükkanın sahibi olduğunu düşünmeme neden olan bir adam karıma bakıyordu.

Otuz yaşının biraz üstünde olmalıydı. İnce ve esmerdi. İki gündür tıraş olmuyormuş gibi görünüyordu. Kısacık kesilmiş kıvırcık saçları vardı. Gözlerini karıma öyle bir dikmişti ki , birden karımın ‘Gözleriyle Sikmek’ derken ne anlatmak istediğini kavradım. Haklıydı. Herif düpedüz gözleriyle sikiyordu karımı. Adam karımla ilgilenme işini de tezgahtarlara bırakmadı. Bizzat ilgileniyordu bu nefis müşteriyle…

Aralarında konuşuyorlardı. Karım Türkçe bilmediğine göre herif galiba biraz İngilizce biliyordu. Gözleri ise sürekli hareket halindeydi. Karımın başdöndürücü vücudunu didik didik ediyordu bu kapkara gözler. Herif sanki içine düşmüştü karımın.

Karım adama bir şeyler söylüyor adam tezgahtara talimat veriyor ve o da istenen meyveleri poşetlere doldurup tartıyordu. Ama onun da gözleri mümkün olduğunca sürekli karımın üstündeydi. Karımın her şeyin farkında olduğu açıkça belliydi. Bundan hoşlandığı da.

Sonra karımın müthiş bir şey yaptığını gördüm. Çileklere bakmak için öne eğildi biraz. Patron da, tezgahtar da arkasında kalmışlardı. İkisinin de gözleri hemen önlerindeki o inanılmaz güzel kalçalara kilitlenmişti. Birden gözlerim patronun pantolonunun önünde meydana gelen kabarıklığa takıldı. Tanrım, Siki kalkıp kocaman olmuştu.

Bir süre daha onlara işkence etmeyi sürdürdü karım. Sonunda karım önde, elleri poşetlerle dolu ve gözleri hemen önünde kımıl kımıl çalkalanmakta olan o güzelim kalçalara dikili tezgahtar peşinde, arabaya geldiler. Sikim öyle bir haldeydi ki arabadan inemezdim. Oturduğum yerden bagajı açan kolu çektim. Sonra karım yanıma geldi ve tekrar eve yollandık.

“Gördün değil mi sevgilim?” diye sordu karım. “Gördün değil mi, nasıl gözleriyle Siktiler beni. Uffff, hem de ne biçim siktiler beni gözleriyle. Sikleri ne biçim kalktı. Benim durumum da pek farklı sayılmaz hani. Ohhh, ne güzel. Onlar gözleriyle siktiler beni, şimdi de sen altına alıp gerçekten sikersin. İnlete inlete.” dedi.

Birden gaza bastım. Eve biran önce ulaşmak istiyordum. Çünkü karım haklıydı. O an için tek istediğim şey karımı sikmekti. Söylediğı gibi inlete inlete, hatta bağırta bağırta sikmek!

Cuma akşam ına kadar başka bir şey olmadı. O akşam eve geldiğimde mutfakta yeni meyveler olduğu dikkatimi çekti. Karoline’nin yine Manava gitmiş olduğunun kanıtıydı bu.

“Bakıyorum yine manava gitmişsin bugün. Geçen seferki kadar eğlenceli miydi bari ?” diye sordum.

“İlla Manava gitmem gerekmiyor ki . Her sokağa çıkışım eğlenceli oluyor zaten sevgilim. Bu arada Manavın ötekilerden bir adım ilerde olduğunu da kabul etmem gerekli tabii.”

“Nasıl yani?”

“Yani Manav ötekilerden biraz daha atak gibi.”

“Yoksa birşey mi yaptı sana?”

“Bir şey yapmak istediği çok kesin, ama yapamadı sevgilim. Yine de ümidini de kesmiyor bu arada.”

“Şunu yuvarlamadan anlatsan…”

“Yani beni sikmek için deliriyor. Bunun için bir fırsat yaratmaya uğraşıyor. Beni tavlayabilmek için de durmadan konuşup duruyor.”

“Durmadan konuşuyor da, neler söylüyor sana?”

“Bir yığın iltifat işte. Çok güzel olduğumu söylüyor. Benim gibi güzel bir kadının bu kadar poşeti taşımaması gerektiğini söylüyor filan. Mesela bugün önce bacaklarımın çok güzel olduğunu söyledi, sonra da meyveye ihtiyacım olduğunda oraya kadar gitmeme gerek olmadığını, eğer bir telefon edersem her şeyin en iyisini elleriyle seçip eve kadar bizzat getireceğini söyledi.”

“Oooo… Bayağı hızlı gidiyor bakıyorum.”

“Fena mı? Benim hoşuma gidiyor. Üstelik benimle yanyana geldiği anda siki kalkıyor. Ben ayrılana kadar da inmiyor. Buna bayılıyorum doğrusu. Ama asıl bayıldığım o bakışları. Her yerimi sikiyor gözleriyle biliyor musun. Ağzımı, memelerimi, kalçalarımı, bacaklarımı, amımı, götümü… Her yerimi. Ohhhh, her yerimi sikiyor bakışlarıyla.”

Sikim aniden kalkıverdi yine, karım da bunu ilk anda fark etti tabii. Yine koltuğundan kalkıp yere dizlerimin arasına oturdu. Elini uzatıp şortumun üstünde taş gibi olmuş sikimi okşamaya başladı. Yüzü şehvetle gerilmişti birden.

“Yine kalktı sikin bak!” dedi ve ekledi, “En hoşuma giden de bu işte. Birilerinin beni sikmek istemesinin, bana bakıp sikini kaldırmasının, beni gözleriyle sikmesinin, senin de sikini kaldırmasına bayılıyorum. Ohhhh, evet. En güzeli bu işte!”

Söyleyecek bir şey bulamadım. Gerçekten de tıpkı karımın söylediği gibi oluyordu. Müthiş heyecanlanıyordum. Şimdi de öyleydi işte. Sikim neredeyse patlayacak gibiydi. Karolinei’nin becerikli parmakları da aklımın başımdan iyice gitmesine neden oluyordu.

“Hadi gel yatağımıza gidelim.” dedi karım birden, “Yatağımıza gidip sikişelim nolur. Canım sikilmek istiyor sevgilim. Yalnızca gözle değil gerçekten sikilmek istiyor. Ohhhh, çok istiyorum.”

Neredeyse koşarak üst kata, yatak odamıza çıktık. Kendimizi geniş yatağın üstüne attık. Karım bir eliyle sikimi okşuyor ve gözlerimin içine bakıyordu. Yüzündeki ifade öylesine müthişti ki tek başına o bile bir erkeğin sikinin kazık gibi kesilmesine neden olabilirdi.

Karımla çılgın gibi öpüşmeye başladık. Sonra dilimi yakalayıp ağzının içine çekti ve emmeye başladı. Gözlerini kapamış sanki sik emer gibi emiyordu dilimi. Parmakları da sikimin çevresine sıms ıkı dolanmış yukarı aşağı hareket ediyordu. İnanılmaz derecede heyecanlanmıştım yine. Karımın o güzel kafasının içinden geçenleri o kadar merak ediyordum ki . Kimbilir neler düşünüyordu. Dilimi bırakıp başını kaldırdığında yeniden gözgöze geldik.

“Ohhh, Sikin çok güzel olmuş sevgilim!” dedi, sonra da “Hoşuna gidiyor değil mi? Başkalarının beni sikmek istemesi, senin de hoşuna gidiyor değil mi sevgilim? Ohhhh, hadi söyle bana. Söyle, hoşuna gittiğini. Ohhhhh…” dedi.

“Evet!” diye itiraf ettim mırıldanarak, “Bunun nasıl olabildiğine aklım ermiyor ama haklısın. Hoşuma gidiyor. Hem de çok hoşuma gidiyor karıcığım.” dedim…

Karım birden hareketlenip ters olarak üstüme çıktı. Kalçaları yüzümün hizasında havadaydı. Belini iyice çukurlaştırdığı için bir resim kadar güzel götünün sikmeye doyamadığım o küçük ve pembe deliğini görebiliyordum. Karımı ilk ben sikmiştim götünden. Ve karım bundan o kadar büyük bir zevk almıştı ki , sürekli götten sikmemi istiyordu.

Ömrümde gördüğüm en duyarlı göt deliğiydi karımınki. Tıpkı bir am gibi duyarlıydı. Doğrusu görüntüsü bile başımı döndürüyordu. Bol bol sikildiği, içine sik almaya alışık olduğu belli oluyordu. İki elimle kalçalarını avuçlayıp mıncıklamaya başladım. Karım da sikimi sıvazlamayı sürdürüyordu.

“Güzel miyim?” diye sordu birden, “Söyle bana sevgilim amım güzel mi?” dedi.

“Hem de çok!” dedim.

“Ohhhhhh! Peki ya götüm?” dedi.

“Doğruyu söylemek gerekirse hangisinin daha güzel olduğuna karar veremiyorum.” dedim.

“Ohhhhhh. İkisine de sokarsın o zaman sevgilim. Amımı da götümü de sikersin o zaman. Ohhhhh, ikisini de sikersin. Biliyor musun ne düşünüyorum sevgilim?” dedi karım, “Acaba Manav şu an senin gördüklerini görebilseydi ne yapardı? Her halde kimse durduramazdı onu. Yani onu engellemek mümkün olmazdı. Ohhhh, beni sikerdi, öyle mi sevgilim? Kocaman olmuş sikini içime sokardı, öyle mi? Ohhhhh, sikerdi beni değil mi? Ohhhhh, sikerdi beni…” dedi.

Neredeyse belim gelecekti. Karım benliğimin derinliklerinde gizli bir şeyleri bulup ortaya çıkarmıştı. Normalde kıskançlıktan çıldırmama neden olabilecek şeylerden söz ediyorduk ve ben bundan akıl almaz bir biçimde hoşlanıyordum. Ho şlanmak ne kelime öylesine tahrik oluyordum ki kafayı yemek üzereydim. Karıma

“Biraz daha konuşursan belim gelecek!” dedim.

“Düşünsene ne kadar güzel olurdu…” diye konuşmayı sürdürdü karım. “Düşünsene amıma, yada götüme bir sikin girdiğini. Kalkıp kocaman olmuş bir sik. Kıllı kapkara bir Türk Siki. Ohhhhhh! Kimbilir ne kadar güzel olurdu sevgilim?” deyince, daha fazla tutamadım kendimi, belim gelmeye başladı.

Karım hızla eğilip dudaklarını sikimin başına yapıştırdı. Şimdi onun bir vantuz gibi emen ağzının içine fışkırtıyordum tohumlarımı. Saatlerce sikiştik o gece. Birden karım

“Başka erkeklerin beni sikmek istemeleri seni bu kadar tahrik ediyorsa…” diye başladı.

“Eeeee?” dedim.

“Biri beni gerçekten sikse ne olurdun, onu merak ediyorum.” dedi.

Sesimi bile çıkaramadım. Kalbimin atışları anormal hızlanmıştı. Yine inanılmaz boyutta heyecanlanmıştım.

“Eminim çok daha fazla tahrik olurdun sevgilim.” diye devam etti karım. “Ohhhh, eminim çok zevk alırdın! Ohhhhh…” dedi. Karıma

“Peki ya sen?” diyebildim zorlukla.

“Ohhhh, ben çıldırırdım herhalde sevgilim, zevkten çıldırırdım. Bir düşünsene, yabancı birinin kalkıp kocaman olmuş sikini bana soktuğunu. Ohhhhhh, bir düşün sevgilim, müthiş olurdu. Ohhhhh, müthiş olurdu!”

“İstiyor musun gerçekten?” diye sordum.

“Ohhhhh, Evet istiyorum sevgilim. Çok istiyorum. Sikilmek istiyorum. Yabancı bir sikin içime girmesini, tohumlarını içime fışkırtmasını istiyorum. Ohhhh, istiyorum sevgilim. Ohhhhhh!” diye cevapladı.

Tanrım! Karım kendini başka erkeklere siktirmek istediğini anlatıyor ve bu beni kendimden geçiriyordu. Kendimi biraz topladığımda ona baktım. Hala bacaklarımın arasındaydı. Taş gibi sertti Sikim. Karım gözlerimin içine bakarak,

“Kendimi siktirmek istiyorum sevgilim…” diye devam etti. “Ooohhh, kendimi siktirmek istiyorum. Kaldırdığım siklerin hepsini olmasa bile bazılarını kendim indirmek istiyorum. Ohhhhhh.” dedi.

“Anlamadım?” diye soludum zevkle.

“Anlamayacak ne var ki sevgilim. Düşünsene beni seyrederek siklerini kaldıranları. Eminim sonra beni düşünerek otuzbir çekiyorlardır. Ya da beni düşünerek başka kadınları sikiyorlardır. Aslında benim için gelen erkeklik sıvıları ya havaya gidiyor ya da başka kadınların ağzına, amına ve götüne fışkırıyor.

Ohhhhh, bunu düşünmek bile uçurucu geliyor bana sevgilim. Gözle sikilmek çok güzel. Düşüncelerde sikilmek de öyle. Ama en güzeli gerçekten sikilmek sevgilim. Aslında benim için kalkan siklerin hepsini istiyorum, ama o kadar çok ki, bunu başaramam. Ama bazılarını indirebilirim. Ohhhh, müthiş olur sevgilim. Ohhhh müthiş olur! Ohhhhhh! İstiyorum! Ohhhhh! Immnnhhh.” dedi.

“Peki ben ne oluyorum bu arada? Bakıyorum da beni tümüyle devre dışı bıraktın?” diye sordum karıma.

“Ohhhhh, hiç olur mu sevgilim? Seni nasıl devre dışı bırakabilirim? Kocamsın sen benim. Sevgilimsin. Benim sikilirken aldığım zevk kadar sen de zevk almalısın bundan!”

“Eeee Bu nasıl olacak?”

“Seyrederek sevgilim. Seyrederek! Her şeyi seyretmeni istiyorum. Sikildiğimi seyretmeni. Kocaman kapkara kıllı bir Türk siki içime girip çıkarken seyretmelisin sen de. Zevkten nasıl çıldırdığımı görmeli, nasıl inlediğimi, Ona beni sikmesi için nasıl yalvardığımı görmelisin sen de…

Ohhhhh, mutlaka seyretmelisin. Yabancı birinin dölleri içimde fışkırırken, belim gelirken görmelisin. Senin de belin gelmeli aynı anda sevgilim. Ohhhhh, Senin de belin gelmeli benimle birlikte.

Sonra da sen sikmelisin beni. Başka bir sikin girip çıktığı, tohumlarını fışkırttığı amımı, götümü, ağzımı sonra da sen sikmelisin. Tohumların içimde onunkiyle karışmalı. Ohhhh, düşünmek bile deli ediyor beni sevgilim. Ohhhhh… Hemen bugün yapalım bunu, olur mu sevgilim?” dedi karım, “Hemen bugün siktirmek istiyorum kendimi!”

“Kime ve nerede siktireceksin?”

“Kime olduğunun hiç önemi yok ki sevgilim. Nerede olduğu ise önemli tabii. Senin rahatlıkla seyredebileceğin bir yer olmalı çünkü. Onun için de en iyisi burada evde olur diye düşünüyorum.”

“Ne yapacaksın peki? Çıkıp sokaktan birini mi bulacaksın?”

“O da olabilir. Ohhhh, hem de çok güzel olabilir. Düşünsene hiç tanımadığım birine onu ilk gördüğüm anda sikilmek çok güzel olabilir. Ohhhhh. Bunu mutlaka yapmalıyım bir gün. Ama bu ilk seferde işin biraz daha kolayına kaçabilirim. Manav var mesela…”

“Ne yani yine Manava gidip meyve mı alacaksın?” dedim.

“Ona bile gerek yok. Yalnızca telefon edip sipariş vereceğim. Elleri poşetlerle dolu olarak buraya gelecek hemen. Kafasındaki tek düşünce ise beni sikmek olacak. Bunu yapıp yapamayacağını bilmediği için de alabildiğine heyecanlı olacak. Sonra da ben ona izin vereceğim.

Beni sikmesine izin vereceğim sevgilim. Ohhhh, sikecek beni sevgilim. Her yerimi siktireceğim ona sevgilim. Ohhhhh… Sen de seyredeceksin. Nasıl sikildiğimi seyredeceksin. Siki kocaman biliyor musun? Ohhhh, sikecek beni!”

Sikim bir nabız gibi atıyordu. Karoline’nin eli en dibinden en ucuna kadar sikimin üstünde dolaştıkça karnımın kasları gerilmeye başlamıştı. Birden belim gelmeye ve karımın yüzüne fışkırmaya başladı. Yine bacaklarım titriyordu.

Bundan sonrası çok çabuk gelişti. Karımın Manava telefon edip sipariş verişini, içimdeki heyecanın giderek büyüdüğünü hissederek izledim. Yaşam ımdaki en önemli dönüm noktalarından biriydi bu. Aykırı bir şey yapmak üzereydim. Ama bunu bilmek beni ürkütmüyordu. Vazgeçmeyi düşünmüyordum bile. Yalnızca acele ediyordum.

Evin büyük mutfağı bu iş için en uygun yer olarak gözüküyordu. Sokak kapısının hemen yanındaydı ve dışarıya açılan ayrı bir kapısı vardı. Ama en önemlisi mutfak ile yemek odası arasındaki servis penceresiydi tabii. Servis penceresinin sürgülü kapaklarını da araları yalnızca bir parmak açık kalacak şekilde çektim. Mutfağı olduğu gibi görüyordum şimdi, içerisi karanlık olduğu için bende görünmüyordum karımın söylediğine göre. Birden kapı çalındı. Manav koşarak mı gelmişti acaba diye düşündüm.

Karım mutfak kapısını açıp seslendi ona. Sonra da kenara çekilip yol verdi. Karoline kapıyı kapatıp tam karşımda duran üçlü buzdolabı grubuna yürüdü. O tarafa giderken Manavın önünden geçmişti karım. Kalçaları kıpır kıpırdı.

Herifin gözlerinin açıldığını görebiliyordum. Sonra o da yürüdü peşinden. Poşetleri dolabın önünde yere bıraktı. O kadar heyecanlanmıştım ki deli gibi atan kalbimin sesini bile duyabiliyordum neredeyse. Karımın serin dolabın kapağını açıp adamdan poşetlerin içindekileri ona vermesini istediğini duydum.

Manav yere poşetlerin başına çömeldi. İlk poşetteki üç küçük kavunu çıkarıp uzattı karıma. Karım da onları birer birer alıp dolabın en üst gözüne yerleştirmeye başladı. Bunu yaparken uzanmak istermiş gibi ayak parmaklarının ucunda yükseliyordu. Bu arada kıçının şortunun paçalarından taşan çıplak yanaklarını neredeyse adamın gözüne sokuyordu.

Çömelmiş olduğu için çok iyi bir açıdan seyrediyordu Manav. Karım yeni bir şey almak için yüzünü ona döndüğünde ise o kütür kütür memelerinin alt taraflarını görebiliyordu. Manavın kelimenin tam anlamıyla büyülendiğinin farkındaydı karım.

Manavın karıma verdiği son şey büyük bir karpuzdu. Karpuzu dolabın en alt gözüne yerleştirdi karım. Bunu yapmak için de iyice eğilmişti tabii. İşte bu da öldürücü darbeydi. Adamın birden ayağa kalktığını gördüm. Siki daha da büyümüştü şimdi ve pantolonunun önünü bir çadır gibi kabartıyordu.

Karıma arkadan sokulup birden beline sarılıverdi. Karımın vücudunun sarsıldığını gördüm. Herifin sikini tüm sertliğiyle kalçalarında hissediyor olmalıydı. Doğruldu. Ama adamdan kurtulmak için çaba harcamıyordu. Aksine iki eliyle dolabın kenarlarına tutunmuş ve belini büküp kalçalarını Manavın kasıklarına iyice bastırmıştı.

Gözleri kapalıydı. Manavın gözlerinde ise delice bakışlar vardı. Karımın karşılık verdiğini görünce belini bırakıp ellerini yukarıya çıkardı ve büstiyerin altına sokup karımın memelerini avuçladı.

“Oouuuuvvvvv…” diye inledi karım. Kendini iyice kaptırdığını görebiliyordum. Kalçaları adamın kasıklarında dans ediyordu adeta. Sonra iyice doğrulup vücudunun üst kısm ını da Manava yasladı. Peşinden de yüzünü döndü ona. Ağızları bir anda birleşti. Deli gibi öpüşüyorlardı. Bu müthiş manzarayı büyülenmiş gibi seyrediyordum. Sikim de şortuma sığmaz olmuştu.

Bu arada karım telaşlı hareketlerle Manavın gömleğinin düğmelerini açmaya çalışıyordu. Bunu kısa sürede başardı. Sonra başını geriye atıp iki eliyle birden onun göğsündeki kapkara kılları okşamaya başladı. Bu hayvan gibi herifin karımı tahrik ettiği kesindi.

Manavın karımı omuzlarından tutup çevirdiğini gördüm. Sağ eli pantolonunun fermuarını, sol eli de Karoline’nin şortunu indirmeye çalışıyordu. Dengelerini kaybedip birlikte öne doğru bir kaç adım attılar. Şimdi mutfak tezgahının önündeydiler. Manav karımı sırtından hafifçe iterek tezgaha doğru eğdi.

Birden sikini pantolonundan çıkarmış olduğunu gördüm. Hem de taşaklarıyla beraber. Gerçekten de kocamandı Siki. Tıpkı karımın söylediği gibi, kocaman kapkara ve kıllı bir sik. Taşakları da kocaman görünüyordu. Manavın sabırsızlandığını görüyordum. Bir an önce karımı sikmek istiyordu. Uzun bir süreden beri içi giderek seyrettiği bu güzel kadını hemen sikmek istiyordu.

Karımın şortunu dizlerine kadar indirmeyi başardığı anda da dibinden tuttuğu sikini amına dayayıp bir anda ve müthiş bir şiddetle sokuverdi.

“Ahhhhh! Soktu!” diye inledi karım, “Ohhhhhh… Dibine kadar geçirdi amıma sevgilim. Ohhhhhh….Ohhhhhhh… Öyle büyük ki siki! Ohhh çok güzel!” diyordu karım.

Karım tabii İsveçce konuştuğu için, Manav hiç bir şey anlamıyordu. Ama Ohhhh ve Aahhhh seslerini anlıyordu tabi. Yüzünden ne kadar uçmuş olduğunu anlayabiliyordum.

Birden sikmeye başladı karımı. Karımı akıl almaz bir hırs ve hızla sikiyordu hem de. Kalçaları hızlı çalışan bir makine gibi ileri geri gidiyor, o kocaman siki karımın amına girip çıkıyordu. Sanki hızlı çekim bir film seyrediyormuşum gibiydi. Böyle bir şeyi şimdiye kadar hiç görmemiştim.
Karoline de şaşırmıştı. Ama vücudunun hareketlerinden bunun hoşuna gittiğini anlayabiliyordum. Sesi kesilmişti. Yalnızca küçük inlemeler kaçıyordu ağzından. Manav iki eliyle belinden tutmuştu karımı. Gözlerinde sabit bakışlarla hemen önünde durmakta olan o başdöndürücü kalçaları seyrediyor ve sikini karımın amına sokup çıkarıyordu.

Şortumun önünü açıp sikimi dışarı çıkarmak zorunda kaldım ben de… Bu beni biraz rahatlattı. Gözlerimi dikmiş bütün dikkatimle ve hiç bir şeyi kaçırmamaya çalışarak seyrediyordum mutfakta olanları.

Karımın vücudu dalga dalga sarsılıyordu. Belini getirdiğini görebiliyordum. Manav o koskocaman sikini akıl almaz bir hızla karımın amına sokup çıkarmayı sürdürürken, karımın beli geliyordu. Sonra birden homurdanmaya başladı herif. Hızla vurarak dibine kadar geçirdi sikini. Vücudu titremeye başlamıştı. Tanrım! Manav da belini getiriyordu. Tohumlarını karımın amına fışkırtıyordu. Tam karımın istediği gibi, en dibine hem de. Birden benim de belim gelmeye başladı. Düşmemek için duvara dayanmak zorunda kaldım.

Kendimi yeniden içeri bakabilecek kadar topladığımda şaşırdım. Manav yeniden hareketlenmişti karımın amında. Tıpkı ilk başta olduğu gibi büyük bir hırs ve hızla sikiyordu karımı. Sonra birden durup sikini çıkardı. Karımı omuzlarından tutup kendine çevirdi.

Şimdi yüzyüzeydiler. Ellerini götürüp omuzlarından iterek bu sefer de tezgahın üstüne sırtüstü yatırdı karımı. Karımın kalçaları tezgahın kenarına gelmişti ve bacakları aşağıdaydı. Herif önce karımın şortunu tümüyle çıkardı. Sonra da iki eliyle karımın bacaklarını yakalayıp havaya kaldırdı. Biraz sokuldu. Siki önünde alabildiğine açık duran ama değdiği anda da sert bir hareketle hepsini sokuverdi yine karımın amına. Karım

“Ahhhhh!” diye inledi yine, “Çok acayip bir adam bu sevgilim. Ohhhh çok güzel sikiyor beni. Ohhhh çok güzel sikiyor. Ahhhhhh. Immmhhhh…” diyordu.

Manav yine aynı biçimde inanılmaz bir hızla sikiyordu karımın amını. Yüzünde anlatılması çok zor bir ifade vardı.

Şimdi karımın bacaklarını da bırakmış, karımı leğen kemiklerinden kavramıştı iki eliyle. Vücudunun tek kımıldayan yeri akıl almaz bir hırsla oynayan kalçalarıydı yalnızca. Siki karımın amına giriyor çıkıyor, giriyor çıkıyordu. Karımın da zevkten mahvolduğunu görebiliyordum.

Sürekli inliyordu karım. Dizlerinden hafifçe büktüğü bacaklarını havada tutuyordu. Ayakları tıpkı bir balerininkiler gibi aşağı bükülmüştü. İçine girip çıkan sikin altında kendini alabildiğince açık tutuyordu böyle yatarken. Bir elinin parmaklarını saçlarının arasına geçirmişti.

Sonra yine karımın beli gelmeye başladı. Karımın tüm vücudu dalga dalga sarsılıyor, kıvranıp bükülüyordu. Karım durulduğunda Manav karımı tuttuğu gibi yan çevirdi tezgahın üstünde. Sikini karımın amından çıkarmamıştı. Karım şimdi bacakları karnına çekik, yan yatıyordu. Kalçaları tüm güzelliği ve baştan çıkarıcılığıyla adamın gözleri önündeydi.

Manav yine karımın amını sikmeye başladı. Aynı inanılmaz hızlı temposuyla. Yaşamakta olduklarımın etkisini her geçen an biraz daha güçlü olarak hissediyordum. Karım gözlerimin önünde sikiliyordu. Hayvan gibi bir manav karımı sikiyor ve onu zevkten mest ediyordu. Bu arada beni de tabii. Seyrettiklerim beni o kadar çok tahrik ediyordu ki, elimi sikime dokunduracak olsam belimin tekrar geleceğini anlıyordum.

Birden karımın bir elini götürüp kendi kalçalarını okşadığını gördüm. Parmakları o baştan çıkarıcı yuvarlakların arasında dolaşıyordu. Orta parmağı hedefe yaklaşmıştı. Tüm vücudunun titremesinden götüne ulaştığını anladım. Birden soktu parmağını içine.

Götünün küçük deliği am suları ve döllerle sırıl sıklam ıslanıp kayganlaşmış olmalıydı. Manav da büyülenmiş gibi gözlerinin hemen önündeki manzarayı seyrediyordu. Karım parmağını hafif hareketlerle götüne sokup çıkarmaya başlamıştı. Bundan daha açık bir davet olamazdı her halde. Reddedilmesi çok zor bir davetti bu.

Karım çıkardı parmağını götünden. Adamın biraz geri çekilip sikini karımın amından çıkarması, sonra da dibinden tutup hafifçe açılmış bekleyen o küçük göt deliğine dayaması ve bir anda dibine kadar sokması da müthiş bir hızla oldu!

“Ohhhhhh! Götüme soktu sevgilim!” dedi karım, “Ohhhh, şimdi de götümü sikiyor! Götüme soktu o kocaman sikini! Ohhhh! çok güzel sevgilim. Ohhhh! Bir bilebilsen ne kadar güzel! Ahhhhhhh, belim geliyor yine! Ohhhhh sevgilim, adam beni götümden sikerken belimi getiriyor! Ohhhh!” diye diye, karımın tüm vücudu sarsılıyordu yine.

Manav durmak zorunda kalmıştı. Karımın beli geldiğinde, o küçük götünün nasıl bir mengene gibi sıkıştığını öyle iyi biliyordum ki… Herif o kocaman sikini bu sımsıkı deliğin içinde oynatamıyor olmalıydı. Sabırla bekledi. Karımın götü gevşediğinde de yine sikmeye başladı. Hareketleri yine inanılmaz biçimde hızlıydı. Kocaman sikinin karımın küçük götüne bir piston gibi hızla girip çıktığını görebiliyor ve zevkten uçuyordum.

Manav da uçmuştu bu arada. Yüzüne yine o müthiş ifade gelmişti. Sanki öldürmek istermiş gibi sikiyordu karımı. Birden bir kez daha beli geldi karım Karoline’nin. Karımın vücudu mutfak tezgahının üstünde çırpınıyor, kıvranıp bükülüyordu.

Ama adam bu sefer durmamıştı. Sikini hala sokup çıkarıyordu karımın küçük götüne. Yalnızca biraz yavaşlamıştı hareketleri o kadar. Yüzünden onun da belinin gelmek üzere olduğunu anlıyordum. Bu kadar sıkı bir deliğe dayanması olanaksızdı zaten.

Adamın ağzından naraya benzer sesler çıkmaya başladığında Karoline çıldıracak gibi oldu, çığlıklar atıyordu. Benim de kendimi daha fazla tutmama olanak kalmamıştı artık. Bir kez daha geliyordu belim. Ama gözlerimi onlardan ayıramıyordum. Manav hala sokup çıkarıyordu karımın götüne. Tohumlarını karımın götünün içine fışkırtıyor ve durmadan sokup çıkarıyordu.

Sonra birden çıkıverdi siki. Son salvoyu karımın güzelim kalçalarına fışkırttı bu yüzden de. Bir süre öylece kaldılar. Sonra karım elini götürüp kalçasına fışkıran belleri yaymaya başladı. Bir kedi gibi mırıltılar çıkarıyordu.
Şimdi karımı yalnızca seyrediyordu Manav. Karoline elini bu sefer de ağzına götürüp döllü parmaklarını tek tek emmeye başladığında, Manavın gözleri bir kez daha parladı. Siki hala inmemişti. Tüm sinirlerim gerilmiş, bundan sonra ne olabileceğini tahmin etmeye çalışıyordum.

Acaba herif bir daha sikecek miydi karımı. Aslında tüm benliğimle bunu istediğimin farkındaydım. Karımın gözlerimin önünde sikilmesine doyamamıştım. Tüm yaşamım boyu tatmadığım kadar büyük bir zevk almıştım bundan. Bu yüzden de bitmesini istemiyordum.

Birden karımın doğrulduğunu gördüm. Şimdi adamla yüzyüze mutfak tezgahının üstünde oturuyordu. Sonra yavaşça inip onun önünde ayakta durdu. Kollarını Manavın boynuna doladığını ve o güzelim dudaklarının onun ağzına verdiğini gördüm. Herifin iyice sert olduklarından kuşku bile duymadığım sakalları karımın yüzüne batıyor olmalıydı. Ama bundan şikayet etmiyordu karım.

Hiç beklenmedik bir hareketle karımın Manavın önünde diz çöktüğünü gördüğümde, karımın ne yapacağını anlayıp iyice heyecanlandım yine. Sikim bir anda kazık gibi olmuştu yine. Manav biraz şaşkın seyrediyordu karımı. Siki hala kocamandı, ama şimdi am suları ve döllerle ıslanmış pırıl pırıl parlıyordu da üstelik. Doğrusu müthiş görünüyordu.

Karım bir elini uzatıp sıkı sıkı tuttu Manavın sikini. Sonra iyice sokulup herifin taşaklarını yalamaya başladı. Manavın elektrik çarpmış gibi titrediğini gördüm. Karım o kıllı yumurtaları birer birer yalıyor, sonra da alabildiği kadarını ağzının içine alıp emiyordu. Sonunda taşakları bırakıp, az önce hem amına hem götüne giren bu kocaman siki kökünden başlayarak ucuna kadar yalamaya koyuldu.

Sıra sikinin inanılmaz büyüklükteki bir mantara benzeyen başının yalanmasına geldiğinde, herifin titremeleri arttı birden. Karım ağzını alabildiğine açtı ve dudakları o kocaman mantarın üstüne kapandılar. Sikini emmeye başladı. Başı da hareketlenmişti bu arada, ileri geri oynuyordu. Karım küçük hareketlerle Manavın sikini ağzına sokup çıkarıyordu böylece.

Her seferinde de biraz daha fazla alıyordu ağzının içine. Karımın ağzının ne kadar müthiş olduğunu benden iyi bilen olamazdı bu dünyada. İnsanı delirtebilirdi ağzıyla. Karım yarak emmeye bayılıyordu. Çok iyi biliyordum ki, karım Manavın o kocaman sikinin hepsini birden alacaktı ağzına.

Adam büyülenmiş gibi seyrediyordu onu. Karımın başı her ileri gelişinde biraz daha giriyordu siki ağzına. Sonunda burnu adamın pantolonuna dayandı. Becermişti işte. Karım o kocaman yarağın hepsini yutmuştu. Burnundan derin bir inleme çıktığını duydum.

Sonra müthiş bir şey oldu. Adam iki eliyle karımı omuzlarından kavradı. Aynı anda da kalçaları hareketlendi. Sikini karımın ağzına sokup çıkarıyordu. Tanrım! Karımı ağzından sikiyordu. Önce hafif olan hareketleri de giderek hızlanıyordu. Sonra birden kendini kaybetti. Şimdi yine aynı inanılmaz hızına ulaşmıştı. Sikini karımın ağzına sokuyor çıkarıyor, sokuyordu.

Müthiş bir manzaraydı bu. Şimdiye kadar hiç böyle bir şey görmemiştim. Karımı düpedüz ağzından sikiyordu. Kalçalarının her geri hareketinde o kocaman siki neredeyse en ucuna kadar çıkıyordu karımın ağzından, sonra da büyük bir hızla sokuyordu. Gırtlağına kadar hem de.

Karımın zevkten uçtuğunu görebiliyordum, kendini olduğu gibi bırakmıştı. Karımın da şimdiye kadar böyle bir şey yaşamamış olduğuna emindim. Kelimenin gerçek anlamıyla ağzından sikiliyordu. Önce amına, sonra götüne girip çıkan, tohumlarını boşaltan o kocaman kapkara ve kıllı sik şimdi ağzına girip çıkıyordu. Hem de görülmemiş bir hızla.

Karımın kafasından o anda neler geçtiğini bilmeyi çok isterdim. Manav ise yalnızca sikiyordu. Hiç durmadan ve hırsla sikiyordu karımın ağzını. Tanrım! Sikiyor, sikiyor, sikiyordu…

Sonunda Manav yine naralar atarak boşalmaya, tohumlarını bu sefer karımın gırtlağına fışkırtmaya başladığında, zaman kavramını iyice yitirmiştim. Bu müthiş sikişin ne kadardır sürdüğünü bilemiyordum. Gözlerim karımın içeri göçmüş yanaklarındaydı. Hırsla emiyordu Manavın sikini. Sanki içinde tek bir damla döl bile kalmasını istemiyormuş gibiydi.

Bir taraftan da gırtlağının sürekli oynadığını, herifin döllerini büyük bir iştahla yuttuğunu görebiliyordum. Bu sefer belimi getirmemeyi başardım ama. Kendimi öyle bir sıkmıştım ki karnıma ağrılar girmişti. Ama asıl ağrıyan yine tepeleme dolmuş olan taşaklarımdı tabii.

Nihayet Manav geri çekildi. Karımın ağzından çıkan siki artık inmişti. Yorulduğu, hem de iyice yorulduğu belli oluyordu adamın. Bu da normaldi tabii. O kadar çok ve hızlı hareket etmişti ki, bitap düşmüş olmalıydı.

Ama karım da yorulmuş görünüyordu. Yere oturmuştu. Yüzünde öylesine müthiş bir ifade vardı ki, tek başına bu bile bir erkeğin sikini kaldırmaya yeterdi. Manavın sikini pantolonuna sokup fermuarını çektiğini görünce her şeyin bittiğini anladım. Adamın biran önce gitmek istediği belliydi. Karım onu gönderdi.

Karım böyle çıplak ve yeni sikilmiş haliyle o kadar sik kaldırıcıydı ki anlatabilecek kelime bulmak kolay değildi. Karım adamın arkasından kapattığı kapıya sırtını yaslayarak durdu. Aynı anda ben de hareketlendim ve mutfağa gittim.

Karıma doğru yürürken göz gözeydik. Sonra karımın dudaklarının kenarlarındaki parıltıları farkettim. Demek ki manavın döllerinin hepsini yutamamış, bir kısmının dışarı sızmasını engelleyememişti. Bu öyle bir manzara yaratıyordu ki, ağzının sikilmiş olduğu belli oluyordu.

Başım dönmeye başlamıştı yine. Karımın dudakları iyice aralandı. Olamaz! Ağzının içinde de hala döller vardı. İki elimle karımı çıplak kalçalarından kavrayıp kendime çektim. Sağ elimin orta parmağını kalçalarının arasına kaydırdım. Götü alabildiğine açık duruyordu. Vıcık vıcıktı. Biraz bastırınca parmağımı yutuverdi birden.

Götünün içi döl doluydu. Götü birden hareketlenmiş açılıp kapanıyordu. Karımı çevirip duvara domalttım. Götünün küçük deliği de hala açık duruyordu. İçinden sızan döller ince bir şerit halinde bacağına akıyordu şimdi. Karımın,

“Ahhhhh, müthişti sevgilim! Çok güzel sikti beni! Siki de kocamandı, gördün değil mi? Yarağı kocamandı! Ohhhhh, her yerimden sikti beni sevgilim!” diye mırıldandığını duydum.

Karım birden önümde diz çöktü. Taşaklarım yüzüne değiyordu şimdi. Tıpkı Manava yaptığı gibi taşaklarımı yalamaya başladı. İki eli pençe gibi kıçımın yanaklarını kavramıştı. Fazla dayanamayacağımı biliyordum.

“Hadi ağzımı sik kocacığım!” dedi karım birden, “Hadi ağzımı sik sevgilim. Tıpkı Manavın yaptığı gibi Sikini ağzıma sok ve sik! Hadi! Ohhhhh! Hadi sevgilim. Hadi kocacığım!” dedi.

O an için bundan daha çok isteyeceğim hiç bir şey olamazdı. Vücudumun üst kısmını öne eğdim. Sonra da bir elimle bastırıp sikimi tıpkı bir am gibi açılmış bekleyen karımın ağzına soktum. Karımın ağzı ama benziyordu. Gırtlak kasları Manavın o kocaman siki nedeniyle iyice gevşemişti. Hiç zorlanmadan sikimin hepsini yuttu. Küçük dilinin sikimin zonklamakta olan başına değdiğini hissediyordum.

Sokup çıkarmaya, karımı ağzından sikmeye başladım. Burnundan kaçan inlemeler öylesine tahrik ediciydi ki, belimin hemen gelmesini önlemek, bu müthiş zevki uzatabilmek için alabildiğine kasmıştım kendimi. Fırın gibiydi ağzının içi. Islak ve kaygan bir fırın gibi. İnanılmaz güçlü bir vakum makinesi gibi emiyordu sikimi.

Birden bir top gibi patladım. Belim geliyor, tohumlarım bitmek bilmeyen salvolar halinde karımın gırtlağına fışkırıyordu. Karımın vücudu da dalga dalga sarsılıyordu. Bellerimi büyük bir iştahla yutup midesine indiriyordu. Bunun kısacık bir süre içinde kaçıncı kez olduğunu şaşırmıştım.

Uzunca bir süre halının üzerinde sarmaş dolaş yattık karımla. İkimiz de iyice yorgunduk. Karımın yüzündeki mutlu tebessüm o kadar güzeldi ki beni deli ediyordu. Karım kendini bir yabancıya siktirmek istemiş ve bunu elde etmişti.

Gözlerimin önünde sikilmişti karım. Hem de iki günlük sakallı, pek de temiz olmayan kocaman kapkara ve kıllı bir yarağı olan hayvan gibi bir Manav sikmişti karımı. Amından, götünden ve ağzından sikmişti. Karıma,

“Memnun musun bebeğim?” diye sordum.

“Ohhh! Evet sevgilim. Çok güzeldi. Müthiş güzeldi. Peki sen? Sen memnun musun kocacığım?” dedi.

“Evet! Hem de çok!” dedim.

Karım Duygu ve Maceralarımız – 2

Karım Duygu ve ben lisede tanıştık. Bir fransız kolejinde okuyorduk. Duygu o zaman bile tam bir orospuydu. Arkadaş grubundaki diğer kızlarla birlikte okulun en kısa eteğini giyiyordu. Bacak bacak üstüne attığında eteği kıçına kadar açılırdı. Dersleri de çok iyi olduğu için hocalardan izin almasına gerek olmadan derste gömleğini çıkarırdı bazen. Esnemek bahanesiyle kollarını iki yana açarak, ya da gömleğini çıkartırken daracık tişörtünün sardığı dimdik göğüslerini sergilerdi.

“Gel beni sik” diyen yüzü, dolgun göğüsleri, eteğimi nasıl biraz daha açıp daha fazlasını gösterebilirim diye uğraştığı bacakları, vücudunun her yanı güzeldi. Ama en güzel yeri kalçalarıydı. O da farkındaydı bunun ve erkekleri tahrik etmek tenefüslerde oturarak konuşamazmış gibi dirseklerini sıraya koyup, bacaklarını iki yana acıp, kıçını mümkün olduğu kadar havaya kaldırarak domalırdı, derslerde de önünde oturan arkadaşına

birşey söylemek ya da kalem falan istemek bahanesiyle sıraya dayanıp sürekli domalırdı. Gelip geçen de ya sürtünür, ya o da bişey söylemek istiyormuş gibi kollarını Duygu’nun sırtına koyup sınıfın ortasında dakikalarca güzelim götüne dayar, ya da gidip gelip pandik atardı. O da gülümseyerek, ya da bir oyunmuş gibi “yine gafil avladın beni” dercesine parmağıyla işaret ederdi.

Bütün erkekler “Duygu orospusu” diye bahsederdi ondan. Herkes gibi ben de onu bir kez sikebilmek için herşeyimi verirdim. Bütün bir yaz tatilini onu düşünerek otuzbir çekerek geçirdikten sonra, Lise 2`nin ilk günü cesaretimi toplayıp arkasına oturdum. Birkaç hafta içinde baya samimi olduk. Ama ona çıkma teklifi yapmaya korktuğum için bu yakınlık bir işe yaramıyordu. Çünkü artık arkadaş olduğumuz için öyle rahatlıkla seyredemiyordum da onu. Ama birgün edebiyat hocası hastalanıp gelmediği için dersimiz boştu. Herzamanki gibi önündeki arkadaşıyla konuşmak için domalmıştı.

Eteği iyice kısalmıştı. Bir elim fermuarın arasından sikimde, gözlerimi ayırmadan bir metre önümde havada olan yusyuvarlak götüne bakmaya başladım. Dayanılacak gibi değildi. Birden gözlerimi kaldırdığımda kafasını çevirmiş bana bakmakta olduğunu farkettim. Bozuntuya vermemeye çalışarak elimi sikimden çekip sıranın üzerine koydum ama anlamıştı. Beş on saniye bana baktıktan sonra önüne dönüp arkadaşıyla konuşmaya devam etti. Hoşuna gidiyordu erkeklerin ona bakması.

Bütün erkeklerin onu tam bir orospu gibi gördüğünü de iyi biliyordu. Beni en çok tahrik eden şey de bu pervasızlığıydı. Ertesi gün dersler boş geçeceği için sadece 5-6 kişi gelmişti. Yine önümde domalmıştı. Ama bu sefer öyle bir kaldırmıştı ki kıçını eteği nerdeyse beline gelmişti. Birara bana bakıp gülümsedi, dirseklerini çekip sonra sıraya resmen yüzüstü yattı. O anda gördüğüm şey karşısında diğerleri görür mü görmez mi diye düşünmeyi siktiredip yarrağımı iyice dışarı çıkarıp 31 çekmeye başladım.

Altına külot giymemişti ve dönüp arada bir bana bakmayı ihmal etmeden kıçını sallıyor, havaya kaldırıp indiriyordu. Üstüm başım berbat olmasın diye tuvalete gidip boşaldım. O günden sonra ikimizin de bahsetmediği bir oyuna dönüştü sanki herşey. Normal zamanlarda arkadaş gibi sohbet edip, birbirimizden kalem istiyor ya da ödev soruyorduk. Ama birden teşhircilik yapmaya karar verdiği anlarda ikimiz de bişey yokmuş gibi davranıyorduk. 1 saatlik öğle tenefüslerinde kantine ondan önce gidiyor sıraya giriyordum.

Sonra o gelince sıraya önümden girmesine izin veriyordum. Kantinin küçük penceresinden kafasını uzatıp kıçını geriye doğru itiyordu ve sikime bastırıyordu. Kantinciyle şakalaşarak kahkalar atarak kıçını oynatıp sikimi eziyordu. Bu hergün böyle oluyordu. Hergün kantinden dondurma almayı da adet edinmişti. Yemeğini yedikten sonra herkesin azmış bakışları altında o dondurmayı ağzındaki seyredenlerden birinin sikiymiş gibi emer, yalar, sömürür bütün erkekleri çıldırtırdı.

Kışın da dondurma yerine evden getirdiği bir muzla yapardı bunu. Isırmak yerine dudaklarının arasından kaydırarak bir sokup bir çıkartarak resmen emdiği o muz yerine kendi yarağımızın olacağı o günü beklerdik hepimiz.Kışın yemekten sonra kütüphaneye gidip sıcak ortamda test çözüyordu. Yemeğimi bitirip kütüphaneye gittiğimde onu masalardan birine domalmış olarak buluyordum. Girer girmez birkaç arkadaşım yanıma gelip “bizim orospu yine altına külot giymemiş” diyorlardı.

Arkadaşlarla uygun biryer bulup izlemeye koyuluyorduk. Arada bir yanımıza gelip dersle ilgili bişeyler sorup masaya dönüp tekrar aynı pozisyonu alıyordu. Biz de sırayla ik**e bir ordan geçip sürtünüyorduk,ya da eteğini kaldırıp çıplak götüne pandik atıyorduk. Bazen “yapmayın çocuklar” diye gülerek kızar, bazen de dönüp kim olduğuna bakmakla yetinirdi. Baharda yemekten sonra bahçede bir iki arkadaşıyla birlikte yeşilliklerde oluyordu. Arkadaşları bağdaş kurup otururken O, onlara doğru yüzüstü yatıyordu.

Eteği yukarı sıyrılır, bütün erkeklerin ona bakmak için ik**e bir o bölgede volta attğını farkeden arkadaşları onu uyarınca kapatır, sonra tekrar eteği toplansın diye elinden geleni yapardı. Onunla aynı serviste olan arkadaşlarım “serviste bacaklarını iki yana açıp öyle bir oturuyor ki kaç sefer servisten eve gelmeden inip umumi bir tuvalet bulup 31 çekmek zorunda kaldım” diyorlardı.

Bazen üzerinde sadece tişörtü varken arkadaşlarla bunun grubundaki kızları ıslatır su savaşı başlatırdık. En çok da bizim orospuya saldırırdık tabi. Sırılsıklam olmuş tişörtü tamamen yapışırdı ve hiçbirzaman sütyen giymediği için göğüs uçları tamamen ortaya çıkardı. O da gizlemek için kollarını bile kenetlemezdi. Bahçede su savaşından sonra sütyen giymediği ve heryeri ortaya çıktığı için birkaç kez kadın hocalardan azar bile işitmişti.

işte böyle bir teşhirciydi Duygu. Ama öyle kolay elde edilir bir kaşar da değildi. Bütün lise boyunca 2 tane herifle çıkmıştı. Onlardan da ilkine yalnızca götten vermiş, lise 2nin başında çıktığı diğer çocuğa ancak bozdurmuştu. Bütün bunları çıktığı çocuklar bize sonradan anlatıyorlardı tabi. Lise 2nin ikinci döneminde bir iddia üzerine cesaretim ve umudum olmasa da gidip çıkma teklif ettiğimde bunu çok uzun zamandır beklediğini söyledi.

Onun da bende gönlü varmış, öyle dedi. Çıkmaya başladığımız ilk zamanlarda, daha yeni birlikte olmaya başladığımız için, okuldaki hareketlerini düzeltmesini söylemeye cesaret edemiyordum benden ayrılır diye. Daha sikememiştim bile. Ayrıca arkadaşlar arasında baya bi saygınlık kazanmış, okulun en güzel kızıyla birlikte olduğum için baya popüler olmuştum. Bunu bozmak da istemiyordum.

O yine derslerde, tenefüslerde, kütüphanede herkesin bakışları altında domalmaya devam ediyor, iççamaşırı giymiyor, teşhircilik yapmaya devam ediyordu. Onunla çok zaman geçirmeye bizimkilerin yanına gitmemeye başlamıştım. Biraz da Duygu`nun hala eski orospuluklarına devam etmesi yüzünden utanıyordum, o yüzden iyice uzaklaştım arkadaşlarımdan. Zamanla artık alakam olmayan arkadaşlarımın onun etrafında dolanıp seyretmesi hoşuma gitmeye başladı.

“Olum şu kıza bi çeki düzen ver, senin kızarkadaşın değil mi” demek hem onların işine gelmiyordu hem de okulda herkesin korktuğu biriydim o yüzden kimse böyle bir şey söylemeye cesaret edemiyordu. Artık oyunu onlarla da oynamaya başlamıştım yani. Kantine gittiğimizde ikimizin yemeğini almak için Duygu sıraya giriyor, arkadaşlarım arkasına geçmek için itişip kakışıyordu. Sonra içlerinden talihli olan, Duygu`nun benim gözümün önünde geriye doğru çıkarttığı götüne dayarken ben de bundan garip bir zevk alarak izliyordum.

Artık Duygu`ya olan ilgimin boyutu da değişmişti. Artık tek amacım arkadaşlarım Duygu`ya dayarken ya da Duygu`yu domalırken seyrederken onları seyretmekti. Okulda Duygu`dan “orospu” diye bahseden birilerini duyduğumda müthiş zevk alıyordum. Senenin sonuna geldiğimizde birkaç kez sadece ağzına verebilmiştim daha. Ama sikemediğim için büyük bir eksiklik de hissetmiyordum. Onu öyle seyretmek sikmekten bile güzelmiş gibi geliyordu.

Senenin sonuna doğru bazı arkadaşlar Erdek`te bir tatil düzenlemişti. Bizim dönemden birsürü kişi gelecekti. Duygu bu tatilden bir hafta önce biraz güneşlenip yanmak için önce silivri`deki yazlıklarına gitmemizi önerdi ben de tabii ki kabul ettim. Silivri`ye arabayla gidemeyecektik ama. Çünkü evin önüne parkedersek Silivri`deki komşuları görüp ailesine haber verebilirlerdi. Otobüsle gitmeye karar verdik. Duygu o gün kendisinin dapdar ve kısacık beyaz penye bir şort ve belini açıkta bırakan kısa bir tişört giymişti. Kadıköy`den Mecidiyeköy otobüsüne bindik. Otobüs tamamen doluydu ayakta gidiyorduk.

biraz sonra otobüs iyice doldu ve en arkaya kadar ilerlemek zorunda kaldık. En arkada camkenarında ellerimiz önümüzdeki demirlerde tatilimizin ne güzel olacağından bahsediyorduk. Çantalarımızdan birisi tam köşede, diğeri de onun arkasında duruyordu. Duygu bacaklarını büyük çantamızın iki tarafına yerleştirmiş diğer çanta da araya girdiği için camın önündeki demire uzanabilmek için iyice eğilmişti. Tam ailesinin gelecek haftaki tatile izin vermeyebileceklerinden bahsediyordu ki arka kapıdan otobüse kalabalık bir genç grubu bindi. İçlerinden ortaboylu ve oldukça yakışıklı olan bi tanesi diğerlerinden biraz kopmuş yanımıza gelmişti.

Duygu arkasına dönüp baktı ve çocukla gözgöze geldiğinde çocuğu beğendiğini anladım. Farketmemiş gibi yapıp konuşmaya devam ediyordum ben. Tekrar baktığımda çocuk Duygu`nun tam arkasında duruyordu. Sonra ani bir frenle sarsıldığımızda çocuk tutunacak yer bulamamış az daha düşüyordu. otobüs durduğunda çocuk kollarını Duygu`nun iki yanından uzatıp yetişmekte zorlanarak elleriyle demire tutunmaya başladı.

Duygu kafasını çevirip gözucuyla 5-10 saniye çocuğa baktı. Bu şehvetli bakışlar karşısında çocuk iyice cesaret bulmuş pantolonunu delmek üzere olan sikini kızarkadaşımın götüne dayamıştı. Ben bir yandan konuşmaya devam ediyor bir yandan da olanları izliyordum. İlk defa ben yanındayken oluyordu böyle birşey, kızarkadaşımdan utanmıştım ama manzara mükemmeldi: Duygu bacaklarını iki yana açmış, öne eğilmiş ve müthiş kalçalarını Herife sunmuştu. Herif kollarını sevgilimin beline dolamış gibi demiri tutmuş, ileriye bile uzatmak zorunda kalmadığı sikini kendisine kadar gelen göte dayamıştı.

Otobüs hızlandıkça Duygu sanki sarsıntıdanmış gibi sallanıyor, herifin sikinin üzerinde kıçıyla daireler çiziyordu. Arada bir kafasını çevirip herife bakmayı da ihmal etmiyordu. Duygu birden bana doğru eğilip kalabalığın içinde dudaklarımı öpmeye başladı. Bunun götünü herife daha iyi sunabilmek için yeni bir numara olduğunu anladım. Uzun uzun öpüşerek Mecidiyeköy`e varıp otobüsten inince Duygu çocuğa gülerek el salladı. Herif çoktan arkadaşlarına anlatmaya başlamıştı bile. Silivri otobüsüne kalktığı yere gidene kadar çocuğun yarım bıraktığı işi tamamlamak adına elimi götünden ayırmadım.

Silivri`de yazlığa yerleştikten sonra akşam olmuştu. Denize ertesi gün gittik. Hava çok sıcak olduğu için plaj tamamen doluydu. Tenha biryer bulabilmek için kimsenin olmadığı kumsalın sonuna kadar yürüdük. Duygu hemen şortunu ve tişörtünü çıkardı. Herzamanki gibi içine hiçbirşey giymemişti. Benim de üstümdekileri çıkarmamı öyle denize girmenin daha güzel olduğunu söyledi. Etrafta kimse olmadığı için bunda bir sakınca görmedim.

Denize girip şakalaşmaya başladık. Etraftan arada bir birkaç kişi geçiyordu ama çıplak olduğumuzu farketmiyorlardı herhalde. Denizin içinde oynarken birden dudaklarıma yapıştı. Bacaklarını belime dolayınca zaten dimdik olan sikim amına sürtünmeye başladı. Dudaklarımı çekip “seni sikmek istiyorum” dedim. “Sabret biraz. Bu kadar hızlı olmamalı” dedi. Senin gibi bir orospunun böyle birşeyi söylemesi çok ilginç demek istedim ama onu elimden kaçırmamak için susmayı tercih ettim.

Sonra denizden çıkıp tekrar kumlara yattık. Ben hemen şortumu giydim birileri geçer diye. Ona giyinmesini söylemedim, kimse geçmiyormuş gibi yapabilirdim. Yüzüstü yatıp sırtını yağlamamı istedi. Bütün vücudunu yağlamaya başladım. Ben ellerimi vücudunda gezdirdikçe inliyordu. Bundan cesaret alıp amını da yağlamaya başladım. Bundan çok zevk alıyordu. Hırıltılarla inlemeye başladı. Ben parmaklarımı amında gezdirdikçe daha çok inliyordu. Sonunda sarsılarak boşaldı. Ellerime sırılsıklam olmuştu. Siksem bu kadar bağırmazdı herhalde. Birazdan ben de yanına yatıp güneşlenmeye başladım. Ertesi gün de aynı şekilde geçti. Pazartesi günü sabahtan direk Karaköy’deki okulumuza gittik.

Haftasonu geldiğinde herkes Erdek hazırlıklarını bitirmişti. Duygu evden kesinlikle izin alamayacağını düşündüğü için bir plan yapmıştı. Cuma günü eve gidip tatilimizi riske atmamak için okul elbiseleriyle gidecekti ve ablasına telefon edip 1 hafta boyunca onda kalıyormuş gibi yapmasını isteyecekti. Plan yürüdü ve ablası kabul etti. Çoğunluk ayarladıkları otobüslerle gidiyordu. Arabası olanlar da kendileri gelecekti.

Biz de otobüse bindik. Bir otelde kalıyorduk bütün okul. Öğretmenler yoktu ama okulda gibiydik. İlk gün, yerleştikten sonra Erdek`in merkezine gidip bişeyler almaya karar verdik. Tam dışarı çıktık ve bir taksi arıyorduk ki Duygu`yla çıkmaya başladıktan sonra alakamı kestiğim 4 arkadaşım arabalarıyla gelip bizi de götürebileceklerini söylediler. Hemen atladık arabaya. Ama içlerinden biri çok kilolu olduğu için arkaya sığmıyorlardı.

Şişko olan Recep öne oturdu. Ama arkaya hala sımıyorduk . Nasıl oturmamız gerektiğini konuşurlarken, ayakkabımı bağlamak için eğildim. Kafamı kaldırdığımda sorun çoktan hallolmuştu bile: Duygu arkada ortamızda oturan Serkan`ın kucağına oturmuştu. Ahmet arabayı çalıştırdı ve yola çıktık. Duygu`nun üzerinde kısacık okul eteği ve kısacık bir tişört vardı. Sütyeni olmadığı zaten farkediliyordu; hiçbirzaman giymediği için külotsuz olduğundan da emindim. Müziği sonuna kadar açmışlardı.

Duygu müziğe eşlik ederek dans ediyor, Serkan`ın kucağında hopluyordu. Serkan`ın yüzünü baktım, bir yandan büyük zevk alıyora benziyordu, bir yandan da ik**e bir bana bakıyor tepkimi anlamaya çalışıyordu. Duygu arada bir şoför koltuğundaki Ahmet`e birşey söylemek için öne çıkıyor, herkesin amını görmesini sağlıyordu. Herkes dikkatini Duygu`da toplamıştı, hatta Ahmet bile aynadan arkaya bakmaktan doğrudürüst önüne bakmıyordu. Duygu da kahkalar atarak eğlenmeye devam ediyordu. Sikim pantolonumu delmek üzereydi. Onu böyle gördükçe daha çok seviyordum.

Eteği iyice yayılmıştı. Serkan farkında olmadığımı görünce, ya da farkında olsam da kızmadığımı görünce eliini Duygu’nun eteğinin altına sokmuştu. Duygu`da arada bir Serkan`a dönerek bişeyler söylüyor sonra kıçını çalkalamaya devam ediyordu. Arkadaşlarımın arasında bunu yapabileceğini sanmıyordum. Gerçekten tam bir orospuydu kızarkadaşım. Arabadan iner inmez Serkan tuvalet aramaya gitti.

Kızarkadaşımı düşünerek otuzbir çekeceğini düşününce iyice azdım ben de. Dönüşte bu sefer Ahmet`in kucağına oturup, onun sikinin üstünde zıplayarak geldi Duygu. Odamıza çekildiğimizde Onun da azmış olduğunu anladım. “Bugün çocukları çok fena azdırdın” dedim. Hınzır bir gülümsemeyle “Herif birara şortunu açıp sikini amıma dayadı. Salak arabanın içinde sikecekti nerdeyse beni” dedi. Yüzüm kızarmıştı.

Benim hakkımda kötü düşünmesini de istemiyordum çünkü. Ama utandığımı anlayıp eğilip elini fermuarıma attı. Hala taş gibi olan sikimi ağzına alıp emmeye başladı. Gözlerini gözlerimden ayırmadan bir yandan diliyle yalayarak emiyordu. Dayanamayıp ağzına boşaldım. Her damlayı yuttu. Kalktık sarılıp uyuduk.

Ertesi gün öğleye doğru plaja indiğimizde, bütün okul ordaydı. Daha tenha olan biryer bulmak için iyice uzaklaştık. Bisüre güneşlendikten sonra içecek bişeyler almak için kalktım. Biraz ilerideki büfeye gittim. İki cola alıp yerimize dönerken gördüğüm şey karşısında sikim şortumu yırtacak gibi oldu. Dün birlikte Erdek`e birlikte gittiğimiz arkadaşlarım ordaydı. Duygu bikinisini çıkarmış, onların ortasında sırtüstü yatıyordu.

Yanlarına gidip çocukları korkutmak istemediğim için tanımadığım kalabalık bir grubun arkasında bir şemsiyenin altına oturdum ve onları izlemeye başladım. Duygu ik**e bir elini geriye atıp mayosunun kenarını düzeltip duruyordu. Onlar da Duygu’nun kıçına bakarak birşeyler konuşuyorlardı.Ben de artık yanlarına gitme zamanı geldiği için kalktım. Ben yanlarına gittiğimde biraz toparlanıp Duygu`nun yanını bana bıraktılar.

Yanına oturduğumda kızarkadaşımın mayosunu kıçının arasına soktuğunu, mayonun bir tanga gibi ince bir ip halinde amının yarığından geçtiğini gördüm. Sevgilimin güzel amcığının şişmiş dudakları ip gibi mayonun kenarından sarkıyordu. Onu böyle seyrettikçe daha çok seviyordum. Duygu denize girmek istediğini söylediğinde çocuklarla yalnız kaldık. Kimse tek kelime etmiyordu. En sonunda “Biz de denize girelim” diyebildim.

Denizde Duygu hemen yanımıza gelip kahkahalar atarak şakalar yapmaya başladı. Çocuklar benim hiçbirşeye kızmadığımı görerek iyice abartıp onu göğüslerinden tutup geri atıyorlardı. Dalıp altına girip kıçından tutup havaya atıyorlardı Onu. Bebeğimin göğüsleri zıplayıp duruyordu. Akşama kadar öyle geçti.Plajdan otele yürürken Serkan “akşam bilardo oynayalım” dedi. Hepsi buna istekli görünüyordu. Duygu “ben oynayamam..siz gidin” dedi. “biz öğretiriz sana” diye atıldı

Emir. Duygu “yok siz gidin” dedi. Odalarımıza gidip üstümüzü değiştikten sonra otelin altkatındaki bilardo salonuna gittiğimde çocuklar oynamaya çoktan başlamışlardı bile. Duygu gelmediği için hayalkırıklığıyla baktılar bana. Biraz oynadıktan sonra Recep yanıma gelip “verdi mi sana?” diye sordu. Birden ne diyeceğimi bilemedim. Yüzümden cevabı anlamışlardı, o yüzden yalan söylemek istemedim ve “hayır, daha değil. Birkaç kere ağzına verdim o kadar” dedim. Gülmemek için kendilerini zor tuttuklarını farkettim ama kimse bozuntuya vermedi. Serkan utandığımı anlayıp “o da bir şey…

O dudakların arasından sikimi boğazına kadar kaydırabilmek için göt bile verirdim” dedi. aslında sevgilimden tam bir orospudan bahseder gibi bahsetmesi beni rahatsız etmekten çok tahrik etmişti ama kızmış gibi yapmam gerektiği için “hoop olum. Benim kızarkadaşımdan bahsediyorsun” dedim. “Afedersin haklısın…” dediği anda Duygu içeri girdi. Üzerinde pürüzsüz bacaklarını tamamen sergileyen okul eteği ve göbeği açık bir tişört vardı. “İyi insan lafının üstüne gelirmiş” dedi Emir.

“Benden mi bahsediyordunuz?” dedi Duygu. Emir “Evet. Sevgilin senin çok iyi oral seks yaptığını söylüyordu” diye devam edince yerin dibine girecektim nerdeyse. Ama Duygu çok normal bir şeymiş gibi bana dönüp “azdırma çocukları” diyerek güldü. Gülüşmelerden sonra elimdeki ıstakayı Duygu’nun eline sıkıştırdılar ve oynamaya başladılar. Ben Recep’le birlikte kenardaki sandalyelere oturup seyretmeye başladım. Serkan’la Duygu aynı takımdaydı ve bütün atışları sevgilime yaptırıyordu. Karşı takımdaki Ahmet’le Emir de topu sürekli masanın ortasında, ya da uzak taraflarında bırakıyorlar,

Duygu’nun uzanamayacağı yerlerden atış yapması için ellerinden geleni yapıyorlardı. aslında Duygu’nun domalması için bu kadar kasmalarına gerek olmadığını bildiğim için her seferinde gülüyordum. Duygu ıstakayı bile doğru dürüst tutamadığı için her atışta Serkan arkasına geçiyor ve atışı yaptırıyordu. Duygu masaya kasıklarını dayayıp götünü mümkün olduğu kadar havaya kaldırıyor,

Serkan şortunu nerdeyse delmek üzere olan sikini kızarkadaşımın götüne, ellerini de vücudunun iki yanından uzatarak ellerine dayıyor, tam atış yapılacağı zaman bütün vücuduyla Duygu’nun götüne yükleniyor, elleriyle ellerini itiyordu. Biraz biraz ıstakayı tutmayı öğrenince, “hadi bakalım bu sefer sen kendin yap” diyerek eteğin altından Duygu’nun müthiş kalçalarına bir şaplak atıyor, sonra da geri çekilip ona nasıl durması gerektiğini söylüyordu. Duygu oyun ilerledikçe Serkan’ın talimatlarıyla oyunu herzaman oynayan biri gibi bir bacağını masanın üzerine atmaya, arkasından atış yapmaya başladı.

Kahkahalar atarak, alkışlar arasında Duygu’nun götüne ik**e bir pandik atarak oynuyorlardı. Serkan “evet oluyor…Şimdi kıçını biraz daha havaya kaldır…masaya uzan…tamam şimdi vur” diyerek sürekli Duygu’yu yönlendiriyordu. Duygu da bütün talimatları harfiyen yerine getirerek bütün her tarafını gösteriyordu. Bunu tamamlamak istercesine Recep gidip dondurma almış gelmişti. Emir dondurmayı alıp Duygu’ya verirken “sevgilinin çok övdüğü oralı bir görelim dedik…” deyince yine kızgın kızgın baktım ama

Duygu yine gülerek karşılık verdi. Artık terbiye sınırını iyice aşmışlardı. Ama sıra kendinde değilken Recep’in elinde duran dondurmayı, Duygu gidip gelip ağzına alıyor muhteşem bir gösteri yapıyordu. Dondurmanın ucunun etrafında dilini dolandırıyor, sonra boğazına kadar sokuyor, gülümseyerek sımsıkı dudaklarının arasından tekrar dışarı çekip tekrar yalıyordu. Biraz sonra Recep “ellerin yapış yapış olur, oynayamazsın” diyerek dondurmayı ona vermemeye, kendi elleriyle ağzına sokup çıkarmaya başladı.

Duygu gidip domalıyor, atışını yapıyor, gelip bir eliyle Recep’in elini yönlendirerek resmen dondurmaya oral yapıyordu. Recep işi abartıp elini kaçırıyor, Duygu yarağa susamış azgın bir orospu gibi tamamen açtığı ağzıyla saldırıyor, Recep elini indirebildiği kadar aşağı indirip dondurmayı pantolonunun önüne dayıyor, sevgilim de eğilip sikinin yerindeki dondurmayı ağzına alıyordu. Bütün bunlar şakalaşmalar, kahkahalar arasında olduğu için Recep de cesaret bularak dondurmayı birden Duygu’nun ağzına bastırıyor, sevgilimin ağzı, yüzü, döl içinde kalmış gibi bembeyaz dondurma oluyordu.

Duygu da dilini çıkarıp her tarafını yalıyordu. Yarım saat içinde masının çevresine o kadar çok seyirci doluşmuştu ki Duygu hayatının teşhir sahnesini gerçekleştiriyordu. Hatta güzel atışlardan sonra sadece bizimkiler değil, ne taraftan geçerse o taraftaki seyirciler Duygu’nun eteğini kaldırıp güzel götüne şaplaklar atıyor, sertçe kıçının tam ortasına vurdukları elleriyle amını ve götünü mıncıklıyorlardı.

Duygu her masaya domaldığında, her bacağını masanın üstüne kaldırıp atış yaptığında eteği tamamen açılıyor, amı ve daracık götü tamamen ortaya çıkıyor, ik**e bir arkadan atış yapması gerekiyor, iyice geriye kaykılıyor, zaten kısacık olan tişörtün altından dimdik göğüsuçları dışarı taşıyor, Recep’in dondurmasıyla oyun arasında gidip geliyordu. Biraz sonra tuvalete gidip geri geldiğimde seyirciler işi azıtmış

“o duruşa vuruş kaç kuruş yavrum”, “gel biraz da bize domal”, “gel benimkini yala”, “bence dondurmayı götüne sokarsan daha kolay tahrik edersin bizi” diye laf atmaya başlamışlardı. Bütün bunlardan hoşlanmama, Duygu da fazlasıyla eğleniyor görünmesine rağmen “hadi gedilm artık” dedim. Çıkarken yanından geçtiğimiz herkes okul eteğinin altına elini sokup Duygu’ya pandik atmayı ihmal etmedi. Hepbirlikte ordan çıkıp odalarımıza gittik.

Bütün hafta boyunca 6 kişi birarada takıldık. Hatta bazı geceler birbirimizin odalarında oyunlar oynadık. Sondan bir gece önce Monopoly oynayıp, birsürü bira tükettik. Oyun oynarken Duygu sıcaktan bunaldığı için tişörtünü çıkarmış çıplak oturuyordu. Altında yanında sadece onu getirdiği için okul eteği vardı. Oyundan sonra hepimiz halının üzerine yayılmıştık. Sohbet ederken Duygu`nun uyumuş olduğunu gördük.

Kıçını dışarı doğru çıkartıp yan yatmıştı. Başının altına bir yastık yerleştirdik ve sohbete devam ettik. Ama hepsi bir Duygu`nun götüne ve halının üzerine yayılmış göğüslerine, bir bana (bakıyor muyum diye) bakıyordu. Sırayla herkes uyuya kaldı. Ama hepsinin olmasa da bazılarının uyuyor numarası yaptığını farketmiştim. Serkan`la Emir arada bir gözlerini aralayıp herkes uyudu mu diye bakıyorlardı.

Ben de neler olacak görmek için uyuyor numarası yapmaya karar verdim. Ama tamamen karanlık olmadığı sürece uyayamazmış gibi yapıp şapkamı gözlerimin üstüne eğdim. Böylece uyanık olduğumu anlayamayacaklardı. Birazdan tıslamaya, derin derin nefes almaya başlayınca Serkan doğrulup üzerime eğildi. “Tamam uyumuş” deyince Emir de doğruldu. Serkan Duygu`yu yavaşça itip yüzüstü yatırdı. Dönüp bana bir baktıktan sonra eteğini beline kadar sıyırdı. “Hassiktir, orospunun mayo giyeceği tutmuş” dedi.

İki eliyle Duygu`nun mayosunu çıkarmaya başladı. Yavaşça aşağı doğru çekerken bir yandan da bana bakıyordu. Emir`in “yavaş ol uyanıcak” dediğini duydum. “bu orospu uyuyor numarası yapmıyorsa ne oliyim..” dedi diğeri. Emir gülümseyerek karşılık verdi. Serkan mayoyu çıkarıp kenara koyduktan sonra Duygu`nun kalçalarını okşamaya başladı. “Olum ben bu götü sabah akşam sikerim, hem de öyle bi sikerim kiiii off yani…” dedi Serkan. Emir “bu herif hala sikememiş” deyip güldü. Serkan eğilip

Duygu`nun amını yalamaya başladı. Sonra yavaşça yukarı çıkıp götdeliğine dilini sokup çıkarmaya başladı. Bu arada Emir`de bacaklarını öpüp yalıyordu. Serkan tekrar amını yalarken hafif hafif işaret parmağını Duygu`nun götüne sokup çıkarmaya başladı. “Çekil biraz” diyordu Emir ama öteki izin vermiyordu. Ben de boşalmamak için kendimi zor tutuyordum. Serkan şortunu indirdiğinde kazık gibi olmuş siki ortaya çıktı. Siki benimkinden en az 5 santim büyüktü ve çok daha kalındı.

“Napıyosun olum manyak mısın ikimizi de öldürteceksin” dedi Emir. Serkan dönüp bana baktı, uyuduğuma karar verince konuşmadan işine devam etti. Duygu`nun üzerinde mekik çekecekmiş gibi durup, sikini Duygu`nun kalçalarına sürtmeye başladı. Bundan cesaret almış olacak ki Emir de şortunu çıkarıp diğer tarafa geçti. Serkan Duygu`nun amını sikiyle bir aşağı bir yukarı badanalarken, Emir yarağını sevgilimin yüzüne sürüyordu. İkisi de ik**e bir dönüp bana bakıyor sonra devam ediyorlardı. Sonra Serkan iyice hızlandı.

Artık korkusuzca koca sikini Duygu`nun mükemmel amcığına ve götüne sürtüp duruyordu. Emir de ” aç ağzını bebeğim aç ağzını” diyordu. Duygu inlemeye başladı. Bir an uyandığını sanıp durdular ama Duygu “ah..devam et sevgilim..ah” diye tekrar inleyince uykusunda onları ben sandığına karar verip iyice azdılar. “Evet sevgilim al şunu ağzına” diye gülerek sikini Duygu`nun dudaklarına sürüyordu. Duygu inlemeyi abarttığı için ağzı açılmıştı ve Emir sikinin başını kızarkadaşımın ağzına sokmuştu.

Biraz daha sokarsa uyanır diye sadece başını sokup çıkarıyordu. Sonra birden Duygu`nun gözünü açıp bana baktığını gördüm. Tekrar gözünü kapadığında uyuyor numarası yaptığını anladım. Bu beni daha da azdırdı, artık benim de elim sikimdeydi. Serkan`la Duygu inliyor, Emir “hadi sıra bende” diyordu. Sonra Serkan yavaşça Duygu’yu Yüzüstü çevirdi. Duygu’nun gözlerinin hala kapalı olduğunu görüp sikini amına sürtmeye başladı.

Emir de uyanır mı uyanmaz mı önemsemeden Duygu’nun göbeğine oturdu ve sikini bu sefer bebeğimin göğüslerine sürmeye başladı. Serkan koca sikini Duygu’nun amının dudakları üstünde kaydırırken, Emir de yarağını sevgilimin iki eliyle tuttuğu göğüslerinin arasına sokmuş gidip geliyordu. Duygu artık öyle bir inlemeye başlamıştı ki, çocuklar daha da çok tahrik olup hızlanmışlardı. Artık üçü de inlemeye başlamıştı. İkisinin de siklerinden şılap şılap sesler geliyordu. Serkan iki parmağını sikinin altından Duygu’nun amına sokup “Numara yapıyorsun orospu…Sırılsıklam olmuşsun…” diyerek

Emir’i Duygu’nun üzerinden itti ve tekrar ters çevirdi sevgilimi. Tekrar kalçalarının arasında gidip gelmeye başladı. Duygu da tekrar inlemeye başladığında nerdeyse ben de inlemeye başlayacaktım ki Serkan hırlayarak Duygu`nun güzelim götüne fışkırmaya başladı. Duygu’nun götünün yarığından akan döller amından akan sulara karışmış muhteşem bir manzara oluşturmuştu. Serkan sikinin ucunda kalan dölleri de götüne ve bacaklarına silmeye başladığında Emir’in de Duygu’nun ağzına boşalmasını bekliyordum.

Serkan Kalkıp kızarkadaşımın götünden döllerini mayoyla temizlerken Emir hala sikinin sadece başını Duygu’nun dudakları arasından sokup çıkarıyordu. Emir tam sıra ona geldiği için yer değiştiriyordu ki Serkan mayoyu Duygu`ya giydirmeye başladı. Emir napıyosun falan diyemeden mayoyu giydirdi, o sırada Duygu da uyandı ve doğruldu. Hiçbirşeyden haberi yokmuş ve hala çok uykusu varmış gibi yaparak beni de uyandırdı. Odamıza gidip gerçekten uyuduk.

Ertesi gün plaja gittiğimizde Duygu herzamanki gibi üstsüz güneşlenmeye başladı. Diğerleri de gelince denize girdik. Yine şakalaşmalar ellemeler aynı şekilde sürüyordu. Biraz sonra onları yalnız bırakıp dışardan izlemek için denizden çıktım. Yerime gittim ve oturdum. Birden denizin içinde Duygu`nun elinde birşeyi havaya kaldırıp salladığını farkettim. Emir de kahkalar atarak elindeki şeyi almaya çalışıyor Duygu`yu sıkıştırıyordu.

O anda onun Emir`in mayosu olduğunu anladım. Emir iyice yaklaşınca Duygu elindeki mayoyu uzağa fırlattı. EMir de onu yakalayıp dibe çekmeye falan başladı. Biraz sonra suyun yüzeyine çıktığında bu sefer Emir elinde birşey sallıyordu. Hepsi birarada Duygu`yu çembere almaya başladılar. Emir`in elinde salladığı şeyin Duygu`nun mayosu olduğunu o zaman anladım. Birbirlerine atıp Duygu`yu oynatıyorlardı. Duygu da kahkahelarla ik**e bir birilerinin üstüne atlıyordu. Mayosunu geri alamayacağını anlayınca Duygu suya daldı.

Çıktığında bu sefer elinde başka bir mayo vardı. Serkan`ın mayosu olduğunu anladım:; çünkü bu sefer diğer ikisi de kendileri çıkarıp attılar mayolarını. Arkadaşlarım çırılçıplak Sevgilimi aralarına almış ona sarılıyorlar, şaka yapmak bahanesiyle her tarafına elliyorlardı. Sikim patlamak üzereydi. Hepsi mayolarını sudan toplayıp kahkalar atarak kumlara doğru yürümeye başladıklarını görünce hemen sırtüstü yatıp kolumu kafamın üzerine koydum. Duygu gelip yanıma yattığında hala çırılçıplak olduğunu gördüm.

Diğerleri de mayolarını giymemişlerdi. Siklerini sallandırarak gelip yanımıza oturdular. Ama ben orda olduğum için artık daha sakınımlı konuşuyorlardı. Duygu bacaklarını iki yana açıp amını tamamen ortada bırakmıştı. Hepsi gözlerini aynı yere dikmişti. Hepsinin sikleri kazık gibi olmuştu. Hepbirlikte şakalaşıp gülüşüyorlardı. Ben de başımın üzerine koyduğum kolumun arasından onları seyrediyordum. Konular gittikçe sekse geliyordu. Birden Emir “hadi herkes fantazilerini anlatsın” dedi. Kimse itiraz etmedi ama hiçbiri de ilk anlatan olmak istemiyordu. Sonunda Duygu’yu ikna ettiler ve o da anlatmaya başladı:

-Benim aslında tek önemli fantazim var. Mastırbasyon yaparken hep bunu düşünürüm. Üç zenciyle aynı anda birlikte olmak dedi.

-Beyazların suyu mu çıktı? Dedi Serkan. Duygu hınzırca gülerek

-Neden olduğunu anla işte… dedi.

-Büyük yarakları olduğu için mi? Diye sordu Serkan.

-Evet. Üç zenci her tarafımı doldururken hayal ediyorum hep kendimi…dedi Duygu.

Hepsinin gözleri parlamıştı. Sonra Serkan fantazisini anlatmaya başladı:

-Biz otuzbir çekerken hep seni düşünüyoruz Duygu, dedi.

-Beni mi düşünüyorsunuz? Dedi Duygu herkesi çıldırttığının farkında değilmiş gibi gülerek.

-Tam 5 senedir hayalimde senin götünü sikerken fışkırıyorum. Ağzına, göğüslerine, göbeğine, güzelim amcığına, hertarafına fışkırıyorum.

Serkan bunları ilanı aşk eder gibi söyledi. Duygu’nun kızmaktan çok mest olduğunu gören Serkan eliyle kazık gibi olmuş sikini sallayarak

-Büyük yaraklar da sadece zencilerde olmaz…deyip güldü.

-Görüyorum, dedi Duygu ve güneşyağını uzatıp Serkan`a verdi.

Serkan dizleri üstüne oturup yağı Duygu`nun üzerine döküp sürmeye başladı. iki eliyle Duygu`nun göğüslerini güneşyağıyla yoğuruyordu. Duygu gözlerini kapamış, Serkan`ın itip çekmesiyle yattığı yerde ileri geri gidiyordu. Ellerini omuzlarına kadar yetiştiremediği için Duygu`nun bileklerinden tutarak bacaklarını açıp amının dibine kadar girdi. Elleri göğüslerinden omzuna gidip geldikçe, kazık gibi olmuş siki sevgilimin göbeğiyle amı arasında kayıp duruyordu.

Serkan ellerini orospu kızarkadaşımın heryerinde dolaştırıyor, muhtemelen beni kollamak için arada bir etrafına bakınıyordu. Serkan ellerini aşağıya doğru kaydırıp bacaklarının hertarafına sürdükten sonra bir an durup bana baktıktan sonra şişeyi kapatıp kenara koydu. Ben hemen yüzüstü yatıp kolumu kafamın üzerine koydum. Ben ters dönünce Serkan yağı tekrar açıp Duygu`nun kasıklarına sürmeye başladı. Elleriyle daireler çizip gittikçe kızarkadaşımın amına yaklaşıyordu.

Bu arada Duygu`da ters döndü, bacaklarını iki yana doğru açarak yatmaya başladı. Bu sefer Emir şişeyi alıp Duygu`nun sırtına döktü. Omuzlarından başlayıp ellerini bütün sırtında dolaştırıyordu. Ben de kolumun arasından onları seyrediyordum. Duygu “devam et, çok güzel masaj yapıyorsun” diyordu. Emir Duygu`nun bu sözünden cesaret alıp baçaklarının arasına oturup sırtını yağlamaya başladı. Şimdiden damarları şişmiş, nerdeyse karnına paralel olmuş siki de o eğilip ileriye uzandıkça

Duygu`nun hepimizin 5 senedir hasta olduğu kalçalarının arasında ileri geri gidip geliyordu. Emir`in iyice azıp parmaklarıyla amını da yağladığını görünce artık dayanamayacağım sandım. Resmen ben orda olduğum ve Duygu uyanık olduğu halde sevgilimin amına sokup çıkarıyordu parmaklarını. Bunu daha önce ben Silivri`de Duygu`ya yaptığım için ne kadar zevk aldığını tahmin ediyordum. Duygu azar azar kısık bir sesle inlemeye başladı. Herif ellerini amında dolaştırdıkça kıçını havaya kaldırmaya başladı.

Emir baş parmaığını amına, işaret parmağını da havadaki götdeliğine sokunca Duygu’dan bir “ah çıktı” ve kıçını daha da kaldırdı. Hepsi aralarında fısıldaşıyorlardı. Önceki geceden aldıkları cesaretle sırayla yağlamaya başladılar Duygu`yu. Duygu başını ve göğüslerini kuma dayamış arkasına girip çıkan parmakları seyrediyordu. Dizlerinin üstünde kıçını havaya kaldırmış kudurmuş gibi sesler çıkarıyordu. Emir iki parmağını götüne, üç parmaığını da amına sokunca kıçını sallayarak kıvranmaya başladı.

Kafasının tam dibindeki Serkan sikini eline almış resmen otuzbir çekiyordu. Gittikçe Duygu’ya biraz daha yaklaşıyordu. Duygu da arada bir gözlerini arkasından ayırıp Serkan’a ve elindeki sikine bakmayı ihmal etmiyordu. Bir insan bu kadar da yağlanmaz ki, ama Duygu yeter demeden duracak gibi değildiler. Duygu tekrar önünü döndü ve bacaklarını açtı. Artık gözlerini de açmış, güneşten kısmak zorunda olduğu güzel gözleriyle, göğüslerini yağla yoğuran elleri ve amcığının yarığını dün geceki gibi badanalayan yarakları seyrediyordu. Emir sevgilimin bacaklarını tutup havada birleştirdi ve Duygu’yu ikiye katladı.

Artık takla atıyormuş gibi dizleri göğsünde olduğu için amının yarığı tamamen ortadaydı. Parmaklar amına ve götüne girip duruyordu. Göğüsleri dimdik olmuştu. Kesik kesik nefes alıyordu. Biraz daha sürdürürse plajda kendini siktirmek zorunda kalacağını anladı herhalde, yeter dedi sonunda. Biraz orda yattıktan sonra Emir güneşyağını Duygu`ya uzatıp “sen de bana biraz sürer misin?” dedi. Duygu hınzırca gülerek yağı aldı ve yüzüstü yatan Emir’in sırtında ellerini dolaştırmaya başladı. Emir gözlerini kapatmış hayatının rüyasını görüyordu. Sırtı, kıçı ve bacakları yağlandıktan sonra önünü döndü.

Kızarkadaşım yağı bu sefer göğsüne sürmeye başladı. Elleri gittikçe daha aşağı kayıyordu. Sonra Duygu ayağa kalktı, ve Emir’in göğsüne oturdu. Ve olduğu yerden uzanarak yağlı ellerini yavaş yavaş aşağı kaydırmaya başladı. Emir’in siki iyice küçülmüş, taşakları tamamen gevşemişti. Duygu ellerini aşağı doğru kaydırdıkça götünü geriye doğru uzatıyor, amını Emir’in yüzüne yaklaştırıyordu. Emir’in sönmüş sikini eline alıp aşağıdan yukarıya sıvazlamaya başladı. Resmen herife otuzbir çekiyordu.

Emir’in siki orospunun ellerinde gitikçe canlanıyordu. Duygu götünü herifin ağzına doğru uzattıkça uzatıyor, avcuna ik**e bir yağ dökerek elindeki yarakla resmen oynuyordu. Emir’in siki artık tamamen kalkmıştı. Ben artık ağzına alır, birazdan da burda kendini siktirir diye bekliyordum ki Duygu onun kucağından kalkıp yanındaki Ahmet’in göğsüne aynı şekilde oturup bu sefer onun sikini yağlamaya başladı. Ahmet’in siki hemen orospu kızarkadaşımın elinde kazık gibi oldu. Koca sik Duygu’nun eline sığmıyordu.

Duygu iki eliyle birden otuzbir çekmeye devam ederken Ahmet nlemeye “Duygu..Ah..Duygu.. Senin gibi bir orospu görmedim..” demeye başladı. Bunun üzerine Duygu’nun elleri iyice hızlandı. Sikimin üstüne yatmıştım ve kolumun altından herşeyi görüyordum. Kumlara bastırdığım sikim patlamak üzereydi.Tam o anda Ahmet’in koca sikinden döller fışkırmaya başladı. Herif durmak bilmiyordu, Duygu’nun saçlarına kadar attırdı.

Ellerinin içi tamamen döl olmuştu. Serkan o anda Duygu’ya doğru atılıp ayağa kalktı ve ahmetin kucağında oturmakta olan Duygu’nun yüzüne yaklaştırdığı sikini sıvazlamaya başladı. Duygu da önündeki koca sike bakıyordu. Duygu Ahmet in kucağından inip tekrar yere yattı. Serkan kalkıp ayakta Duygu’nun tepesine dikildi. Otuzbir çekmeye devam ediyordu. Sonra Duygu’nun göbeğine oturdu.

Güneşyağını alıp tamamını sikinin üzerine boşalttı. Yağladığı göbeğine dayanmış sikini Duygu’nun göğüslerinin arasına yerleştirip gidip gelmeye başladı. Duygu tekrar inlemeye başlamıştı. Serkan’ın kazığı göğüslerinin arasında kayarken kıvranıyor, hayvanlar gibi inliyorlardı. Sonra Serkan eğilip Duygu’nun dudaklarına yapıştı. Bu noktaya kadar hiç kıskanma duymamış, zevk almıştım. Ama kızarkadaşım Serkan’la öpüşmeye başlayınca gerçekten kıskandım.

Öpüşmeyi kesip göğüslerini sikmeye devam etti Serkan. Bu sırada Emir de gelip Duygu’nun tam yanında otuzbir çekmeye başladı. Serkan bağırararak fışkırmaya başladı ve göğüslerinin arasından dudaklarına ve çenesine kadar döl içinde kaldı sevgilim. “Benimkini de al orospu” diyerek yaklaştı Emir. Serkan kalkıp, Emir yaklaşınca, Duygu uzanıp Emir’in damarları şişmiş sikinin başını ağzıyla kapıverdi.

Artık iş çığırından çıkmış, Duygu da tamamen azmıştı. Emir Duygu’nun ağzında gidip gelmeye başladı. “5 senedir bugünü bekliyordum. Ah bitirdin beni orospu!” diye bağırınca Duygu daha da azdı. kız kendisine her orospu denildiğinde daha da azıyordu. Duygu yalıyor emiyor adeta sömürüyordu herifi. Sonunda Emir ağzının içindeyken patlayıverdi. Döllerin fışkırdığını bile görmedik. Bütün hepsini ağzının içinde boşaltmıştı. Ağzının kenarlarından döller sızıyordu. Sonunda ayağa kalkıp mayosunun altını ve tişörtünü giydi ve “hadi odamıza gidelim” dedi. Kalkıp otele doğru yürümeye başladık.

Otele girdiğimizde gidip içecek birşeyler almamı, geri geldiğimde bana bir sürprizi olduğunu söyledi. Plajda iyice azmıştı orospu, ve bu gece bana verecekti, anlamıştım. Ben de dışarı çıkıp birsürü şey aldım. Yarım saat sonra eve gelip kapıyı açtığımda hediyem salonun ortasında duruyordu. Duygu lise üniformasıyla masaya domalmış, Serkan dizleri üstünde kafasını eteğin altına sokmuş,

Emir ve Ahmet de masanın üzerinde sevgilmin ağzına veriyorlardı. Beni görünce yarakları bırakıp “nasıl? Hediyeni beğendin mi?” dedi. Gülümseyerek koltuğa oturdum ve onları seyretmeye başladım. Serkan eteği yukarı iyice itip Duygu`nun amını ve götünü yalıyordu. kızarkadaşım da bir Emir`in sikini bir Ahmet`in sikini boğazına kadar sokup çıkarıyordu. Birsüre aynı şekilde kaldıktan sonra Serkan “ben artık dayanamıcam. Bu götü sikmek için 5 senedir bekliyorum” dedi. Duygu`yu tutup yanıma getirdi.

Duygu tam eteğini çıkaracaktı ki Ahmet “hayır çıkarma. Okul elbiselerinle sikicez seni” dedi. Serkan müthiş sikini sevgilimin götüne dayadı. Duygu yüzünde neşeli bir ifadeyle bir bana bakıyor bir arkasındaki Serkan`a bakıyordu. Serkan sertçe götüne girdiğinde “ah” diye bağırdı. Serkan yavaş yavaş girip çıkmaya başladı. Duygu “daha sert! köküne kadar istiyorum!” diye inleyince Serkan öyle bir sokup çıkarmaya

başladı ki nerdeyse taşakları da girecekti. Ben bir yandan Serkan`ın hızıyla otuzbir çekerken Emir`le Ahmet de Duygu`nun tekrar ağzına vermeye başladılar. Ahmet Duygu`yu saçlarından tutuyordu, Emir de bir yandan elleriyle göğüslerini okşuyordu. Önce ikisi hayvanlar gibi hırıldayarak ve inleyerek kızarkadaşımın yüzüne boşaldılar. Duygu tek damlasını bile ziyan etmemek istercesine döllerin hepsini yalayıp yuttu. Yaraklarını Duygu`nun yüzüne sürerken Serkan`da götünün içine boşalmaya başladı.

Aynı anda Duygu da “sikin beni. Hepinizi aynı anda istiyorum” diyerek sarsılmaya başladı. Serkan yere uzandı. Daha kendim sikmeden başkalarına siktirdiğim sevgilim de onun koca sikini ağzına alıp emmeye başladı. Serkan kısa sürede tekrar sertleşince kalkıp üzerine oturdu. Koca sik güzelim amında kayboldu. Emir hemen gelip Duygu`nun arkasına geçti. “kaldır kıçını orospu! İstediğini vericez sana!

Evire çevire sikicez seni sevgilinin önünde, merak etme!” diye bağırdı. Duygu öne eğilip götünü azgın bir kedi gibi kaldırdı. Emir, biraz önce Serkan`ın genişlettiği götüne sikini sokup çıkarmaya başladı. Ahmet de sevglimin önüne geçip tekrar ağzına vermeye başladı. Hepsi aynı anda ileri geri hareket etmeye başladılar. Ağzı dolu olduğu için güzel sevgilim sadece sesli harfleri kullanarak inliyor, hırlıyordu.

Emir`le Serkan Duygu`yu ileri itiyor, Ahmet sikini sevglimin ağzından çıkartıyor, sonra tekrar köküne kadar sokuyor, bu sefer Emir`le Serkan çıkartıyorlardı. Duygu artık inlemiyor sürekli “sikin beni” , “daha sert daha sert” diye bağırarak sarsılıyor, diğerleri de hırıltılar arasında “orospu!” diye bağırıyorlardı. İnlemeler, bağırmalar, küfürler arasında tek duyulan ses heriflerin taşaklarının Duygu`nun,amına ve götüne çarpıp durmasından çıkan şap şup sesleriydi. Birara Serkan bana dönüp “sen de bişeyler söyle” deyip güldü. Bense bişey diyemeden 31 çekmeye devam ettim.

Aynı anda Emir de içinden çıkıp “Ne göt varmış sende orospu!” diye bağırarak götüne fışkırdı. Duygu`nun götünden süzülen dölleri Serkan`ın sikine ulaştığı anda Serkan da Duygu`nun okul eteğine fışkırmaya başladı. Ahmet de kızarkadaşımın ağzını sikmeyi bırakıp birkez daha yüzüne döllerini boşalttı. Hepsi ayağa kalktılar. Duygu`yu öyle yüzü ve okul elbisesi tamamen dölle kaplanmış görmekten daha büyük zevk olamazdı benim için. Koltuklara yığılıp birsüre yattıktan sonra sevgilim tekrar hepsinin siklerini yiyerek sertleştirdi.

Sabaha kadar yer değiştirerek, birsürü değişik pozisyonda Duygu`yu evire çevire siktiler. Herkes yorgun birşekilde halıya yığıldığında bile Duygu hala kimisi küçülmüş, kimisi döl içindeki yaraklarla oynuyordu. Kalkıp giyinirlerken Emir Duygu’nun saçlarını okşayıp “esk**en teşhirciydin, artık tam bir orospu oldun” dedi. Duygu da gülümseyerek “daha yeni başlıyoruz… Okuldaki herkesin döllerini yutmadan mezun olmıcam” dedi. Hepbirlikte güldük.

Sabaha karşı giderken “bu orospu her azdığında bizi çağırabilirsin. Hayatımızın kalçaları onlar” dedi Serkan. Sevgilime sarılıp uyuduğum o gece hayatımın en güzel uykusunu çektim ben de. Sonra lisesonda Duygu`yu okulda sikmeyen erkek kalmadı. Bazı derslerimizden geçebilmemiz için bazı hocalara bile siktirdim onu. 2 sene sonra evlendik

Duygu`yla. Ama ona buna siktirmekten kendim sikememiştim daha orospuyu. Evlendiğimiz gece yine “sana bir sürprizim var” dediğinde bizim çocukları gördüm odanın içinde. Duygu`dan yine okul elbisesini giymesini istediler ve yine zifaf gecemizde benim yerime onlar sabaha kadar siktiler güzel karımı. O geceden sonra tabi artık ben de aktif rol almaya başladım. Biraz da ben faydalanıyım diye… Alıntıdır….